Arap Camii'nin sırrı

Arap Camii'nin sırrı
Arap Camii'nin sırrı

En son 1913 yılında onarım gören Arap Camii için Vakıflar Genel Müdürlüğü 2008 de restorasyon kararı almıştı. Onarım sırasında ortaya çıkan tarihi freskler sıvayla kapatıldı.

İstanbul'un ilk camii denilse de o aslında bir Dominiken kilisesi. Restorasyonu sırasında sanat tarihini etkileyecek önemde freskler bulundu ama üzerleri 500 sene önce olduğu gibi sıvayla kapatıldı
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Önceki gün Bülent Arınç’ın katıldığı bir törenle tekrar ibadete açılan Arap Camii, sanat tarihini değiştirecek önemde fresklere de sahip. Ancak, restorasyon sırasında bulunan bu fresklerin üzeri tekrar kapatıldığı için kimsenin haberi yok.
İstanbul Beyoğlu’nda bulunan cami, 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında restorasyona alınmış ve yenilenmişti. Freskleri nisan ayında gündeme getiren NTV Tarih Dergisinin Yayın Yönetmeni Gürsel Göncü, “Bunlar Rönesansın dünyada bilinen en önemli habercileri” diyor. Göncü’nün verdiği bilgiye göre freskler 1999 depreminde sıvalar dökülünce ortaya çıkmış. Cemaat, yaklaşık 10 yıl boyunca freskleri perdeyle örterek ibadetini yerine getirmiş. Vakıflar Genel Müdürlüğü 2008 yılında, en son 1913’te onarım gören cami için restorasyon kararı alınca uzmanlar da inceleme fırsatı bulabilmiş.
Aslında Arap Camii’nin Araplarla bir ilgisi yok. İstanbul’un ilk camii olduğu söylense de gerçekte burası bir Dominiken kilisesi. Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüş, kimilerine göre Granada’dan kaçan Araplar bu civara yerleştirildikleri için cami Arap Camii adını almış.
Yapının kiliseden camiye çevrilmesini ‘dönemin koşulları içerisinde’ normal olarak değerlendiren Göncü, çok değerli fresklerin beş asır sonra tekrar sıvayla kapatılmasını yanlış buluyor. Bu fresklerin, Bizans döneminden kalma bazı yapılarda görülen çok kıymetli eserler olduğunu, ayırt edici tarafınınsa yapılış tarihi itibariyle örneğin Ayasofya’da görülen Bizans fresklerine benzemediğini söyleyen Göncü, “Bu fresklerde hem boyut hem ışık var. Bu bakımdan Rönesans’ın dünyada bilinen en önemli habercileri kabul ediliyorlar” diyor. Göncü, bilimsel görüşlere ve hatta Anıtlar Kurulu’nun kararına rağmen fresklerin sergilenmesi için bir yol bulmak yerine üzerlerinin kapatılmasını ise “İstanbul’a marka değeri açısından büyük bir kayıp” olarak niteliyor.