Arif Mardin önce yıktı sonra sevindirdi

Arif Mardin önce yıktı sonra sevindirdi
Arif Mardin önce yıktı sonra sevindirdi
İpeksi tenor vokali ve usta gitar tekniğiyle dünya çapında yıldız haline gelen Raul Midon, 21 Kasım'da CRR'de sahneye çıkacak. Ünlü prodüktör Arif Mardin'in son keşiflerinden Midon, ilk görüşmesini "Görüşmeye gitarımla gittim ve bir şarkı söyledim. Arif Mardin, 'Üzgünüm' deyince beğenilmediğini düşündüm ve odadan çıktım. Arif odaya birkaç kişi daha getirdi ve yeniden şarkı söylememi istedi" diye anlatıyor.

Müziğe olan tutkunuz çocukluğunuza dayanıyor. Gitar çalmaya çok küçük yaşta başladınız. Peki sesinizi ne zaman keşfettiniz?
Babam hem başarılı bir dansçı hem de şarkıcıydı. Etrafımda hep şarkı söylerdi. Bunun üzerimde etkisi olduğuna şüphem yok. Görme engelliler okulundayken hep arkadaşlarım ve öğretmenlerim hakkında şarkı söylerdim. Onların dediğine göre bu özelliğim onları hep yönlendirdi ve bendeki cevheri çok önceden fark etmişlerdi.

Tek adam şovu olarak müzik serüveninizi sürdürmektesiniz. Şarkılarınızı ve müziğnizi kendiniz besteliyorsunuz, size eşlik edecek müzisyenleri seçiyorsunuz, kendi prodüktörlüğünüzü yapıyorsunuz... Her şeye nasıl yetişiyorsunuz?
İçimdeki müzik aşkı öyle bir hale geldi ki artık kaderimi kontrol etmeye çalışmıyorum. Yazarken, kaydederken ya da sahne alırken kimseye bağımlı değilim; ancak eşim bazı şeyleri koordine etmem için yardımcı oluyor. İlk albüm anlaşmamı Arif Mardin ve Yusuf Mardin ile yaparken bu sektöre dair çok şey öğrenmiştim, şimdi de o tecrübelerimden faydalanıyorum.

Biraz da ünlü prodüktör Arif Mardin’den bahseder misiniz? Atlantic Records ile anlaşma imzalama süreciniz nasıl gelişti?
Aslında bu biraz karışık bir hikaye… Birileri önce bana Arif’in benim müziğimle ilgilenmediğini söyledi. Sonra başka bir kişi eşime Arif’in benimle tanışmak istediğine dair bir mail göstermiş. Ortada farklı hikayeler olunca biz de avukatıma danıştık ve böylece Arif ile tanışmayı başardık. Görüşmeye gitarımla gitmiştim ve şarkı söyledim. Arif “Üzgünüm” deyince performansımın beğenilmediğini düşündüm ve odadan çıktım. Müziğimi beğenip beğenmediğini sorgularken Arif odaya birkaç kişi daha getirdi ve yeniden şarkı söylememi istedi. Bir sonraki görüşmede plak şirketinin genel müdürü ile geldi ve ondan sonrası çok hızlı gelişti. Kontrol hep ondaydı. Arif çok güçlü ve başarılı biriydi. Onu çok özlüyoruz! 



Son albümünüz ‘Don’t Hesitate’te ilk defa prodüktörlük de size ait. Kayıt sürecinden bahseder misiniz?
Aslında kayıt süreciyle ilgili kısa bir video hazırladık. Uzaktan kumandalı yeni bir stüdyoya sahibim, böylece gitar çalarken pedala basabilmek, mikrofon başındayken keyboard ile vokali destekleyebilmek gibi şeylerden faydalanabiliyorum. Görme engelli bir müzisyen olarak bu işin en zor kısmı parçaları düzenleyebilmekti. Bu konuda o kadar başarılı olmadığımı öğrendim. Arif Mardin’le sıkça çalışmış bir mühendis Michael O’Reilly ile bu konuda çalıştım ve şu anda şarkı düzenlemeleri konusunda çok daha iyiyim!

Yeni stüdyonuz Tembererana nasıl kuruldu? Dancing Dots adlı bir şirket kayıt yaptığım ekipmanları yönetebilmem için özel bir bilgisayar sistemi kurdu. Bugünlerde yeni stüdyomdaki bilgiyar iyileştiriliyor, böylece daha çok kanal kullanabileceğim.

Son albümünüzde Richard Bona, Marcus Miller, Lizz Wright ve Dianne Reeves gibi dünyaca ünlü isimlerle çalıştınız. Bu albümdeki favori parçanız hangisi?
Bu sanatçıların hepsini çok seviyorum ve hepsine inanılmaz saygı duyuyorum. Albümde birlikte çalıştığım müzisyenler günümüzde hayatta olan en yetenekli müzisyenler arasında. Albümdeki favori şarkım ise Dianne Reeves ile kaydını yaptığım ‘Make it Better’ parçası. Dianne benim mütevazi stüdyoma geldi ve ışığıyla adeta harikalar yarattı. Bu yüzden o şarkının benim için yeri farklı.