'Artık hepimiz hastalandık'

'Artık hepimiz hastalandık'
'Artık hepimiz hastalandık'

Murat Daltaban?ın (üstte) yönettiği ?Alışveriş ve S***ş? (altta) ile ?Pornografi?, on yıllık zaman dilimi içinde yazılmış, birbirini tamamlayan iki oyun. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Tiyatro Dot'un iki yeni oyunu hakkında konuştuğumuz Murat Daltaban, 'On yıl önce 'Medeniyet paradır' bizi dehşete düşüren bir laftı. Artık sıradanlaştı, çünkü hepimiz hastalandık,' diyor
Haber: ECE BAKTIAYA / Arşivi

İSTANBUL - Her yıl iddialı yapımlarla sezonu açan Dot, bu sezon da geleneğini bozmadı ve ‘in-yer-face’ akımının iyi birer örneği olan iki oyunu sahnelemeye başladı. Oyunlardan biri geçen yıl yorumlanan ‘Vur-Yağmala-Yeniden’ oyununun yazarı Mark Ravenhill’in ‘Alışveriş ve S***ş’ adlı oyunu... Diğeri ise Simon Stephens’ın ’Pornografi’si. Her iki oyun da 80 sonrasında egemen olan liberal ekonomiyi yaygınlaştırma çabalarının beraberinde getirdiği bireyselleşme, dejenarasyonun ve yalnızlaşmanın bizi getirdiği nokta üzerine...
‘Alışveriş ve S***ş’, duygunun kalmadığı, uyuşturucu, şiddet ve bağımlılık duvarlarıyla örülü, herşeyin tüketildiği bir dünyayı anlatan bir tür kara komedi... ‘Pornografi’ ise Londra’daki metro istasyonuna ve bir otobüse yapılan saldırı gibi gerçek olaylarla kurgunun içiçe geçtiği, ‘umut’ların karamsarlığa dönüşünü anlatan bir oyun... 

Dot, her yıl farklı konseptte oyunlar seçiyor kendine ama şehir-mekan-oyun ilişkisi sürüyor. Bu yıl seçtiğiniz oyunları yorumlarken nasıl bir anlatım şeklini seçtiniz?
Dot beşinci sezona girdi. Geçen dört sezon boyunca yaptığımız oyunları şöyle bir taradığınızda beşinci sezonun aslında önceki dört sezonu tamamladığını göreceksiniz. Geçen seneki Dotbilsarda projesiyle başlayan Dot’un kendi sınırları dışına taşan mobil hareketi bu yıl Dotmarsta ile devam ediyor. Dotmarsta projesiyle Simon Stephens’ın ‘Pornografi’ oyununu sahneliyoruz. Mısır apartmanındaki yerimizde ise Mark Ravenhill’in ‘Alışveriş ve S***ş’ oyunu sergileniyor. Dotmarsta projesi için bir oyun hazırlığı daha var. ‘Suratına Tiyatro’ kitabının Selin Girit tarafından çevrilip Mitos-Boyut tarafından basılması (ne kadar bizim girişimimiz olmasa da ben bu sürece onu da dahil ediyorum) ve İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’ne hazırlayacağımız başka bir proje de Dot’un beş senelik sürecine bir noktalı virgül koyacaktır. Bu seneki projeler bu anlamda önemli. Oyunların sahnelenişinde daha önceki oyunlarda benimsediğimiz ve sağlamasını yaptığımız yöntemleri devam ettirmeye çalıştık. Şehir-mekan-oyun ilişkisi üzerine gitmeye devam ettik. Oyunları yaparken o şehrin-semtin bir parçası gibi düşünmeye devam ediyoruz. Şehrin-sokağın oyunun bir uzantısı olması iki oyunda da çok önemli oldu bizim için.
Geleneği bozmayarak ’in-yer-face’ akımına örnek oyunlarla izleyiciyle buluştunuz. Her iki oyunu da ‘hızlı tüketim’, ‘dejenarasyon’ ve ‘umutsuzluk’ eksenine oturtmak mümkün sanırım... İki oyun arasındaki paralelliğe ilişkin yorumunuz nedir?
‘Alışveriş ve S***ş’ 1996’da sahnelendi. Pornografi’nin ilk sahnelenişi ise Almanya’da- 2006. Arada 10 yıl var. ‘Alışveriş ve S***ş’ 1996’da “medeniyet paradır, para medeniyet” dediğinde bu mottonun karşısında dehşet duyup dünyanın gidişiyle ilgili endişeleniyorduk. Bugün geldiğimiz noktada ise bu cümlenin kabulü noktasıdır. Son derece sıradan ve hayatımızın merkezinde bir cümle. Bu cümle karşısında dehşete kapılmıyoruz, endişe duymuyoruz. Artık hastalandık... Korkunç olan bu ve ‘Pornografi’ bu noktadan başlıyor. Eksen olarak seçtiğiniz temalar çoğaltılabilir; yabancılaşma, izolasyon, atomizasyon... 80 sonrasında liberal ekonomiyi hızla bütün dünyaya yayma çalışmaları sırasında “toplum diye bir şey yoktur, bireyler vardır” söylemi kavramsal dejenerasyona sebep olmuş, devlet, toplum, aile ve birey kavramları arasındaki kimyasal bağlar kopma noktasına gelmiş ve kavramların birbirleriyle ilişkisi başka bir kimya üzerinden tanımlanmaya çalışılmıştır. Her iki oyun da bu sürecin evreleriyle ilgili. Her iki oyunda da olan bitenin bedelleri üzerine tartışılıyor. İki oyunun birbiriyle ilişkisi, benim için tarihi bir süreci tamamlaması üzerinden kurulu. Alışveriş ve S***ş geleceğe dair bir kehanette bulunabilirken Pornografi durmuş bir zamana dair... Gelecek yok...
Bu oyunları nasıl seçtiniz?
Pornografi benim için, yazım tekniği, oyunculuk ve reji açısından zorlu bir metin. Riskli bir metin ama çok derin bir etkisi var. Oyunu bildik yollardan anlamaya çalışmak, kısa sürede ulaşacağınız yüksek, ani heyecanlar duymak mümkün değil. Oyunun yavaş yavaş damara zerk edilen bir zehir kıvamı var. Etkisi seyrettikten bir süre sonra ortaya çıkıyor ve ertesi gün etkisi daha da artıyor. Londra’da geçen bir hikayenin Almanya için yazılmış olması da çok ilgimi çekmişti. ‘Alışveriş ve S***ş’ çalıştığım sırada, oyunun ‘Pornografi’ ile yan yana durması fikri beni çok etkiledi. Karakterlerin tarihi bir süreci paylaştıklarına ikna oldum. İki oyunu birlikte çalıştım ve bu her ikisini birlikte düşünmeme neden oldu. ‘Pornografi’deki karakterler son derece gerçek karakterlerdir. Ve oyunun bu gerçekliği yaratmada yanına aldığı bir belgesel malzemesi var ki Londra’daki metro patlamaları -bizim İstanbul’da yaşadığımız patlamalar haftasının benzeri. ‘Alışveriş ve S***ş’ 90’larla başlayan yeni jenerasyon tiyatronun ilk iki oyunundan biri (diğeri Blasted-Sarah Kane). Son 20 yılın çağdaş tiyatrosu üzerine konuşmaya yazmaya bu iki oyunla başlanır.
Seçtiği oyunlarla, ‘klasik tiyatro’ klişelerinden uzak bir dil benimsedi Dot bugüne dek. Oyunda kullanılan dile (küfür, şiddet vb.) ilişkin nasıl tepkiler alıyorsunuz? Oyunun adı bir önyargıya neden olmuyor mu örneğin?
Küfür, şiddet, cinsellik gibi aykırı dil biçimlerinin tiyatroda kullanımıyla ilgili iki ayrı fikir var. Bir grup son derece karşı. Biz oyunları seçerken oyunun içinde küfür olsun diye çabalamıyoruz ama yan yana gelen karakterler, içinde bulundukları koşullar bu karakterlerin dilini belirler. İki genç adamın sokakta birbirleriyle kavga ederken birbirlerine lütfen diye hitap ettiğini gördünüz mü siz? Ya da hayatınızda dolaylı -ya da dolaysız- şiddet görmediğiniz bir tek gün var mı? Ya da her gün gazeteler, tv, alışveriş merkezleri vs. cinselliği gözünüze sokmuyor mu? Her oyun bu öğeleri içermeli demiyorum. Steril bir tiyatro da yapılabilir buna karşı da değilim. Ama sanatta muhafazakar tavra, muhafazakar kişiye karşıyım. Bir Roma heykeline bakıp, heykelin penisini görmek biraz haksız, biraz ayıp, biraz da cahilce bir hal ve tavır. Oyun içindeki argoyla, gündelik argo kullanımı arasındaki farkı koyamamak tuhaf bir şey. Karşımızdaki yazarlar kaba halk komiği üzerine çalışan yazarlar değil dünya tiyatrosuna yön veren çok önemli yazarlar.
Oyunun ismine gelince; Alışveriş ve S***ş tiyatroyu oluşturan dinamikleri harakete geçirmek, provake etmek için seçilmiş bir isimdir elbette. Tepki alması, üzerine tartışılması beklenir. Oyunun kendi de provakatiftir ama dönemi için... Şu an Alışveriş ve S***ş neoklasik bir oyundur. Yani oyunun seneler önceki ilk gösterimindeki efektiyle bizdeki gösteriminin efekti arasında fark var. Seyirci bizi de tanıyor artık ve hınzırca bir gülümsemeyle karşılıyor oyunu... Çünkü ne yapmak istediğimizi biliyor. Oyunu sahneleyebilmemizde seyirci desteğinin büyük payı var. 
Dotmarsta nasıl oluştu?
G-mall’un bir ‘Eğlence ve Kültür Merkezi’ olmasını isteyen Mars Group, Dotmarsta’nın sponsoru. Bu tür mucizevi desteklerle daha çok oyun sahneleyip, daha çok oyuncu ile çalışıp daha çok seyirciyle buluşuyoruz.

Alışveriş ve S**ş, Aralık ayında her çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi 21.00’de Dot’un Beyoğlu Mısır Apartmanı’ndaki sahnesinde(0212 251 45 45) Pornografi ise perşembe, cuma ve cumartesi 21.00’de, pazar 17.00’de Maçka G-Mall’da (0212 251 45 45)