Artık her şey aynı tınlıyor

Artık her şey aynı tınlıyor
Artık her şey aynı tınlıyor
Türkiye'de de çok sevilen Norveçli elektronik müzik ikilisi Röyksopp, pazar günü Urban Festival'de. Hazır müzik yazılımlarıyla 'tınıların aynılaştığını' belirten ikiliye göre fark yaratmak için sınırları zorlamak gerek
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

2000’lerin başından bu yana elektronik müzik sahnesinin dinlemeye doyamadığımız ikilisi, Svein Berge ve Torbjörn Brundtland’dan mürekkep Röyksopp, üç yıl aradan sonra, pazar günü bir kez daha İstanbul ’da olacak. “Eple”, “Poor Leno”, “Remind Me”, “Only This Moment” ve “What Else Is There” gibi kült şarkılara imza atan Norveçli ikilinin, 2009’da İstanbul’da verdikleri konser, teknik sorunlar dolayısıyla, yıllardır bekleyen hayranlarının beklentilerini karşılayamamıştı. Bu kez seslerini daha net duyurmak için bir kez daha İstanbul sahnesine çıkacaklar. Üstelik bu konser, Kuzey Avrupa ’nın bir başka elektronik müzik dehası Trentemoller’le aynı sahnede bulaşacak olmaları açısından da ayrıca önemli ve iki kat daha çekici! Urban Festival İstanbul 2012 dahilinde 30 Eylül Pazar günü, Maçka Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek konser öncesi ikili kafa kafaya verip sorularımızı yanıtladı.

Kuzey Avrupa’nın son derece ‘cool’ bir müzik sahnesine sahip oluşunu neye bağlıyorsunuz?

Buna cevap vermek zor. Ama şöyle bir şey var: Örneğin doğduğumuz yerde, Tromsö’de müzik yapan 7-8 kişi vardı sadece, gerçekten küçük bir rakam. Bu bizce çok ‘cool’du.
Uzun zamandır elektronik müzik sahnesiyle haşır neşirsiniz. 90’ların sonundan bu yana nasıl değişimler yaşandı sizce?
En büyük değişim teknoloji oldu tabii. Bir kere o zamanlar, çok az kişi müzik yapabiliyordu çünkü müzik gerçekten pahalı bir uğraştı. Prodüksiyon ve ekipman konusunda çoğu zaman plak şirketine bağımlı olmak zorundaydınız. Çok zengin değilseniz kendi başınıza asla karşılayamayacağınız rakamlardan bahsedilirdi. Şimdi artık internet var, yeni yazılımlar var. Yaptığınız müziği tek başınıza hem üretip hem dağıtabiliyorsunuz. Soundcloud gibi kanallar aracılığıyla tüm dünyaya dinletebiliyorsunuz. Bu açıdan olumlu bir gelişme var ancak bu da kalitede bir düşmeye sebep oluyor tabii.

Peki bu ortamda ayrışmak için neler yapıyorsunuz? 

Söz konusu tüm yeni, dijital üretim araçlarına şu an isteyen herkes ulaşabiliyor. İster legal bir şekilde satın alınarak, ister illegal şekilde download ederek... Bunun şöyle bir sonucu var, bu hazır müzik yazılımlarıyla yapılan her şey çok ‘aynı’ tınlıyor. Yani en büyük zorluk fark edilmek. Diğer binlercesi arasında yitip gitmemenin yolu da kesinlikle gerçekten eşsiz bir şeyler üretmekten geçiyor. İşte bu noktada kalitenin önemi devreye giriyor. Çünkü sadece profesyonel araçlar ve son teknoloji sizin mesafe almanızı, arayı açmanızı sağlayabilir. Tabii insanın kendi kapasitesi de önemli bu noktada, yoksa düşününce sonuçta herkes aynı ekipmanı kullanıyor. Sadece ekipmanla olacak değil, janrı ayrıştırmak için deneysellik önemli, sınırları zorlamak gerek yani.

Röyksopp dışında ilgilendiğiniz, farklı bir müzik projeniz var mı?

Kendi kendimize çalıp söylediğimiz zamanlar oluyor, kayıtlarını da alıyoruz aslında ama asla yayımlamadık tabii. İnsanların duymasını istemediğimiz, sadece biraz kafamızı boşaltmak için yaptığımız bazı kayıtlar bunlar. Hani şu dalgacı rock kayıtları vardır ya, gitar çalmayı bilmeyen insanlar çalıyormuş gibi vurur tellere, öyle şeyler yapıyoruz, sadece geyik olsun diye. Eğlenceli oluyor.

Neler dinliyorsunuz bugünlerde?

Bizim bir düsturumuz var: Önyargısız dinle! Şarkıyı yapanın kim olduğunu, daha önce ne yaptığını önemsemiyoruz, bizim için yalnızca müzik önemli. O anda canımız, atıyoruz, R. Kelly ya da Dire Straits dinlemek istediyse, dinleriz. Cool olup olmamasını umursamayız. Bizce bu tek bir janr ya da sanatçıya takılmaktan çok daha cool!

Son iki albüm Junior ve Senior bütün bir konseptti. Sırada ne var?

Yeni bir albüm üzerinde çalışıyoruz. Üzerine pek fazla konuşmuyoruz ama albümde yine Kuzey’de mayalanmış bazı seslerin olacağını söyleyebiliriz.

Sizin bir de ‘Istanbul Forever’ isimli bir kaydınız vardı. Nedir bu şarkının hikâyesi?

2001’de ‘Poor Leno’yu kaydederken çok etkilendiğimiz bir isim olan Giorgio Moroder’a bir saygı duruşu niteliğinde bir şeyler yapalım istedik aslında. Moroder, biliyorsunuz, birçok film müziğinin yanı sıra Alan Parker’ın ‘Midnight Express’inin de film müziğini yapmıştı. Biz onun büyük hayranlarıyız. Onun mirasını yaşatmak için yaptığımız müziğe ‘Istanbul Forever’ ismini koymayı tercih etmiştik. Yani aslında direkt İstanbul’dan alınan bir ilham yoktu ortada.