Aşkın öteki yüzü: Hüzün

Uzun insanlık tarihinin bir bölümüne sıkışmış kısacık yaşamlarımıza 'anlam' katan şey nedir? Ne için yaşar, ne için savaşır...
Haber: Murat ÖZER / Arşivi

Uzun insanlık tarihinin bir bölümüne sıkışmış kısacık yaşamlarımıza 'anlam' katan şey nedir? Ne için yaşar, ne için savaşır, ne için ölüm denen hiçlik girdabından korkarız? Yaşamın renklerini ne zaman hisseder, ne zaman coşkun bir nehir misali akmayı dileriz? Ve ne zaman acı çeker, umutsuzluğa kapılırız? Bu soruların farklı yanıtları olabilir. Kimi ülkesini, kimi ailesini, kimi ideallerini, kimi dostlarını, kimi ise özgürlüğünü öne çıkaran yanıtlar verir bu sorulara. Benim gibi, hayatını aşkın dolambaçlı, bir o kadar da dikenli yollarında kaybolmaya adamış kimileri ise, yanıtı tümüyle aşkta arar, aşk üzerine övgü ve yergi sözcükleriyle ifade eder kendini.
Sevginin, coşkunun, mutluluğun, neşenin olduğu kadar; hüznün, acının, umutsuzluğun, karamsarlığın da öteki adıdır aşk. Hong Kong'dan kopup gelen sinema ustası Wong Kar-Wai de bizim gibi düşünüyor olsa gerek, başyapıtı 'Aşk Zamanı'nı (Hua Yang Nian Hua) bu söylem üzerine oturtuyor. Her an avuçlarımızın içinden kayıp gitme riskiyle yaşadığımız aşkların profilini çiziyor büyük usta.
1962'nin Hong Kong'unda başlıyor öykü. Bir binanın küçücük dairelerine aynı gün taşınan Bay Chow (Tony Leung Chiu Wai) ve Bayan Chan (Maggie Cheung), ikisi de evli ve eşleriyle mutlu görünen tiplerdir. Chan'ın kocası, yurtdışı gezileri nedeniyle karısını yalnız bırakmakta, keza Chow'un karısı da kocasını genellikle yalnızlığa terk etmektedir. Bu arada eşlerin yüzlerini, film boyunca bir kez bile görmeyiz. Çünkü Kar-Wai'nin derdi, öykünün baş kişilerine kilitlenmek ve onların hüzünle bezenmiş dünyalarını
'hasarsız' aktarmaktır, tüm can yakıcılığıyla.
Kutsal evlilik kurumu
Başlangıçta, karakterlerin yalnızca birbirlerine selam vermeleri üzerine temellenen bir ilişkinin ipuçlarını gözlemleriz. Chow ve Chan, giderek yakınlaşır ve bir süre sonra eşlerinin onları aldattığını, hem de birbirleriyle aldattığını öğrenirler. Evlilik kurumunun
'kutsallığı'na inanan ikili, tüm düş kırıklıklarına rağmen yakınlaşmakta bir sakınca görmezler. Ancak bu yakınlaşmanın da belli kuralları vardır; neredeyse dokunmanın bile 'günah' sayıldığı bir yakınlaşmadır bu.
Ardı ardına geçen günler, onları tensel değilse de, duygusal olarak aynı noktada buluşturur. Ama aldatılmışlığın acısı, yüreklerinin orta yerine saplanıp kalmıştır kahramanlarımızın. Eşlerinin sadakatsizliği, onların kişiliğinde tam tersi bir etki yaratmıştır. 'Kıstırılmış' bir ilişki yaşamaktadır Bay Chow ve Bayan Chan, görünmeyen, izlenmeyen ve ötesinde hissedilmeyen...
Eski Yeşilçam filmlerindeki kimi âşık portrelerini hatırlarsınız; birbirlerini çok sevmelerine karşın, olumsuz koşullar yüzünden yıllarca bir araya gelemezler. 'Aşk Zamanı'ndaki Bay Chow ve Bayan Chan çifti, oradaki âşıkları hatırlattı bize. Onların 'yasak' bir ilişkiyi yaşarken hissettikleri 'duvar'ın altında ezilmelerini izledik film boyunca.
İçimizden bir şeyler kopar gibi oldu, paylaştık çaresizliklerini ve umutsuzluklarını, hüzünlendik, zaman zaman göz pınarlarımıza hâkim olamadık.
Wong Kar-Wai'nin, karakterlerin kıstırılmışlık duygusunu ustaca yansıtan anlatımı, onları küçük odalar, dar koridorlar, merdivenler ve sokaklar içine hapsediyordu. Ustanın filmlerinin bir kısmının görüntülerine imzasını koyan Christopher Doyle ve projeyi yarısında devralan Mark Lee Pingbin'in loş mekanlarda gerçekleştirdikleri ve karakterleri yakın plana alan görüntü çalışmaları, filmin etkisini sınırlara dayayan unsurların başında geliyordu.
Müziğin duygusallığa katkısı
Mike Galasso'nun, özellikle ağır çekim görüntülerde devreye giren ve insan vücutlarının salınımlarıyla koşut biçimde ağırlığını hissettiren müzik çalışmasını da unutmamak gerek. Filmin yoğun duygusal tonlarını kusursuzluğa kadar taşıyan müziğin altyapısındaki mükemmelliğin de altını çizmeliyiz.
Olanaksızlıklar yüzünden bir türlü son hamleyi yapamayan, aşkın çapraz koşusunda bitap düşen iki 'aşk yorgunu'nu benzersiz bir inandırıcılıkla yorumlayan Tony Leung Chiu Wai ile Maggie Cheung, tabii ki filmin başarısının en büyük mimarlarından. Onların kişiliğinde sabitlenen hüzün, 'Aşk Zamanı'nı melankolik bir başyapıta dönüştürürken, Wong Kar-Wai'nin de 'auteur'lük sıfatını sapına kadar hak ettiğinin ipuçlarını veriyor.
Bu tanımlar ötesi filmi, yaşamını aşkın kırılganlığı üzerine inşa eden tüm sinemaseverlere hararetle öneriyoruz. Aşka dair öğreneceğiniz daha çok şey olduğunu göreceksiniz...