Aslında bütün suç Fatih Akın'da!

Aslında bütün suç Fatih Akın'da!
Aslında bütün suç Fatih Akın'da!

Der Tagesspiegel gazetesi Bora Altaş?ı festivalin yüzü ilan etti. fotoğraf: reuters

Alman basını 'Bal'ı Berlinale'nin en güzel ve şiirsel filmi olarak nitelendirirken küçük Bora Altaş'ın da utangaçlığı ve sessizliğiyle kalpleri kazandığını yazdı
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

Bugün şansımıza, yarışmada yer alan Alman yapımı ‘Shahada’ çıktı. Türkçesi tahmin edebileceğiniz gibi ‘Şehadet’. Kelime-i Şehadet’den geliyor. Yönetmen Afgan bir ailenin oğlu olarak Almanya’da büyüyen Burhan Kurbani. Yönetmenin ilk filmi olan ‘Şehadet’, birçok karakter üzerine kurulu. Türk polis İsmail, bir arabadan çalınan radyoyu karanlıkta silah sanınca tabancasına sarılıyor ve kadın hırsızın karnındaki çocuğu vuruyor. Nijeryalı Samir en yakın arkadaşına tuhaf duygularla yaklaştığının farkına varıyor ve eşcinselliğiyle inancının arasında kalıyor. Açık fikirli bir imam olan Vedat’ın kızı Meryem, özgür bir hayat yaşıyor, ara sıra babası ile tartışıyor ve istemediği bir hamilelikten kurtulmaya çalışıyor. Anlayacağınız Almanya’da yaşayan bu Müslüman insanların hayatları çok zor. Filmi izlerken yaşımı başımı almış olduğuma bir kez daha sevindim. İnanın bu gençlik dönemi çekilmez bir bela. Filmimizin kahramanları yaşamlarında karşılaştıkları zorlukları aşabilmek için İslam’a sarılıyorlar ve Meryem örneğinde olduğu gibi bazen çocuklar babalarından daha tutucu olabiliyor (Uçan Süpürge’den Sevgili Halime Güner’in kulakları çınlasın). Diğer yan karakterleri de dahil edersek, film Almanyada yaşayan müslümanları konu alan ‘Çarpışma’ türü bir yapım. Bu yıl Berlin Film Festivalinde Müslümanlık’la ilgili bir sürü film var. 2006’da ‘Grbavica’ ile Altın Ayı’yı kazanan Jasmila Zbanic’in daha izlemediğimiz ‘On the Path’ adlı filmi de bu konu ile ilgili.
‘Şehadet’, ne yazık ki öykülerini anlatırken büyük tutarsızlıklara düşüyor, klişelere yakalanıyor ve sonuçta izleyicide bir sıkıntı hissi bırakıyor. Filmi izlerken aşurenin içine ne konur diye düşündüm: buğday, üzüm, incir, nohut, fasulye, portakal, ceviz, nar vs. İnanın bu filmde daha fazlası var ama insanın ağzında bir tat bırakmıyor. Şimdi Fatih Akın’ın burada ne suçu var diyeceksiniz. Genç yaşında ‘Yaşamın Kıyısında’ gibi bir film yapıp bir sürü karakteri birbirine çakıştırarak büyük başarı kazanınca bütün genç yönetmenler ona öykünme çabasına giriyorlar: Sonuç hüsran.

Screen’in listesinde üçüncü
‘Bal’la ilgili yazılar Alman gazetelerinde çıkmaya başladı. Der Tagesspiegel’de yayımlanan eleştiri “en sonunda Festivalin bir yüzü oldu” diye başlıyor. Söz edilen “sevimli, düşünceli, dikkatli, boncuk gibi kahverengi gözleri ve kalkık bir burnu olan” Bora Altaş’ın yüzü. Yazı daha sonra Bora’nın utangaçlığı ve sessizliği ile bütün kalpleri kazandığını, ‘Bal’ın ise Festival’in en güzel ve en şiirsel filmlerinden biri olduğunu belirtiyor. “Günlerden beri izlediğimiz depresif filmlerden sonra insanı hayaller kurmaya götüren, sessiz dünyası ile temiz bir rüzgar etkisi yaratan bir film,” olarak tanımlanıyor ‘Bal’. Screen dergisinin Yıldız Savaşları’nda 2,5 puan ile üçüncü sıraya oturan Bal, cumartesi günü açıklanacak ödüllerde kendinden söz ettirebilir.