Asya'dan gelen fırtına

Satpal Ram, 1986 yılında Birmingham'da bir lokantada yemek yerken, altı ırkçı beyazın saldırısına uğradı.
Haber: ASLI ONAT / Arşivi

İSTANBUL - Satpal Ram, 1986 yılında Birmingham'da bir lokantada yemek yerken, altı ırkçı beyazın saldırısına uğradı. Kendisini savunmak isterken birini yaraladı; saldırgan kan kaybından ölünce de tutuklanarak cezaevine kondu. Satpal Ram, ırkçı bir saldırı sonucu sağ kalsa da adaletsizlikle boğuşmak zorunda kalan milyonlarca insandan yalnızca biri.
Bu tür saldırılar sürmekle birlikte, Britanya'ya yerleşen göçmen nüfusun ikinci kuşağını oluşturanlar artık kendilerine daha çok güveniyorlar. İçlerindeki yetenekleri ortaya çıkarmada daha yaratıcı ve istekliler. John Stevens tarafından kurulan ve müzik eğitimi veren Community Music'te bir araya gelen Asian Dub Foundation, çokkültürlülüğünün en güzel ürünlerinden biri. Satpal Ram için 'Self Defence is No Offence' adlı bir kampanya yürüten ADF, Dr. Das, Chandra Sonic, Sun J, Pandit G ve Master D'den oluşuyor. Grup, 'Facts and Fictions', ve 'Rafi's Revenge'in ardından, son albümleri 'Community Music' ile mükemmel bir başarı grafiği yakaladı.
2 Haziran gecesi Levi's Engineered Music Tour kapsamında Maslak Venue'de sahne alan ADF'den Dr. Das ve Pandit G ile görüştük.
Satpal Ram'ın şartlı tahliyesinin söz konusu olduğunu duyduk, bu kez bir sonuç alınabilecek mi sizce?
Satpal Ram, 15 yıl boyunca yaklaşık 50 hapishanede yattı. Bu, artık kişisel bir dava olmaktan çıktı; kampanya sayesinde kamuoyunu ilgilendiren politik bir sorun haline geldi. Amaç, kendisini sistemli olarak izole etmek. Bu tür olaylar, özellikle Kuzey İngiltere'de, yıllardır yaşanıyor. Hedef daima göçmenler. Satpal Ram'ın durumu, bu ay sonunda ya da temmuz gibi kesinleşecek. Bekliyoruz ve ümidimizi kaybetmiyoruz. Bir gün adalet mutlaka yerini bulacak. Bunun yanı sıra 'Campaign Against Rascism and Fascism' gibi oluşumlara da desteğimiz tam.
ADF'nin ADFED adlı bir eğitim kanadı da var. Türkiye'de de bir eğitim programı planladığınızı duyduk...
Girişimler var. Hip Prodiksiyon ve Şişli Belediyesi işbirliğiyle Şişli'de bir müzik stüdyosu açma durumu sözkonusu. Bu stüdyoda yoksul gençlere müzik eğitimi olanağı
sağlanacak. Benzerlerini İngiltere'de yapıyoruz. ADFED bünyesinde eğitim gören iki rap' çi, ile bir davulcu ve perküsyoncu, bizimle turnedeler ve öğrenmeye devam ediyorlar. Devamlı konser veren ve kayıt yapan bir grup olmamız, atölye çalışmalarımızın sürekliliğini zorlaştırıyor. Ancak potansiyel gördüğümüz gençlerin yetişmesini çok önemsiyoruz. ADFED projesi, çocukların ve gençlerin işsizlik, uyuşturucu, vb. nedenlerle işlevsizleştirilmesini engellemeyi amaçlıyor.
İlk albümünüzden bu yana kullandığınız ritimler gitgide çeşitleniyor.
Elimize ne geçerse dinliyoruz. Birbirimizle ve bulunduğumuz ortamlarla inanılmaz bir etkileşim içindeyiz. Örneğin ilk kez Türk stili drum'n bass dinleme fikri bizi çok heyecanlandırdı. Farklı ülkelerde çalmamız, yeni çıkış noktaları bulup, farklı renkler yakalamamıza yardımcı oluyor.
Kullandığınız inanılmaz ritimler için anavatanlarınızı ziyaret ediyor musunuz?
Hayır, onlar buraya geliyor! Zaten herkes burada olduğu için gitmemize gerek kalmıyor! Şaka bir yana, Kuzey İngiltere'de yaşayan farklı kültürlerin müziklerinden etkileniyoruz. Öylesine kozmopolit bir toplumda yaşıyoruz ki, birbirimizden ritimler kapmamız kaçınılmaz. Reggae, ragalar, dub, punk derken olan oluyor.
'Community Music'in açılışını yapan 'Real Great Britain'da Thatcher ve Blair'i eleştiriyorsunuz. 7 Haziran seçimleri yaklaşırken neler söylemek istersiniz?
Muhafazakâr kanat ile Yeni İşçi Partisi iktidarları arasında fazla fark olduğu söylenemez. 20 yıl sonra iktidara sol bir parti gelince biraz olsun umutlanmıştık. Ancak boşunaymış. Öğretmenlere biraz daha fazla maaş veriyor olabilirler ama göçmenlerin yaşam koşullarını iyileştirme gibi bir çabaları yok. Avrupa'daki hükümetlerin ortak tavrını sergiliyorlar. Hepsi kafayı 'ulusal kimlik'e takmış durumda. Hükümetlerin değişmesi politikaların değil, sunumların değişmesi demek. Oy getirecek bir topluluğun üyesi değilseniz, sizi umursamıyorlar bile. Devlet kurumları özelleştiriliyor, okumak gitgide zorlaşıyor. Britanya bu kafayla
Üçüncü Dünya ülkesi olur.
Margaret Thatcher, geçen hafta "Çokkültürlü toplum, birleşik toplum değildir" şeklinde bir demeç verdi...
Bu dünya üzerinde çokkültürlü olmayan bir toplum yok ki! Hükümetler daima toplumların tek tipliğini savunurlar. Ancak, bunu söylemek korkunç tarihsel hatalara yol açar. Britanyalılar da sonradan göç ettikleri bir yerde yaşıyorlar; sonuçta Almanya'dan gelmişler. Özlerine dönmeye çok meraklılarsa, kalkıp Almanya'ya dönsünler ve bizi rahat bıraksınlar!
Britanya'daki göçmenler kültürlerini koruyabiliyor mu, yoksa asimilasyonla mı karşı karşıyalar?
Hiçbiri. Anne babalarımız, gelenek ve göreneklere daha bağlılar. Ancak bir şekilde dışarıdaki hayatı da benimsemek durumundasınız. Ekonomik ve dini öğeler de bunda etkili. Asyalı olsun, Türk, Kürt, Yunanlı olsun, hepimiz aynı durumdayız. ADF'nin esprisi de zaten bu birbirine karışmışlığı yansıtması.