Atatürk de ondan ajanda alırdı

Atatürk de ondan ajanda alırdı
Atatürk de ondan ajanda alırdı
Bir yeni yıl klasiği olan Ece Ajandası, onca 'akıllı' cihaza rağmen hâlen Türkiye'deki kişisel kültür tarihinin önemli tanıklarındandır. Öyle ki sayfaları karıştırılacak olsa Türkiye'nin tarihi yeniden yazılabilir. Milli Reasürans Galerisi'nde açılan 'Bir Defterin Arkasındaki Büyük Aile' sergisi, 104 yıllık Ece Ajandası serüvenini, arkasındaki Kağıtçı Ailesi'nin hikâyesiyle sunuyor. Beş kuşaklık büyük aileyi sergi için derlenen anlatılardan okuyalım...
Haber: Ezgi ATABİLEN - eatabilen@hurriyet.com.tr / Arşivi

KARDEŞLERİN YOLU AYRILIYOR
“Maarif Kütüphanesi’nin kurucusu Babıâli’deki ilk Müslüman Türk kitapçısı olduğu söylenen Hacı Kasım Efendi. İran’ın Hoy şehrinden gelip İstanbul ’a yerleşmiş bir Acem. Uzun yıllar kitapçılık yapmış Babıâli’de. Hacı Kasım Efendi’nin dört çocuğu olduğunu söylüyor Nedret Bey. Biri, Mehmet Ali Bey, doktor. Diğerleri; Açıkel soyadını alan Naci Kasım ve Tutya soyadını alan Hüseyin Bey. Ece Ajandaları’nın, Afitap Yayınevi’nin kurucusu Mehmet Sadık Kağıtçı’nın eşi de Hacı Kasım Efendi’nin kızı. Babalarından devraldıkları dükkânı bir süre birlikte işleten Naci Kasım ve Hüseyin Tutya bir süre sonra ayrılıyor. Naci Kasım Maarif Kütüphanesi’ni devam ettiriyor, saatli maarif takvimini de onlar çıkarıyor. Babıâli’deki Maarif Kitaphanesi, bugün hâlâ aynı ailenin elinde.” (Ayşe Adlı, Aksiyon, 29 Haziran 2009) 


KÂĞIT HAMMALLIĞINDAN KAZANDIĞIYLA ECE’YE BAŞLADI
“Dedem (Mehmet Sadık Kağıtçı) İstanbul’a geldiğinde kâğıt hammallığı yapmış. Anneannemin (Talat Hanım) dediğine göre dedem Valide Camii’nin avlusunda yatmış. Babıâli’de birkaç sene -öyle üç beş gün değil- çalıştıktan sonra, çok sevilen bir insan olmuş, yani hammal olarak bile çok sevilmiş. (ağlıyor) Bir gün birileri, “sen çok kabiliyetli, temiz bir çocuksun, gel, ben sana kartvizit basmayı öğreteyim” demiş. Dedem insan olarak o kadar çok sevilmiş, o kadar çok beğenilmiş ki Cağaloğlu’nda... Dedem de boş zamanlarında, yani hammallık yapmadığı zamanlarda, gitmiş, kartvizit basmayı öğrenmiş. Aynı adam dedeme bir makine vermiş, kartvizit işleri geldiğinde, bu işleri dedeme vermiş. Dedem kâğıt hammalığı ve kartvizit basımından biriktirdiği paralarıyla Afitap Kırtasiye dükkânını açmış. Dükkâna çok güzel sigara kutuları, okkalar, kâğıtlar, kalemler koymuş. Oradan kazandığı parayla Muhtıra’ya (Ece’ye) başlamış. Muhtıra’yı önce eski Türkçe ve Fransızca olarak basmış, zamanla geliştirmiş.” (Perran Piran, Temmuz 2014) 


İSMİNİN ARDINDAKİ İNTİHAR
“Ece’ler 1930’lu yıllarda aşkın defterleri olarak kullanılmaya başlandı. Bir rivayete göre Mehmet Sadık Bey’in büyük oğlu Ahmed Afganistan’a çıktığı seyahat süresinde bir kadına âşık olur. Sevdiceğine vermediklerinde hayatı kararan Ahmed, aşkına sahip olamayacaksa ölmeyi yeğleyeceğini söyler ve kısa bir süre sonra intihar eder. Uğuruna oğlunun kaybettiği kadının da adı Ece olduğundan, ajandaları aşkın defterleri olarak satmaya başlar. Daha sonrasında ilk Türk Dünya güzeli seçilen Keriman Halis’e Atatürk bizzat Ece soyadını verdiğinde, aile Ece isimli ajandayı Keriman Halis’e adar, tekrar bir kadının güzelliğinde Ece isminin yaşaması için.” (eceajandasi.com, Tarihçe)

LOGO EŞİNİN EL YAZISIYLA
“Mürteza Kağıtçı, karısı Cahit Uçuk’un elyazısıyla yazdığı ‘Ece’ yazısını logo olarak kullandı.” (Sedef Günşiray, Haziran 2014)

DÜKKÂN HAYDARPAŞA GARI’NDAN ARTAN MALZEMEYLE YAPILDI
“Cağaloğlu’ndaki eski dükkânın bir özelliği de Haydarpaşa Garı’nın artan malzemelerinden yapılmış olmasıdır. Haydarpaşa’nın mimarı orayı ilk başta büyük planlamış, yurtdışından ona göre malzemeler, gişeler vs. getirilmiş. Mehmet Sadık ondan artan malzemeleri satın almış ve dükkâna koymuş. Afitap’ın Cağaloğlu’ndaki eski dükkânındaki satış tezgâhı aslında bir tren istasyonu bilet gişesiydi.” (Sedef Günşiray, Haziran 2014)


Mehmet Sadık Kâğıtçı 


ATATÜRK VE İNÖNÜ ONDAN AJANDA ALIRDI
“Dede (Mehmet Sadık Kağıtçı) çok vizyoner bir insandı. 31 senesinde Türkiye’de krokodil ajanda yapmış. 34 senesinde Türkiye’ye Montblanc kalem getirmiş, dayı (Mürteza Kağıtçı) da işi geliştirmiş. Çok zevk sahibiydi. İki tane dünya harbinde bu insan ajanda çıkarmaya devam etmiş, bu çok zor bir iş. İki Dünya Savaşı, bir Balkan Savaşı, Kurtuluş Savaşı... Gazetelerin bile çıkamadığı günlerde bu ajanda aralıksız olarak çıkmaya devam etti. Atatürk, İnönü, dedemden ajanda alırmış. Bizde yok ama bildiğim kadarıyla Dolmabahçe’de var.” (Ali Murat Günşiray, Temmuz 2014)

* ‘Bir Defterin Arkasındaki Büyük Aile’ sergisi, 31 Ocak tarihine kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. Adres: Maçka Caddesi No.35 Teşvikiye, İstanbul.