Avignon'un kimlik bunalımı

Her yaz olağanüstü bir açıkhava tiyatrosuna dönüşen Papalar Sarayı'nda, bu eşsiz mekânın hakkını vererek oyun sahnelemeyi başarmak...
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

AVIGNON - Her yaz olağanüstü bir açıkhava tiyatrosuna dönüşen Papalar Sarayı'nda, bu eşsiz mekânın hakkını vererek oyun sahnelemeyi başarmak, iç avluya yerleştirilen 2 bin 200 koltuğu doldurmaktan çok daha zordur. Son yıllarda giderek artan yeni örneklerle pekişen bu gözlem, 6-28 Temmuz tarihleri arasında 55'inci yaşını kutlayan Avignon Festivali'nin iç çelişkilerini de kısaca özetliyor.
Giderek kurumlaşan 'dev' bir festival var karşımızda. Yöneticileri, bir yandan zamanın getirdiği kaçınılmaz aşınmaya karşı direnmeye, öte yandan da, sanatsal etkinliklerin hızla değişen dünyasında yeni yollar aramaya çalışıyorlar. Ayrıca, 50 milyon frangı aşan festival bütçesini besleyen özel ve resmi kaynaklar için temel ölçüt olan izleyici kalabalığını yitirmemeye de özen gösteriyorlar. Başka bir deyişle, Avignon Festivali kabuk değiştirirken; henüz kendine yeni bir sanat çizgisi belirleyemeden, yavaş yavaş eski kimliğini yitiriyor...
Bildik isimler geçidi
Son 10 yıl içinde değişen dengeler bu yılın resmi programında daha da belirginleşmiş. Genç sanatçıların denemeleriyle gelen taze soluğun yoğunluğu azalırken, yıldız oyuncuların yorumlarından destek alan
'tanınmış' yönetmenlerin sahneye koydukları ya da Avrupa'nın başka festivallerinde daha önce izleyici önüne gelmiş olan büyük ortak yapımların oranı üçte bire ulaşmış bile...
Bu durumda, kimi tiyatro sanatçılarının, eleştirmenlerin ya da salt Avignon tutkunlarının, festivalin öncülük işlevini artık yerine getirmemesinden, tazeliğini ve çekiciliğini yitirmesinden yakınmalarına şaşmamak gerekiyor. "Uzun yıllardan bu yana,
Avignon'da ilk kez çok kısa bir süre kalacağız" diyor ve ekliyorlar: "İşte, açılış gecesi yine bir klasik çıkıyor karşımıza. Bu kez sıra Moliere'de. Yine, binlerce kişiyi harekete geçirebilecek popüler bir oyuncu (Pierre Arditi) tanınmış bir yönetmen (Didier Bezace) tarafından yönetiliyor..."
Yakınmakta haklılar. Yıldız oyuncuların
adları çevresinde 'olay' oluşturmak rastlantı
değil, bilinçle izlenen bir yol. Geçen yıl Isabelle Huppert 'Medea' yorumuyla Papalar Sarayı'nda kalabalıklara seslenmiş ve çok başarılı olmuştu. Bu yıl aynı mekanda, Fransız sinema ve tiyatrosunun başka bir tanınmış oyuncusu, Pierre Arditi var. Yine klasik bir oyunu, Moliere'in 'Kadınlar Okulu'nu (Ecole des femmes) yorumluyor... Ve yazının girişindeki genel gözlemi doğrulayan yeni bir örnek getiriyor. Yarım yüzyıldan bu yana büyük oyuncuların korku, heyecan ve umut karışımı duygular içinde çıkmayı bekledikleri bu sahnede, yüksek duvarların ezici görkemine, mistral rüzgârının güçlü soluğuna karşı direnmek ve sanatını doruklara taşımak gerçekten zordur; Pierre Arditi de, Didier Bezace'in daha önceki başarılı mizansenlerine oranla sönük kalan akademik uyarlamasında kendinden bekleneni veremeyerek, düşlediği doruklara tırmanamıyor.
Festivalin diğer önemli gösteri merkezlerinin doluluk oranını artıracak başka 'parlak' isimler de var doğal
olarak. İlginç olan, sinema aracılığıyla adları geniş kitlelere ulaşmış oyuncuların giderek çoğalması. Örneğin, festivalin ikinci yarısında başka bir Fransız klasiğini, Racine'in 'Berenice'ini, Kristin Scott Thomas, Lambert Wilson yönetiminde yorumlayacak. 'Avigon Off' ise başlı başına bir olay, devasa bir şölen; kimilerine göre dev bir karnaval! Tam 20 yıl önce, durmadan
gelişen ve önem kazanan, festivalin kurumlaşmaya başlamasına karşı özgür ve bağımsız bir alternatif sunmak amacıyla
ilk adımını atan 'Avignon Off'ta, bugün benzer tuzaklar içinde bocalamakta... Hızla büyüyen, büyüdükçe ağırlaşan, ağırlaştıkça temel felsefesine ters düşen çıkmazlarda bocalayan bir devasa tiyatro pazarı
o artık. Yaklaşık 100 değişik mekânda (okul bahçeleri, kilise içleri, otomobil garajları, ev avluları, bahçeler, Rhone kıyısındaki mavnalar...) 500 aşkın değişik oyun, konser ve gösterinin toplandığı
'Avignon Off' programının, yarım milyona(!) yakın toplam bilet satışıyla yeni bir doruğa ulaşacağı öngörülmekte. Bu bölümün kalın kataloğunda Mehmet Ulusoy, Roland Topor, Lulu Menase de Sevim Burak uyarlamalarıyla yer alıyor.
Festivalin resmi programını izleyenlerin aldığı bilet sayısının, son yıllarda 100 binin altına düşmediği anımsandığında, Avignon'un yalnız sanatsal ve kültürel değil, aynı zamanda ekonomik boyutlarıyla da çok önemli bir 'olay' olduğu açıkça görülecektir.