Avrupa'ya filmden köprü

Ankara Sinema Derneği'nin düzenlediği Avrupa Filmleri Festivali, diğer adıyla Gezici Festival 10 yaşında. Festivali düzenleyen Ankara Sinema Derneği'nin başkanı Ahmet Boyacıoğlu kaliteden ödün vermeden yollarına devam ettiklerini söylüyor.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

ANKARA - Ankara Sinema Derneği'nin düzenlediği Avrupa Filmleri Festivali, diğer adıyla Gezici Festival 10 yaşında. Festivali düzenleyen Ankara Sinema Derneği'nin başkanı Ahmet Boyacıoğlu kaliteden ödün vermeden yollarına devam ettiklerini söylüyor. Festivalin bir taraftan Avrupa'nın önemli filmlerini Türk seyircisiyle buluşturduğunu, bir yandan da Türk sinemasının seçkin örneklerini Avrupa taşığını belirtiyor. Ahmet Boyacıoğlu'yla 10 yılı konuştuk.
İşe başlarken bu kadar uzun bir yol katedeceğinizi düşünüyor muydunuz?
Yola çıktığımızda, nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Mesela ilk yıl İstanbul'a geldik. Sonra da İstanbul'a gelmenin gereksiz olduğunu anladık. Çünkü İstanbul'un iyi bir festivali vardı zaten. Bu yılla birlikte 26 bin kiyometre yol gitmiş, 14 kentte yaklaşık bin film göstermiş olacağız.
10 yılı değerlendirirsek...
Aslında çok fazla değişiklik yapmadan yolumuza devam ediyoruz. Geriye dönüp baktığım zaman aslında programın fazla değişmediğini görüyorum. Film sayımız genel olarak aynı. Türk sinemasına, üçüncü yıldan itibaren daha fazla ağırlık vermeye başlamışız. Küçük bir festivaliz ama kaliteden ödün vermeden yolumuza devam ediyoruz.
Ama hep bir özen söz konusu. Dışarıdan bakıldığı zaman bu durum oldukça net görülüyor...
Biz, iyi filmler göstermek istedik. Bu yıl 'Avrupa Avrupa'da dokuz film var, 10'uncu film yok. Göstermeye değer 10'uncu filmi bulsaydık hemen programa alırdık. Ama yok. Bazen bir kısa film için iki gün tartışıyoruz. 10 yıl boyunca her şeyi yerine oturtmaya çalıştık, kaliteden hiç ödün vermedik. Popül olmak gibi bir kaygımız hiç bir zaman olmadı.
Gezici Festival, Anadolu'da da oldukça iyi bir sinema seyircisi olduğunu kanıtladı.
Evet. Anadolu'da müthiş bir potansiyel var ayrıca seyirciler çok seçici. Bunu görebilmek için gezmek gerekiyor. Örneğin, Ankara'da öğrenciler kötü film izlediklerini düşündükleri zaman gelip laf ediyorlar. Bursa'da inanılmaz bir seyirci potansiyeli oluştu. Gezici Festival kendi izleyicisini yarattı. Mesela Eskişehir'deki üniversiteli gençler çok çok ilgili. Keza İzmir, her zaman iyi izleyicisi olan bir kent. Kars'ta film gösteriyoruz. Festivalimizin uğradığı kentlerde bir devinim yaşanıyor. Ben açıkçası festivalin bir şeylere katkısı olduğunu düşünüyorum.
Adınız Avrupa Filmleri Festivali olsa da Türk sineması adına da önemli işler yapıyorsunuz.
1995 yılında bu işe ilk başladığımızda bize çok güzel bir eleştiri geldi. Cüneyt Arkın, "Türkiye'de Avrupa sineması da ne oluyor Türk sinemasının suyu mu çıktı" diye eleştirmiş bizi. Aslında bu doğru bir eleştiri. İlk iki yıl Türk filmi yoktu programda. Üçüncü yıldan itibaren Türk filmlerini programa almaya başladık. Bunu yaparken 'Bir film bul koy gitsin' mantığıyla hareket etmedik. Ayrıca Kodak ve Fono Film'le işbirliği yapıp 'Bitmeyen Yol', 'Ah Güzel İstanbul'un yeni kopyasını bastık. Türk sinemasıyla ilgili kitaplar yayımladık.
Buradaki amacımız Türk sinemasının geçmişini incelemek, iyi filmleri ortaya çıkarmak onların yeni kopyalarını yaptırmak. Ayrıca kitaplarla gelecek nesillere kalıcı bir şeyler bırakmak. Ama temel olarak yurt dışındaki festivallerde devamlı Türk filmlerinin tanıtımlarıyla ilgili çalışmalarda bulunduk. Dolayısıyla biz Avrupa sinemasını Türkiye'ye Türk sinemasını da Avrupa'ya taşıyoruz.
Bunun son örneği 'En İyi 10 Türk Filmi' projesi olsa gerek.
Aslında bu projeye biraz önce söylediğim amaçlar doğrultusunda başladık. En İyi 10 Türk filmini seçelim, para bulalım yeni kopyalarını basalım, altyazı koyalım; hem Türkiye'de hem de Avrupa'da izlensin istedik. Geçen yılki festivalde Bursa'dayken Karlovy Vary Film Festivali'nin program direktörü geldi. Filmleri izledi çok sevdi. Onlar, bu yıl Brezilya Toplu Gösterimi yapmayı planlıyordu. Ama sonra iptal ettiler; programa aldılar. Bu proje böylece Karlovy Vary Film Festivali'nde prömiyer yaptı. Başka başka festivallerde de gösterilmeye devam ediyor. Bu yılki Antalya Film Festivali'nde de gösterilecek.



Ankara'dan Van'a...
Gezici Festival dün Ankara'da başladı. Filmler Ankapol Sineması ile Megapol Sineması'nda gösteriliyor. Festival, sonra da Bursa, İzmir, Kars, Van ve Kayseri'ye yollanacak. 112 filmlik bir seçki sunulacak. Festivalde Avrupa'da son dönem üretilen filmler ile klasik mertebesine ulaşmış yapımlar gösterilecek. Sergi Eisenstein'ın 'Ekim'i, Carl-Theodor Dreyer'in 'Jeanne d'Arc'ın Tutkusu', Fellini'nin 'Amarcord'u, Ingmar Bergman'ın 'Güz Sonatı', Haneke'nin 'Şato'su, Wim Wenders'in 'Berlin Üzerinde Gökyüzü', Nanni Moretti'nin 'Sevgili Günlüğüm', Pedro Almadovar'ın 'Kötü Eğitim', Andre van der Hout'un 'İsa'nın Kolu'... Bitmedi, 10 yılın şerefine Sophia Loren ve Marcello Mastroianni'nin rol aldığı 'İtalyan Usulü Evlilik', 'Dün, Bugün, Yarın' ve 'Özel Bir Gün' gösterilecek.
Festival, bu yıl usta yönetmen Metin Erksan'a Onur Ödülü verecek. 'Susuz Yaz' da festivalde gösterilecek. Prof. Kurtuluş Kayalı'nın 'Metin Erksan Sinemasını Okumayı Denemek' de bu yıl festivalin yayımlandığı kitaplardan ilki. İkincisi ise 'Yıldız: Hülya Koçyiğit'.
Tel: 0312 466 34 84