Avrupa'yla edebiyat köprüsü

Avrupa'yla edebiyat köprüsü
Avrupa'yla edebiyat köprüsü

Avrupa Parlamentosu ndaki kapanış toplantısına sekiz ülkeden kırk yazar katıldı.

Goethe Enstitüsü'nün düzenlediği 'Yollarda' projesi, Anadolu'da 24 kenti gezdikten sonra Avrupa'ya geçti ve Brüksel'de sona erdi. Proje kapsamında altmış dört yazar, okurlarla kendi hikâyelerini paylaştı
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

BRÜKSEL - On dört ay, yirmi altı bin kilometre, otuz iki şehir, altmış dört yazar, kırk bin okur... Bu rakamlar, İstanbul Goethe Enstitüsü’nün düzenlediği ‘Yollarda’ projesine ait. Proje, Avrupalı yazarların Türkiyeli, Türkiyeli yazarların da Avrupalı okurlarla buluşmasını sağladı. Avrupa’dan gelen yazarlar, Erzurum, Trabzon, Kars, Muğla, Bursa, Edirne gibi kentlerde öğrencilere kitaplarından bölümler okudu ve sorularını yanıtladı. Onlara, içi kitaplarla dolu otobüs, projenin simgesi niteliğindeki bir tür gezici kütüphane niteliğindeki otobüs eşlik etti. Her kentte edebiyat buluşmalarının yanı sıra tiyatro, müzik etkinlikleri de düzenlendi. ‘Yollarda’ otobüsü tüm Türkiye’yi gezdikten sonra Bulgaristan’dan başlayarak, Türkiyeli yazarlarla birlikte Avrupa’nın başkenti Brüksel’e doğru yoluna devam etti. Son duraktaki son buluşma da Perşembe günü gerçekleşti.
Yollarda projesi, Avrupa Komisyonu’nun ‘ AB -Türkiye sivil toplum diyaloğu’ için kabul ettiği ‘Kültür Köprüleri’ adlı program kapsamında yapıldı. Programın hedefi, Türkiye’de büyük kentlerin de dışına çıkacak yaygın kültür sanat etkinliklerini desteklemek. Nitekim, Goethe Enstitiüsü gibi diğer Avrupalı kültür merkezleri de benzer projeler gerçekleştirdi. İtalyanlar ağırlıklı olarak müzik etkinlikleri düzenledikleri ‘Kalaydeskop Avrupa’yı, Fransız Kültür Merkezi genç gazetecilerin buluştuğu bir internet sitesi olan ‘digitalbridges’ı, İngilizler yani British Council ise ‘Benim Kentim’ adlı projeyi hayata geçirdiler. Beş önemli sanatçının Türkiye’nin beş kenti için özel sanat eserleri üretecekleri ‘Benim Kentim’ daha yeni başladı. Ama tüm bu projeler içinde hiç şüphesiz en yaygın ve ilgi çekeni Goethe Enstitüsü’nün ‘Yollarda’sı oldu.
Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda kırk yazarın katıldığı bir toplantıyla sona erdi ‘Yollarda’. Perşembe günkü toplantının ardından cuma gecesi, Cirque Royal adlı salonda Mercan Dede ve Elif Şafak’ın katıldığı, edebiyat, müzik ve dansın tasavvuf paydasında buluştuğu ‘Sounds of Love’ adlı gösteri yapıldı. Gecede Elif Şafak, ‘Aşk’ romanından Türkçe ve İngilizce bölümler okudu. 

‘Sandığımdan modernmiş’
Anadolu yollarına düşen Avrupalı yazarlar, gördükleri ilgiden hayli memnun. Mesela Brüksel’de konuştuğumuz Björn Kern, ülkesi Almanya’da bile Malatya’daki öğrenciler kadar ilgili ve hazırlıklı bir dinleyici grubuyla karşılaşmadığını anlattı. Kern, Anadolu’nun muhafazakâr diye bildiği kentlerinde karşılaştığı modern yaşamdan etkilenmiş. Bir de gezip gördüğü coğrafyalardan, dinlediği hikâyelerden. Bunları ileride yazacağı romanlarında kullanacağını söylüyordu ki, konuştuğumuz pek çok yazar da benzer izlenimleri paylaşıyordu.
Bulgar yazar Bozhana Apostolova da önceden hazırlanıp kendisi hakkında bir video hazırlayan Trabzonlu öğrencilerden mutlulukla söz ediyor. Trabzon’u ise kat kat medeniyetleri içinde saklayan büyülü bir yer olarak anıyor.
Brüksel’deki toplantıya Türkiye’den Aslı Erdoğan, Özdemir İnce, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz, Ayşe Kulin, Mario Levi, Şebnem İşigüzel, Ayfer Tunç, Murat Uyurkulak ve Buket Uzuner katıldı.  Onların da birçoğu yeni okurlara ulaşma olanağı verdiği, özellikle Türkiye kökenli gençlerin coşkusuna şahit oldukları için hayatlarından memnundu.
Bu büyük ve zorlu projenin arkasında, Goethe Enstitüsü’nün müdürü Claudia Hahn-Raabe ve ekibi var. Raabe, Türk edebiyatı için yaptıklarıyla bizim yazarlar arasında sevilen birisi. Türkiye’de toplumla iletişim kurmak için en iyi sanat dalının edebiyat olduğuna karar vermiş ve ‘Yollarda’ projesini gerçekleştirmiş.
Yollarda projesi sona erdi. Ama herkesi çok memnun bırakan bu proje, şimdi biraz da kendiliğinden devam edecek. Mercedes’in sponsorluğunda hazırlanan otobüs yine Anadolu kentlerini dolaşacak. Bu kez sadece çocuk kitaplarıyla dolup daha uzun kalmak üzere...

Claudia Hahn Raabe: ‘Zihinlerde yeni pencereler açtık’

‘Yollarda’nın yöneticiliğini Claudia Hahn-Raabe üstlendi.

‘Yollarda’ projesi nasıl ortaya çıktı?
‘Kültür Köprüleri’ kapsamında bizden de bir proje talep edilince biz hikâyeler anlatmayı, yani edebiyatı seçtik. Türkiye ayağında üniversite ve liselerdeki okuyucu kitlesine ulaşmayı hedefledik, çünkü Türkiye’de edebiyata ilgi duyan en yoğun kesim öğrenciler. Gideceğimiz kentler için Milli Eğitim Bakanlığı’yla, YÖK’le görüştük, bizi desteklemelerini istedik. Kültür Bakanlığı’yla birlikte çalıştık. Projenin heyecan yaratması desteği de beraberinde getirdi.

Türkiye ve Avrupa ayaklarını karşılaştırır mısınız, ne tür farklılıklar vardı?
Türkiye’de katılımcıların yüzünde merak, sözlerinde açıklık gördük. Türkiye ayağında daha başarılı olduk çünkü gittiğimiz her yerde sorunların üstesinden gelebildik. Sofya’ya vardığımızda ‘Tamam dedik Avrupa’dayız artık’, işler daha yavaş ve ağır yürüyordu. Türkiye’deki paylaşım, yardımlaşma, son dakikada mucizevi şekilde çözüm üretme gibi şeyler yoktu orada. Sofya ve Bükreş’te Goethe Enstitüsü’nün olması işimizi kolaylaştırdı, diğer şehirlerde ise etkinliği duyurmaktan tutun otobüse yer bulmaya kadar pek çok konuda zorlandık. Türkiyeli çocuklar Avrupalı yazarlarla bir araya geldiğinde anlaşmaya çalıştıklarını, iletişim kurmak istediklerini gördük. Avrupa’da ise Türkiye’den yazarları oraya götürmüş olmamıza şaşırdılar ve hatta bazıları ‘Bir Alman Enstitüsü olarak neden Türk yazarları getirdiniz’ diye de sordu. ‘Herkes gibi onları da tanımalısınız, yakında hep beraber olacağız ve iletişim kurmak zorundasınız’ dedim yanıt olarak.

Projenin amacına ulaştığını söyleyebilir miyiz?
Sanırım tek bir an, bir pencerenin açılmasına yetiyor. Alışık olmadığınız farklı taleplerle yorumlarla karşı karşıya geliyorsunuz ve medya üzerinden insanlara ulaşmakla konuşmak arasında büyük fark olduğunu görüyorsunuz. Bu iki tarafa da pencere açma girişimi, Urfaya gitmeyi şimdiye kadar aklından hiç geçirmemiş bir yazarın yeniden Urfa’ya gitmek istiyor olmasını sağladı mesela. Ya da Joseph Winkler tekrar Van’a giderek oradaki büyüleyici atmosferi solumak istiyor tekrar.  Dinleyiciler açısından da bakış açılarını genişleten, tartışma fırsatını yakaladıkları bu ortamlar önemli bir anahtar oldu.  

Bundan sonra neler olacak, yeni projeler var mı?
Üzerinde çalışılmaya değer bir deneyim yaşadık. İnsanları bir araya getirmek çok önemli, bunu yapmadığınız zaman iletişimden bahsedemezsiniz. Hatırlamak, göç, köklerinden kopmak, politik müdahaleler, ekonomik ihtiyaçlar... Özellikle Türkiye ve doğu Avrupa ülkeleri için ortaya çıkan tüm bu başlıkların üzerine gitmek için devam etmek gerek. Çünkü gelecek için tek umudun geçmişle barışmak ve hesaplaşmak olduğunu bir kez daha anladık. Bu saptama, bizim bundan sonra ne yapacağımızı belirleyecek.