'Ayaklarımızı sağlam basıyoruz'

'Ayaklarımızı sağlam basıyoruz'
'Ayaklarımızı sağlam basıyoruz'

Dikmen Gürün, tüm tiyatroları perdelerini kapatmayıp festival sırasındaki coşkuya katkıda bulunmaya davet ediyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Tiyatro Festivali'nin yönetmeni Dikmen Gürün, 'Dünyanın diğer festivallerinden ortaklık teklifleri alıyoruz, yabancı yönetmenler oyun izlemeye İstanbul'a geliyor. Yani iyi bir yerdeyiz ve ayaklarımız sağlam basıyoruz' diyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL - Biletler satışa çıkar çıkmaz Lale Kart üyelerince kapışılan John Malkovich’in başrol oynadığı ‘Şeytani Komedya’yı da programına alarak meraklılarını heyecanlandıran tiyatro festivali geldi çattı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival yarın Cemal Reşit Rey’de Engin Uludağ’ın yönettiği ‘Hekate’nin Şarkısı’yla başlayacak ve 10 Haziran’a kadar sürecek. Bir önceki festivalin basın toplantısında gözleri dolan Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali yönetmeni Dikmen Gürün’ün bu kez keyfi yerinde. “Bu sene daha yoğun bir program sunuyoruz” diyerek söze başlayan Gürün’le 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ni konuştuk...
Önceki festival biraz eleştirilmişti yabancı grupların azlığı dolayısıyla. Bu sene herkes memnun görünüyor.
Evet, bu sene daha yoğun bir program sunuyoruz yabancılar açısından ama, geçen senenin de hakkını yemeyelim. William Forsythe, Nekrosius, Meno Fortas Tiyatrosu, Fanny Ardant, Hotel Proforma vs. vardı ki bunlar azımsanacak isimler değil. Tabii ki eleştirilere açığız. Bu sene şans biraz daha yüzümüze güldü. Alman ve İtalyan Kültür merkezlerinden çok iyi destekler aldık. Japon devleti Türkiye’de Japonya Yılı olduğu için destekledi festivali. Tiyatro festivali, zor bir festival. Geniş maddi katkı istiyor. Biz de çıtayı hep yüksek tutmak istediğimiz için nitelik üzerine odaklanıyoruz, nicelik değil. 
Bu senenin eleştirisiyse Kürt Tiyatro gruplarından geldi. Projelerine yer verilmediği için basın açıklamaları vs. yaptılar. Bu konuda ne diyorsunuz?
Bu konu üzerinde aslında hiç konuşmak istemiyorum. Biz Kürt tiyatrosuyuz bize pozitif ayırımcılık yapacaksınız tavrı için ben ne diyebilirim ki? Etnik farklılıklarını bir avantaj olarak kullanarak dayatma çabaları festivalin yapısına hiç uygun düşmüyor. Biz, toplulukları milliyetleri ve etnik kökenlerine göre davet etmiyoruz. Bunu açıkladık ama anlamamakta ısrar ettiler. Kaldı ki, bu yıl Tiyatro Boyalı Kuş, festivalde Kürt oyuncularla ‘Nora/Nûre’ adlı Kürtçe bir oyun sergiliyor.
Bu yıl İstanbul Avrupa Kültür Başkenti ama, İstanbul temalı işler yok...
Ben de İstanbul odaklı oyunların programda geniş bir biçimde yer almasını isterdim ama, bize gelen projelerde İstanbulla ilgili bir öneri yoktu. Şehir Tiyatroları ‘Yine Bir Gülnihal’i yapacaktı ama, olamadı çünkü yönetmeni hastalandı. Şimdi ‘Edebistanbul’ okumalarını heyecanla bekliyorum. Ayşe Nil Şamlıoğlu’nun rejisini yaptığı ve Şehir Tiyatrosu oyuncularının yer aldığı edebiyatçılarımızın yapıtlarından okumalar. Bu yıl temalarımız ‘Sorgulamalar’, ‘Kimlikler, Çelişkiler’, ‘Savaş, Şiddet, Özgürlük’, ‘Çehov’un Doğumunun 150. Yılı’, ‘Dansta farklı anlatımlar’ gibi temalar...  
Sanıyorum ilk kez AKM’siz bir tiyatro festivali yapacaksınız. Bu durum festivali nasıl etkiledi?
Biliyorsunuz AKM’nin kapısına 2008 yılının 30 Mayıs’ında kilit vuruldu, hatta biz Haziran’da gelecek bir grubu o yüzden getiremedik. Gerçek bu! Hemen onarım için çalışmalar başlıyordu. Bugün 2010 Mayıs’ı ve yine AKM’nin kapıları kapalı. Boş bekliyor... Konuşmalar, tartışmalar, mahkemeler ve sonuçta elimizde kocaman bir ‘hiç’ var... Kimler sorumlu bu süreçten? Bu engellemenin bir biçimde hesabının verilmesi gerektiğine inanıyorum. İnsanlara bir açıklama yapılmalı. Düşünebiliyor musunuz opera, bale Süreyya’nın küçük sahnesine sığmaya çalışıyor.
İstanbul Tiyatro Festivali, Türkiye’nin önemli bir festivali. Sizce dünyada yapılan festivaller arasında nerede duruyor?
Ben karşılaştırma yapmayı sevmiyorum. Her festivalin kendine göre bir özelliği, bir yapısı var. Ama şunu söyleyeyim İstanbul Tiyatro Festivali takip edilen bir festival. Bizimle ortak çalışmalar yapmak isteyen Avignon gibi, Atina&Epidaurus, Barselona gibi festivaller var. Yakında Napoli Festivali yönetmeni görüşmeler yapmak üzere geliyor Festivale. İyi bir yerdeyiz ve ayaklarımız sağlam basıyoruz. Bu yıl tiyatro yönetmenleri gelecek yerli oyunları izlemek için. Ne kadar güzel bir şey bu... Tabii bu festivale katılmayan fakat, oyun sahnelemeye devam eden gruplar için de geçerli.
Her zaman söylüyorum, festival süresinde festivale katılmayan topluluklar da oyunlarını oynamalılar ki bir çeşitlilik olsun. Biz de o toplulukların broşürlerini festival mekanlarında dağıtalım, seyirciyi yönlendirelim. İzleyici ille de festival oyunları izleyecek değil. Festival bir coşku ve bu yaşanmalı sonuna kadar...