Ayhan Sicimoğlu öneriyor: Müthiş bir...

Ayhan Sicimoğlu öneriyor: Müthiş bir...
Ayhan Sicimoğlu öneriyor: Müthiş bir...
Garanti Bankası sponsorluğunda düzenlenen 22. İstanbul Caz Festivali bu akşam Feriye Lokantası'nda Buena Vista'yla dünyayı dolaşan Kübalı yetenekli piyanist Roberto Fonseca ile Mali'nin yanık sesi Fatoumata Diawara'yı ağırlayacak. Ayhan Sicimoğlu, Caz Festivali dergisi için yazdı: "Müthiş bir beraberliğe şahit olacağız."

Tilki ve Karga’nın (La Zorra y El Cuerco) dar ve kıvrımlı loş merdivenlerinden aşağı doğru inerken müthiş bir piyano solo karşılıyor bizi. Ufak ve karanlık kulüpte masalar dolu, bar taburelerine ilişiyoruz. İçki zaten belli, birer bol buzlu mojito. İnce ve zarif bir siluet piyano üzerine kamburlaşmış. İnce uzun, kara parmaklardan melodiler dökülüyor. Müthiş bir final ile 4 kişilik grup ilk seti tamamlıyor. Zarif siluet, kara kulüpte beyaz dişlerini gösteren bir gülümsemeyle yanımıza geliyor: “Hoş geldiniz, bekliyordum, masanızı da ayırttım şimdi boşaltırlar, bu içkiler benden.”

Havana’nın Tilki ve Karga adlı caz kulübündeyiz. Roberto Fonseca ilk seti bitirdi. Küba’nın genç kuşak piyanistleri arasına gireceğini çok evvelden biliyordum. Sene 1998, o zamanlar Havana’da oturan İngiltere’den sınıf arkadaşım Sevil Sert’e komşu bir eski malikânede pansiyonerim. “Genç bir Küba grubunun CD kapaklarını yapıyorum,” dedi Sevil: “Hadi, bu akşam çok hoşuna gidecek bu grubun provasına gideceğiz.” Emekliye ayrılmış ve terk edilmiş eski Rus yapımı hantal bir fabrikaya gittik. Tozlu ve paslı makinalar arasında pırıl pırıl melodiler yükseliyor. Klavyede genç bir çocuk harikalar yaratıyor, fırtınalar estiriyor. Parmaklarına tüy kanatlar takmış, hızlanıyor, taklalar atıyor, kanat çırparak havalanıyor ve usulca geri konuyor. İşte böyle tanıdım Roberto Fonseca’yı, 23 yaşındaydı.“Bu çocukta çok iş var” dedik, “geleceği müthiş.”

Tilki ve Karga’da ön sahne yanı masamıza oturduk ikinci mojitolar daha söylemeden masamıza kondular. Peru’dan İtalyan kadim dostum Ugo Plevisani hayretler içinde dinliyor. Fonseca kısa kenarlı şapkası ve zarif siluetiyle dalmış piyano denizine yüzüyor. Ugo durdu durdu, “Siyahi Brad Pitt” dedi, hiç unutmam.

Roberto Fonseca ile yollarımız sonraları çok kesişti, hatta ortak bir konser yapmayı bile düşündük. Roberto, 1998’de tahmin ettiğimiz gibi Küba’nın genç kuşak piyanistleri arasından yükselip tahtına oturdu. Annesi ve babası da büyük müzisyenler. Üvey babası dünyanın en önemli piyanisti Chuco Valdés. Abileri ve ablaları da Buena Vista sanatçıları ve Omara Portuondo ile tüm dünyayı dolaşıp kayıtlarıyla dünya müzik literatürüne girdiler.

Genç bir ses ile işbirliği yapsa tadından yenmez olur diye düşünürdüm. Nihayet içimden geçeni okumuşcasına genç bir ses ile İstanbul ’a gelecek Roberto. Kuma gömülü yumurtasından çıkıp içgüdüsel bir şekilde denize kavuşmak isteyen Carreta Carreta’ların belgeselini gördünüz mü? Tüm Kübalılar da bir süre sonra müziklerinin doğduğu yerlere, Batı Afrika’ya, köklerine belki de içgüdüsel olarak gitmek istiyorlar. Fatoumata Diawara kökten gelen yeni bir ses. Müslüman Mali’den yanık bir ses. Ben canlı izlemedim ama bu ikilinin en son Nisan ayı Marciac Jazz kayıtlarını dinledim. Müthiş bir beraberliğe şahit olacağız gibi görünüyor. (Ayhan Sicimoğlu’nun yazısı 22. İstanbul Caz Festivali’nin dergisinden alınmıştır.)
FATOUMATA DIAWARA & ROBERTO FONSECA
8 Temmuz Çarşamba 21:45, Feriye Lokantası
https://www.facebook.com/garanticazyesili