AYIN CAZ ALBÜMLERİ

Sadelik, dinginlik ve ruhanilik... Caz gitarın 40 yıllık ustası John Abercrombie'nin en karakteristik özellikleri bunlar. Hem derin ve kıdemli bir caz-fusion müzisyeni olup hem de bu özellikleri uzun yıllar itinayla koruyan, zenginleştiren bir caz gitaristine sanırız az rastlanır.
Haber: ORHAN KAHYAOĞLU / Arşivi

John'un uzun yolculuğu
İSTANBUL - Sadelik, dinginlik ve ruhanilik... Caz gitarın 40 yıllık ustası John Abercrombie'nin en karakteristik özellikleri bunlar. Hem derin ve kıdemli bir caz-fusion müzisyeni olup hem de bu özellikleri uzun yıllar itinayla koruyan, zenginleştiren bir caz gitaristine sanırız az rastlanır. O, aslında has bir elektro gitaristtir. 20 yıla yakındır gitar-synthesizer da çalar. Ama, özellikle elektro gitarı, inanılmaz bir akustik duyarlılık ve tınılarla da çalabilen nadir müzisyenlerdendir.
1964'te, öğrencisiyken adım attığı profesyonel dünyada, o dönemin inanılmaz gruplarından Johnny 'Hammond' Smith Trio'nun üyesidir ve bu caz trio duyarlılığı, solo çalışmalarına başladığı 74'den itibaren Abercrombie müziğinin temel taşı olmuştur. Albüm ve kompozisyonlarına bir kültür olarak bakıldığında, tamamen Abercrombie'ye özgü bir sound'dan artık kolayca söz edilegelir. Amerikan merkezli caz geleneğinden, swing ve bebop duyarlılığından kopmaz. Sound'u bir bütün olarak düşünüldüğünde, daha çok bir Avrupalı cazcı gibi algılar, dinler hayranları.
Sanatçının yeni albümü, 'Class Trip'. Abercrombie, son yıllarda daha çok dörtlülere ağırlık vermekte. Geçen yıllarda kurduğu yeni dörtlüsüyle 2002'deki albümü 'Cat'N Mouse'da, sanatçı, org veya klavyeler yerine yaylıyı -kemanı- müziğinin içine derinlemesine taşımış ve arayışlarını yepyeni bir mecraya akıtmaya başlamıştı. 'Class Trip'te de aynı kadro ve caz vizyonunu hareket noktası kılmış. Grubun inanılmaz bir kadrosu var.
Avangart müziğin yenilikçi kemancısı Mark Feldman, 'Open Land'dan bu yana Abercrombie'nin grubunda çalıyor. Bu son dönem dörtlüsünün basçısı Marc Johnson'ı Abercrombie'nin birçok albüm ve grup projelerinde hep görmüşüzdür. Double-bas'ı bir solo enstrüman gibi çalabilen, geniş bir müzik dağarcığı olan süper bir basçıdır Johnson. Ekibin davulcusuysa teknik, ritim ve müzikalite açısından uzun yıllardır adı caz ortamında sıkça duyulan Joey Baron'dur.
Hepsi yetkin birer doğaçlamacı olan kadro, 'Class Trip'te en az Abercrombie kadar özenli müzisyen kimliklerini parçalarda su yüzüne çıkarıyorlar. Parçalarda, varyeteden çok trans havası dikkat çekici. Tutku, hüzün, dinginlik ve ruhanilik kompozisyonların en karakteristik özellikleri. Bazı parçaların kesitlerinde, Abercrombie'nin büyük bir mütevazılıkla üyesi olduğu Charles Lloyd Grubu'nun müzik tavrının izlerine, akrabalıklarına rastlamak mümkün.
Ama, oluşan sound ve caz yapısı genel çizgileriyle Abercrombie'nin 40 yıllık birikiminin bir süzmesi olarak düşünülebilir.
Benzersiz bir isim
Abercrombie'nin, çoğu ECM sanatçısı sayısız caz ustasının gruplarında, konser ve albüm projeleri içinde çaldığını biliriz. Caz-fusion'ın neredeyse 'atalarıyla' çalmasının yanında, modern cazın birçok devine eşlik etmiştir. Kendi sound'una bakıldığında, benzersizliği, bu geçmişten gerektiğinde koparak yarattığı kompozisyon ve albümleri onun biricikliğinin kanıtlarıdır. Geleneksel cazla modern olanı, çağdaş tını ve duyarlılıkları, bireysel müzik vizyonuyla bu denli özenli buluşturan gitarist sayısının günümüzde hâlâ çok az olduğunu söyleyebiliriz. Bu sound'da grup üyelerine verilen roller de hep özel bir öneme haizdir. Durum, 'Class Trip'te geçerliliğini sürdürmekte.
Mark Feldman'ın kemanıyla bu albümde üstlendiği rol, en az Abercrombie kadar önemli. Swing ruhundan hiç kopmadıkları besteler var. Ama, aynı oranda da rock ritim ve algılarından. Feldman'ın avangart yanı çoğu parçada ön planda. Ritim seksiyonuysa, gerektiğinde swing ruhuyla, gerektiğindeyse modern cazın sayısız kulvarında gezinebiliyor. Albümde Abercrombie'nin sekiz bestesi var. Bir balad olan 'Dansir' adlı giriş parçası büyüleyici. Dörtlünün birlikte yazdığı iki de beste var albümde. Grup bir de ünlü Bela Bartok'un folk orijinli klasik bestesini apayrı bir caz kimliğine taşımış. Albümü, bir başınıza kaldığınızda, ya da has bir ruh ortağınızla dinleyin derim. Çağdaş cazın aynı zamanda ne kadar önemli bir konsantrasyon müziği olduğunu daha iyi keşfediyor insan.Class Trip/John Abercrombie /ECM-Akusta



Akdeniz duyarlılığının izleri var
Enrico Rava'nın, John Abercrombie gibi kendi adına çıkan solo ve grup albümlerinin çoğu ECM'den çıkmıştır. Genç bir trompetçiyken profesyonel caz ortamında adını duyurmaya başladığı ilk döneminde Gato Barbieri Beşlisi'nin üyesidir. Kendi adına çıkan ilk albümlerinde grubunun gitarcısı da Abercrombie'dir. İşin keyifli yanı, Abercrombie gibi Rava'nın da 40. caz yılında ECM'den yepyeni bir albümü yayımlandı. 'Easy Living' adını taşıyan bu albümünde ünlü trompetçi tam anlamıyla bir ustalık dönemi yaşıyor.
Albümde çalan müzisyenler, ülkesi İtalya'nın gözde isimleri. Modern cazın köklerine sıkı sıkıya bağlı dokuz beste yer alıyor albümde. Onun büyük esin perisi Miles Davis'in caz algısının derin izlerini Rava'nın trompet stili ve kompozisyonlarında yakalamak mümkün. Piyanist Stefano Bollani'yi yaratıcı yorum ve doğaçlama yetisiyle özellikle anımsatmakta yarar var. Rava, caz müziğinin özünü, ruhunu hiç zedelemeden, modern cazın geçmişiyle günümüz caz duyarlılığı arasında ilginç, etkili köprüler kuruyor parçalarda. 'Cromosomi', 'Algir Dalbughi' ve 'Rain', Rava'nın bu yeni albümünün bizce en çekici örnekleri. Caz trompeti sevenlerin kaçırmaması gereken bu albümde, zarif bir Akdenizli duyarlılığının da dolaylı izlerini bulmak mümkün.
Easy Living/Enrico Rava/ECM-Akusta