Ayine hazır olun...

Küçücük bir kasabanın çirkin kızı Polly Jean Harvey. İngiltere'nin en ücra ve sıkıcı yerlerinden birinden çıktı ve canının istediği müziği yaparak dünyaya kendini kabul ettirdi.
Haber: ASLI ATASOY / Arşivi

İSTANBUL - Küçücük bir kasabanın çirkin kızı Polly Jean Harvey. İngiltere'nin en ücra ve sıkıcı yerlerinden birinden çıktı ve canının istediği müziği yaparak dünyaya kendini kabul ettirdi. İşte bu kız, bu akşam Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde bizlere 'sıkı' bir konser verecek.
PJ Harvey, ilk albümü 'Dry'ı 1992 yılında yayımladığında, onun müziğinin Garp'ın afakında bir yerde duracağı da kendiliğinden kesinleşmiş oldu. Harvey'in ardında bıraktığı Rid Of Me (1993), 4-Track Demos (1993), To Bring You My Love (1995), Dance Hall At Louse Point (1996), Is This Desire? (1998) ve Stories From The City, Stories From The Sea (2000)... albümleri, onun uçuk kaçık imzasını taşıyor.
Harvey, sıkı bir entelektüel anne ve babanın 'bohem' hayatından çıkan 'tuhaf' bir kadın. Kuşkusuz aradığı şeyler de öyle ele avuca sığacak cinsten değil. Müziğinin neden böyle olduğuna soranlara cevap vermeyi sevmiyor. Onun yerine tuhaf cümleler kurup, bir an önce kendi dünyasına çekilmeyi tercih ediyor.
Yine doğup büyüdüğü o küçük taşra kasabası Yeovil Somerset'ten ayrılmayı hiç düşünmemiş örneğin. Hâlâ zamanının büyük çoğunluğunu koyunların çayırlarında keyif çattığı kasabasında geçirebiliyor. Ve bundan da büyük zevk aldığını her fırsatta dile getiriyor.
O kasabadan hiç kopmadı
PJ Harvey, erkeklerin 'arıza' diye nitelendirdikleri kadınlardan. Müziği, konuşmaları ve yaşam felsefesi çoğu kadını ve erkeği ürkütecek cinsten. Hele şarkı sözlerini düşününce 'utanmaz, arlanmaz bir yırtık' olarak da nitelendirilebilir rahatlıkla. Erkeklerin hoşlanacağı türden laflar etmiyor: Örneğin seksten ve yaşadıklarımızdan söz ederken, ki samimiyeti bu korkutuculuğu anlaşılabilir kılıyor. Yani onun çarpıcı, tehditkar ve eski sevgililerden intikam alan şarkı sözlerini doğrudan doğruya iktidara yöneltilmiş bir saldırı olarak görebilirsiniz.
Kendini hayli utangaç ve gergin olarak nitelendiren PJ Harvey'nin nasıl olup ta 'Till It Bleeds' (Kanatana Kadar Kanırt) gibi şarkıları binlerce insan karşısında söylediğini soranlara ise yanıtı şu: "Kuşkusuz herkesin içinde bastırdığı tuhaf bir yönü vardır. Bendeki bu tuhaf yön de müzik sayesinde ortaya çıkıyor".
Daha kadınsı, edepli ve romantik
Yine de PJ Harvey'in son haline bakıp aldanmamanızı söylemek gerekli. Çünkü onun bu hale gelmesi için, "Oturup doğru dürüst düşünmem ve artık kadın olmanın 'neresinde' değil, 'nasılında' olduğuma karar vermem gerekti. Bu çocuk doğurmaktan filan geçen zorlu düşünceler beni buralara getirdi" dediğini anımsatmakta fayda var. Yani son albümündeki alınmış kaşları, sade ancak moda çizgilerden oluşan kadınsı kıyafetlerini daha bakımlı bir kadın olmasını ondaki değişikliklerin biçimsel göstergesi olarak nitelendirilebilir.
Kim bilir, ilk albümlerdeki bu seks kokulu şarkıların zamanın da etkisiyle yerini PJ'in duygusal dünyasının derinliklerinin dışavurumuna bırakması da bu değişimle ilgilidir.
Bu arsız kadın 'Dry' isimli ilk albümünü çıkarttığında bir daha albüm yapabileceğini düşünmemiş mesela. Buna karar vermesi ise artık müzikle dolu bir yaşantısı olması isteğinin önüne geçememiş olmasından kaynaklanıyor. Ah tabii ki, oldukça zorlu bir başlangıç yapmış olmasının da bu düşüncelerindeki etkisi büyük. İlk konserlerinde, mekânların, o sahneye çıkar çıkmaz boşalıyor olması umutsuzluğu için yeterince önemli bir nedendi o zamanlar.
PJ Harvey'in ilk şarkılarını anımsayanlar çok yalın olduklarını hatırlayacaklardır.
İnsanı rahatsız edecek derecede sade, sakin ama yine altüst etmekten geri kalmayan şarkılardı onlar. Kısa anlatımlar, zihinsel bulanıklığa yol açmaya meyilli sözler, basit tınılar. Sonraları uzun düşünceler, gaz pedalına hızla basılan yollar ve türlü türlü ilişkiler... Hepsi ona göre müziğini daha karmakarışık hale getirdi. Artık müziğinin çok sade olmasının gerekli olmadığı düşündüğünü ifade ediyor Harvey.