Aynı otobüsün yolcuları

Kısıtlı olanaklarıyla sanatsal etkinliklerini sürdüren Mezopotamya Kültür Merkezi'nin yetenekli gençlerinden Kazım...

Kısıtlı olanaklarıyla sanatsal etkinliklerini sürdüren Mezopotamya Kültür Merkezi'nin yetenekli gençlerinden Kazım Öz'ün ilk uzun metrajlı filmi 'Fotoğraf', 1990'lı yıllarda terörün kavurduğu Güneydoğu'nun resmini çizmeye çalışıyor. Kürt kimliğini unutmadan, tarafsız olmayı aklının köşesinden bile geçirmeden bu projeye soyunan Kazım Öz, olabildiğince
'önyargısız' bir yapım ortaya koyuyor.
Kesişen kaderler
Öykü, her biri farklı amaçlarla Güneydoğu'ya giden iki genç adamın trajedileri üzerine kurulu. Biri (Feyyaz Duman), askerliğini yapmak üzere yöreye gitmekte, diğeri (Nazmi Kırık) ise örgüte katılma amacı gütmektedir. Bir otobüste yolları kesişen bu iki insan, yol boyunca az konuşmalarının da etkisiyle, karşı saflarda savaşacaklarının ipuçlarını vermezler birbirlerine ve kısa süren bir dostluğun temellerini atarlar. Havadan, sudan, kadınlardan, arkadaşlıktan dem vuran ikili, bir yandan da içine dalacakları belirsizliğin ürkütücülüğünü yansıtmaktadır yüzlerine.
İki kahramanın iç dünyalarında yaşadıkları çatışmanın yüzlerine vurduğu kompozisyonlarıyla Feyyaz Duman ('Büyük Adam Küçük Aşk'taki garson) ve Nazmi Kırık (Yeşim Ustaoğlu'nun 'Güneşe Yolculuk'undan hatırlayın), yönetmenin film boyunca en büyük destekçileri oluyorlar.
Filmin 'kanayan' yapısını doruklara taşıyan oyunculukları, bize trajedinin izlerini takip ettiriyor, bıçak sırtında yaşamanın ipuçlarını veriyor. Özellikle Duman'ın henüz deşifre edilmemiş performansı, zaman zaman sözcükleri boğazımıza düğümlüyor.
Kazım Öz'ün kimi bölümlerde belgesele varan anlatımı, 'Fotoğraf'ı yetkin bir çerçeveye oturtmaya yetiyor. Alabildiğine ekonomik, kelimelerden çok bakışları ve duruşları öne çıkaran bir anlatım.
Böylece, bazı anlarda kayma tehlikesi gösterdiği 'propaganda filmi' formatından da sıyırıyor yönetmen kendini. Filmini Kürtçe ağırlıklı çekmesi, Türkçe konuşulan bölümleri, özellikle de 10. Yıl Marşı'nı Kürtçe altyazıyla sunması bile bu özelliğini zedelemiyor.
Öz, politik olarak ne tarafta durduğunu açıkça belli ediyor, ama sinema yaptığının da farkında.
Bu küçük ama etkili filmin en büyük handikapı, içine düştüğü 'biçimcilik' tuzağı. İki kahramanın amaçlarına doğru yelken açtıkları bölümlerde ve özellikle final sahnelerindeki 'şekil' tuzakları,
'Fotoğraf'ı küçük bir başyapıt olmaktan alıkoyuyor. 'Vurucu' olmaya çalışırken, iğretiliğe doğru yönelen bu anlatım, derinden ilerleyen filmi hedefinden uzaklaştırıyor.
Milano Film Festivali'nde 'en iyi film' seçilen 'Fotoğraf', Yeşim Ustaoğlu'nun
'Güneşe Yolculuk'unda yönetmen asistanlığı yapan Kazım Öz'ün, ustasının izinden gittiğini, ancak 'kırılma noktaları' konusunda henüz olgunlaşamadığını gösteriyor.
Öte yandan karakter yaratmadaki becerisini de alkışlamamız gerekiyor.