'Baba'nın reddettiği o genç vardı ya...

'Baba'nın reddettiği o genç vardı ya...
'Baba'nın reddettiği o genç vardı ya...

Sylvester Stallone nin son filmi Cehennem Melekleri , ABD de ilk üç günde 35 milyon dolar hasılat elde etti.

Sylvester Stallone 63 yaşında da olsa zorluklardan sıyrılan kahramanlar yaratmaya devam ediyor. 'Cehennem Melekleri'nde Bruce Willis, Mickey Rourke ve Arnold Schwarzenegger gibi eski yıldızları bir araya getiren Stallone, konuşma problemi nedeniyle 'Baba' filminden reddedildikten sonra Rocky Balbao karakterini yaratmıştı
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

İSTANBUL - Yönetmen sinemasına, sanat filmlerine meraklı biriyseniz ya da ne bileyim aşk filmlerine meraklı genç bir kızsanız, Sylvester Stallone sizin için bir şey ifade etmeyebilir ama bu, sinemadaki Stallone gerçeğini değiştirmez. Rocky Balbao ve Rambo karakterleriyle özdeşleştirilen Stallone’nin kaslarının getirdiği şöhret, oyunculuk yeteneğini gölgeleyiverdi, neticesinde çoğu rolü hafife alındı, önemsenmedi. Fakat esasen Rocky ve Rambo’nun mücadeleci ruhuna sahip oyuncu, bu noktaya varabilmek için çok uğraşmış, kendi filmini kendi yazmış, sinema tarihinin unutulmaz ismi Rocky Balboa’yı yaratmıştı.
Onca silinip giden isimlerin yanında Stallone, 63’üne merdiven dayamış biri olarak hala dimdik ayakta, hala gişeleri yıkmaya devam ediyor. 2008’de çektiği son Rambo filmiyle hayal kırıklığı yaratan Stallone, toparlanmakta gecikmedi. Bu hafta gösterime giren ‘Cehennem Melekleri’nde Bruce Willis, Mickey Rourke ve Arnold Schwerzenegger gibi eski aksiyon yıldızlarını bir araya getiren Stallone, ilk haftasonunda 35 milyon dolar hasılatla ABD box office’ine bir numaradan girerek hâlâ Hollywood’da iş yapabileceğini gösterdi.
Vücudunun verdiği avantajla öne çıkan ve bu nedenle tercih edildiği sanılan Stallone’nin göz alıcı bir eğitimi var. İsviçre’deki bir okulda üç sene drama eğitimi alan Stallone, okul tiyatrosunda çeşitli roller aldı. Aynı esnada film senaryoları da yazan Stallone, sinemada ufak roller alarak geçimini sağlamaya çalıştı. İlk sinema filmi, 1970 yılında çekilen pornografik ‘The Party and Stud’s’ oldu. İleriki yıllarda bu filmde rol almasının tek nedeninin parasızlık olduğunu belirtecek oyuncu, gene aynı sebepten midir bilinmez, 1971 yılında erotik Broadway oyunu ‘Score’da yer aldı.
1970’lerin ortalarına birçok filmde küçük/büyük rollerde oynayan oyuncu, 1974’te bir Brooklyn çetesinin üyesini canlandırdığı ‘The Lords of The Flatbush’un diyaloglarını yazarak ilk yazarlık denemesini de gerçekleştirmiş oldu. Bu esnada efsanevi ‘Baba’ filminin seçmelerine katılan oyuncu, küçüklüğünde geçirdiği yüz felci yüzünden konuşmasında oluşan problem gerekçe gösterilerek reddedildi.

‘Kendi filmimi yaparım’
İtalyan kimliğine rağmen ‘Baba’ filminden reddedilmiş olması Stallone’yi yıldırmamış aksine hırslandırmış olacak ki, yetenekli oyuncu, ‘Kendi filmimi kendim yazarım başrolünde de kendim oynarım’ fikriyle yola çıktı ve onca filmin ardından kendisine şöhret kapılarını açan Rocky Balboa karakterini yarattı. 1976 yılında sinemaya adını altın harflerle yazdıran Stallone’nin filmi ‘Rocky’, 10 dalda Oscar adayı gösterilerek tarihteki en başarılı filmler arasına girdi. Yarattığı masum fakat aldığı darbeler karşısında ayağa kalkmasını bilen güçlü boksör Rocky Balboa karakterinin getirdiği başarı devam filmlerini beraberinde getirdi. Stallone’nin yazıp yönettiği 1979 yapımı ‘Rocky II’ dünya çapında 200 milyon dolar hasılat getirerek büyük bir başarı elde etti. Rocky’nin maceralarını anlatmaya devam eden son üç devam filmi 1982, 1985 ve 2006’da geldi. İlk ikisi kadar gişe hasılatı getirmeyen filmler gene de aksiyon dalındaki filmler arasında sivrilirken, 90’ların vazgeçilmez televizyon filmleri arasında da yer etti.
Rocky fırtınası süredursun, Kanadalı yazar David Morrell’in romanındaki yeşil bereli asker John Rambo rüzgarı 90’ları ele geçirmeye aday ‘İlk Kan’ filmiyle beyazperdede yerini almıştı. Kendisi  “‘İlk Kan’ın kariyerimin sonu olacağını düşünmüştüm, çünkü Rambo tam anlamıyla psikopat bir karakterdi” dese de öyle olmadı. Amerika ’da o dönem hâlâ taze bir konu olan Vietnam Savaşı’na eleştirel bir yorum katan 1982 yapımı ‘İlk Kan’, politik görüşlere sahip olması ve aksiyon sahnelerinin bolluğu nedeniyle tüm dünyada ilgiyle izlendi. Vietnam Savaşı sonrası askerlere yapılan muameleyi ve Amerika’nın gereksiz yere katıldığı savaşların sonuçlarını göstermek amacıyla sistemi eleştiren film, Rocky kadar etki yapınca, Stallone için bir seri daha başlamış oldu. Her türlü silahı kullanabilen, kamuflajları ve kafasındaki bantla akıllarda yer eden Rambo, 2000’lere kadar beyazperdedeki varlığını sürdürecekti. İlk üç filmi etkileyici olsa da, tüm karizması 90’larda kalan Rambo’nun 2008’deki son bölümü hayal kırıklığıydı.
Rocky ve Rambo filmlerinden arta kalan zamanda farklı rollerle karşımıza çıkan Stallone’nin en fazla akıllarda kalan filmleri kuşkusuz polis veya dedektif rollerine soyunduğu filmlerdi. 1986 yapımı ‘Cobra’daki seri katil avcısı şehir polisi imajını bir sonraki filmlerine de taşıyacak oyuncu, 1989’da ‘Tango ve Cash’ filminde dedektif rolüyle, 1994’te ‘Uzman’ filminde CIA bomba uzmanı rolüyle filmlerdeki sert çizgisini korudu.
90’ların sonlarında artık polis üniformasıyla görmeye alıştığımız oyuncu, Amerikan bağımsızlarından James Mangold’un şahane filmi ‘Copland’de karşımıza çıktı. Ve bu filmdeki polis memuru Freddy Heflin rolüyle oyunculuğuna burun kıvıranların bile gözüne girdi.

Komedi de yaptı
Yine bir polisi canlandırdığı ‘Dur Yoksa Annem Ateş Edecek’ filminde bu kez komedi performansıyla akıllarda yer eden Stallone, bugün 63 yaşında ama aksiyona doyamamış olacak ki,  yönetmenliğini de üstlendiği ‘Cehennem Melekleri’nde yine maceradan maceraya koşuyor. Lideri olduğu intikam timiyle birlikte Güney Amerika yollarına düşen Stallone’nin ekibi sağlam; en başta ezeli rakibi Arnold Schwarzenegger olmak üzere, Bruce Willis, Mickey Rourke, Jason Statham, Jet Li ve Dolph Ludgren... Filmde, yaşlanmadığını kanıtlamak istercesine yüksek performansıyla dikkat çeken Stallone’nin tüm çabalarına rağmen yaşlandığı biraz belli oluyor fakat emeği gene de takdire şayan denebilir. Kasları yaşlanmanın etkisine dayanamayan oyuncu, sırf bu film için bir dizi operasyondan geçmiş ve hatta söylenenlere göre bir kavga sahnesinde kırılan boynuna metal plaka takılmış. Evet, 1980’lerdeki, 90’lardaki gibi çevik bir Stallone göremeyeceğiz bundan sonra belki, ama yaşlı Rambo her şeye rağmen kan dökmeye devam edecek gibi görünüyor.

Copland (1997)
Stallone’nin Robert De Niro ve Harvey Keitel’le başrolleri paylaştığı film, oyuncunun oynamaktan en çok gurur duyduğu filmler arasında. Kasaba şerifi olma idealiyle yanıp tutuşan sağır bir polis memurunu canlandıran Stallone, o dönem bütün polislerin idolü olmuştu.

İlk Kan (1982)
Vietnam Savaşı’nın gündemde olduğu bir dönemde Amerika’ya yaptıklarından dolayı kafa tutan bir askeri canlandırmak yürek isterdi. Rambo hikâyesinin hiç tutmayacağını düşünen Stallone aslında yanılmıştı. Rambo’nun devam filmlerini beraberinde getirecek ‘İlk Kan’, Rambo karakteriyle savaş sonrası psikolojiyi tam anlamıyla gözler önüne sererken aynı zamanda tek tabanca bir kahramanının savaş karşıtı mücadelesini anlatıyor. 

Rocky (1976)
Stallone’nin 20. yy gladyatörü olarak tanımladığı Rocky Balboa karakteri, oyuncunun sinema tutkusunun bir eseri. Aldığı darbeler karşısındaki yenilmezliğiyle erkeklerin idolü olan Rocky, daha sonraki serileriyle 90’ları adeta ele geçirmişti. 

Tango ve Cash (1989) 
Stallone’nin Kurt Russell’la inatçı iki dedektifi canlandırdığı film, klasikler arasında. Film, aksiyon sahnelerinin yanı sıra komedi dalına da aday. 

Dur! Yoksa Annem Ateş Edecek (1992)
Bambaşka bir Stallone izlemek isteyenler için, kaçırılmayacak bir fırsat. Yine polis memurunu canlandıran oyuncu bu sefer bir komedi filminde. Rambo ve Rocky’deki hırçınlığının aksine bu filmde fazla masum kalan Stallone, komik de olabiliyormuş dedirtiyor.