Bağımlılık günlerini yazdı oynadı büyük ödülü kaptı

Bağımlılık günlerini yazdı oynadı büyük ödülü kaptı
Bağımlılık günlerini yazdı oynadı büyük ödülü kaptı
Bir dönem sokakta yaşayan uyuşturucu bağımlısı Arielle Holme'nin bağımlılıktan kurtulduktan sonra yazdığı anılarından uyarlanan ve bizzat kendisini oynadığı 'Heaven Knows What' adlı film, 27. Tokyo Film Festivali'nde en iyi film seçildi.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR / Arşivi

New York'un arka sokakları, uyuşturucu ve herşeye rağmen sevgi arayışındaki evsiz gençler; 27. Tokyo Uluslararası Film Festivali Büyük Ödülü'nü ve en iyi yönetmen ödülünü Joshua ve Benny Safdie kardeşlerin filmi “Heaven Knows What” adlı film kazandı. Bir dönem sokakta yaşayan uyuşturucu bağımlısı Arielle Holme ise bağımlılıktan kurtulduktan sonra yazdığı anılarından uyarlanan filmde bizzat kendisini oynuyor. Japonya ile aramızdaki yedi saat zaman farkı nedeniyle TSI bugün 13.00'de sahiplerini bulan ödül ve kapanış gecesinde konuşan ana jürinin başkanı Amerikalı yönetmen James Gunn “Filmi çok beğendim! Bildik konusuna rağmen klişelere saplanmaması büyük başarı” dedi. Festivalin deneyimli sinemacıları onurlandırdığı Samuray Ödülü'nü ise Japon yönetmen Takeshi Kitano ve Amerikalı Tim Burton aldı.


Festivaldeki gösteriminin ardından eleştirmenlerin de favorisi olan “Heaven Knows What”un en iyi film ödülü alması ise şaşıtmadı. Filmin iki gün önceki basın toplantısındaki Arielle Holme, uyuşturucu bağımlılığından kurtulduktan sonra bu rolle yeniden eski günleri hatırlamanın zorluklarından söz etmişti. Bağımsız genç sinemacılar Joshua ve Benny Safdie de “İnsanın kendini oynaması değil, bunu son derece doğal şekilde ortaya çıkarması çok zordu ama Holme başardı” demişlerdi.

Yaşanmış öyküler
Ana yarışmanın güçlü favorilerinden birisi olan Bulgaristan filmi “The Lesson” ise Jüri Özel Ödülü'yle yetindi. Yine iki yönetmenli bir film olan “The Lesson”, sınıfında hırsızlık yapan öğrenciyi bulmaya çalışırken bir yandan da evini ipotekten kurtarmaya çalışan bir kadın öğretmenin çıkmazını anlatıyor. Yönetmenler Kristina Grozeva ve Petar Valchanov da filmi gerçek bir olaydan, gazete haberinden yola çıkarak senaryolaştırmışlar.

Polonya'nın önemli yönetmenlerinden Robert Wieckiewicz'ın filmi “The Mighty Angel”daki alkolik yazar rolüyle Wojtek Smarzowski de beklenildiği üzere en iyi aktör ödülünü hakkıyla kazandı. Basın toplantısındaki “Sahiden içmeden mi oynadınız” sorusuyla sıkça karşılaşan Smarzowski “Biz buna oyunculuk diyoruz, inandırıcı olabilmişsem ne mutlu” demişti. Ana yarışmadaki tek Japon filmi olan “Pale Moon”da çalıştığı bankayı dolandıran genç memur rolündeki Japon Rie Miyazawa en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Film, Seyirci Ödülü'nü de kazandı.

Kadınlar sıkıntıda
Bu yıl genelde kadın açmazlarını anlatan filmlerin öne çıktığı festival programında özellikle Japon yapımlarında bastırılmış gençlik ve modernleşmesine rağmen hala erkek egemen toplumun önyargılarıyla mücadele etmek zorunda kalan genç kızların dramı öne çıktı. Japon filmlerinden oluşan Ulusal Yarışmada en iyi film ödülünü, boks yaparak kendine hayatta kendine bir alan açmaya çalışan genç kızın dramını yalın bir dille anlatan “100 Yen Love” aldı. Ormanda kaybolan kadınları anlatan “Ecotherapy Getaway Holiday” ise mansiyonla yetindi. Yeni yönetmenlerin yapımlarına yer verilen En İyi Asya Filmi Ödülü'nü İranlı Amirhossein Asgari’nin “Borderless ” filmi, Asya'nın Ruhu Ödülünü ise Kamboçyalı Sotho Kulkar’ın adından çokça söz ettiren “The Last Reel” aldı. Asya Filmleri bölümünde yer alan, Muhammed Çakıral'ın Doğu Karadeniz'deki çevre kıyımını anlattığı “Kırlangıçlar Susamışsa” filmine ödül çıkmadı. 23-31 Ekim arasında gerçekleşen festivalde bizden ikinci film olan, Kaan Müjdeci'nin “Sivas”ı da Dünya Sineması bölümünde gösterildi.