'Bak genç, eğer kabul edersen'

'Bak genç, eğer kabul edersen'
'Bak genç, eğer kabul edersen'
'Kingsman: Gizli Servis' bir nevi casus filmleri parodisine soyunuyor. Colin Firth, Michael Caine ve Samuel L. Jackson gibi isimlerin başrollerini paylaştığı yapım, bir gizli servisin genç ve emin ellere bırakılma çabalarını anlatıyor
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

KINGSMAN: GİZLİ SERVİS (Not: 3.5/5)
KINGSMAN: THE SECRET SERVICE
Yönetmen: Matthew Vaughn
Oyuncular: Colin Firth, Taron Egerton, Samuel L. Jackson, Mark Strong, Michael Caine, Fiona Hampton, Sofia Boutella
Yapım: 2014, İngiltere
Süre: 129 dakika

Aslında bu defter çoktan kapanırdı ama orijinali varlığını sürdürünce parodilerine de ister istemez hayat hakkı tanınıyor! Evet, ‘007’ ve türevlerinden bahsediyoruz. Dünya artık İngilizlerin elinde dönmese de ‘Bond filmleri’ (ha, bir de ‘Kod Adı: KOZ’) öyleymiş gibi yapmayı sürdürüyor. ‘Majestelerin ajanı’ hizmetini her daim esirgemeyince ‘Austin Powers’ serisi ya da ‘Get Smart’ gibi yapımlar da kendilerince anlam kazanıyor. Bu hafta itibariyle bir tür ‘Ajan parodisi’ne soyunma sırası ‘Kingsman: Gizli Servis’te (‘Kingsman: The Secret Service’).

Matthew Vaughn’u önce, Britanya’daki suç dünyalarında gezinen iki etkileyici Guy Ritchie filmi ‘Lock, Stock...’ ve ‘Snatch’in yapımcısı olarak tanıdık. Sonra yönetmenliğe adım atıp ilk olarak ‘Layer Cake’le karşımıza geldiğinde dedik ki, “İyi ama bu arkadaş, aynı meseleleri Guy Ritchie’den çok daha iyi anlatıyor...” Peşi sıra ‘Yıldız Tozu’ ve ‘Kiss-Ass’ geldi. Ve de ‘X-Men: Birinci Sınıf’ gibi gerçekten seri açısından ‘Birinci sınıf’ bir işe imza attı...
Vaughn, ‘Kick-Ass’ın da yaratıcıları Mark Millar ve Dave Gibbons’ın bir başka çizgi romanının uyarlaması ‘Kingsman’de, MI6 benzeri farklı ve daha küçük çaplı bir gizli servisin yaşadıklarını perdeye taşıyor. Dire Straits’in ‘Money for nothing’iyle dahil olduğumuz öyküde yıllar önce 1997’de, Ortadoğu ’daki bir operasyonda kaybettiği arkadaşının oğlunu daha sonra örgüte dahil etmeye taşıyan Galahad’ın ön planda olduğu bir serüven izliyoruz. Tecrübeli ajan, genç ‘Eggsy’yi ‘serseri hayatı’ndan çekip çıkarmaya ve ekibin taze kanlarından biri olması için çabalıyor. Bu arada Amerikalı teknoloji milyarderi Valentine de öykünün ‘kötü’sü olarak ücretsiz internet üzerinden SIM kartlar yoluyla emri altına aldığı onca insanla hain emellerini gerçekleştirme yolunda adımlarını sıklaştırıyor...

Kilisede neler oluyor?
‘Kingsman’de göndermeler havada uçuşuyor. İngiliz aristokrasisi, ajan geleneği, Bond çağrışımları, “Trading Places’ı, ‘Nikita’yı, olmadı ‘Pretty Woman’ı da mı izlemedin?” diye başlayıp, “Hayır ama ‘My Fair Lady’yi duymuştum”la devam eden diyaloglardaki sinemasal referanslar derken film son derece güzel bir şekilde akıp gidiyor. Eggs ve örgüte girmek isteyen bir grup genç adayın seçilme aşamasında ‘Hunger Games’ ya da ‘The Maze Runner’ı hatırlatan sınavlar silsilesi izlerken, Valentine’in
yardımcısı Gazelle’in görüntüsü de ‘ampute atlet’ -ki onu daha çok işlediği ‘kaza’ cinayetiyle hatırlıyoruz artık- Oscar Pistorius’u akla getiriyor. Lakin bu kez vücuda eklenen metalik ayaklar, insanları öldürmek için kullanılıyor.
Ya oyunculuklar? Tecrübeli Britanyalılar ‘Kral Arthur ve şövalyeleri’ benzeri oluşumda yerlerini alırken başta Galahad’da izlediğimiz Colin Firth olmak üzere Arthur’da Michael Caine, Merlin’de Mark Strong her zamanki klaslarındalar. Eggsy’de Taron Egerton filmin ‘genç yeteneği’ olarak dikkat çekerken Valentin’deki Samuel L. Jackson’a da sanırım ‘Tecrübeli yetenek’ demekten başka çare kalmıyor. Valentine’in yardımcısı Gazelle ise Cezayirli Sofia Boutella’ya öyküye şiddet kadar gizem de katıyor. Luke Skywalker’da Mark Hamill’i ‘Profesör Arnold’ rolünde görmek de hoş bir sürprizdi doğrusu.
Sinemasal açıdan en çok Kentucky’deki kilise sahnesiyle hatırlanacak olan ‘Kingsman’den özellikle ‘casus literatürü’ne sahip izleyici daha çok keyif alacak.

Kutu
‘Bizim gibi casuslar...’
‘Ajan filmleri’, elbette ‘Kingsman’den önce de başka yapımlar yoluyla ti’ye alındı. Gelin bu güzergâhtan daha önce geçen filmleri şöyle bir analım. Ama önce bu türün şahikasının ZAZ yapımı ‘Top Secret’ olduğunu belirtelim. Zucker biraderler ve Jim Abrahams üçlüsünün ‘Saçmanın saçması’ formatında önümüze attığı filmlerin ilk önemli örneği olan bu yapım, 80’li yılların unutulmazlarındandı. Ya diğer örnekler? ‘Pembe Panter’ serisi elbette... Ve John Landis imzalı ‘Spies Like Us’ (1985). Sonrasında ‘Austin Powers: International Man of Mystery’ (serinin ilk filmiydi ve yapım yılı 1997’ydi). Peşi sıra ‘True Lies’ (1994), ‘Spy Hard’ (1996), ‘Spy Kids’ (2001), ‘I Spy’ (2001), ‘Johnny English (2003), ‘Get Smart’ (2008) vs...