Bak Hayatım, ne kadar "Mimari"!

Bak Hayatım, ne kadar "Mimari"!
Bak Hayatım, ne kadar "Mimari"!
Eminem kızın elinden tutar, fabrikanın merdivenlerinden koşarak çıkarlar. Bir sonraki karede Tarık Akan'ı görürüz.
Haber: MÜGE BÜYÜKTALAŞ / Arşivi

Fabrikadaki üretim tezgâhının arkasından sevimli çapkın bakışını atmaktadır. Yeni bir film değil bahsettiğimiz. Sanayi devriminin birkaç on yıl sonrasına denk gelen konvansiyonel sinema üretimlerinden kesitlere yer veren bir video çalışması. Ortak mekân fabrika, ortak söylem hayata nüfuz etmiş kapitalist sermaye dayatmaları arasında yaşamaya çalışan insanların bazı halleri. Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde Emre Arolat Architects tarafından hazırlanmış ‘Fabrika’ isimli sergi, mimari yapılanma, perspektif ve mekân-imaj bileşkesi üzerinden üretim, gösteri, kapitalist sermaye, işgücü gibi olguları fotoğraf , film ve farklı yerleştirmeler üzerinden masaya yatırıyor. 

Sergi de anlatım ağırlıklı video çalışmalarıyla beslenmiş. 2010’da Ağa han ödülüne layık görülen fabrikanın hikâyesi de bunlardan biri. Işıkla başlıyor döngü. Fabrikanın nizami yapısı, üretimin seri ritmi, ‘benim’ diyen orkestrayı kıskandırır, dünyanın en disiplinli ordusunun intizamını utandırır cinsten bir kurguya sahip. Üretime dayalı yapılanma öyle bir organizma oluşturmuş ki, içine girenler istemsiz bir refleksle yapının işlevsel bir parçası olmaktan kurtulamaz haldeler. Atomlar maddeye, maddeler ham maddeye, ham maddeler ürüne, ürünler imaja, dönmeli yurdumda. Maddeden gösteriye, imaja doğru eğim vermiş, somuttan soyuta yok olan bir üretim yapılanması en gündelik haliyle resmedilmiş sergide.
Sergiyi bütünleyen işlerden biri de Guy Debord’un ‘Gösteri Toplumu’ isimli kitabıyla paralel üretilmiş film çalışması ‘Uçsuz Bucaksız Gösteri’. Debord’un kitabındaki “Gösteri öyle bir birikim aşamasındaki sermayedir ki imaj haline gelir” söyleminin yıllar sonra hayata geçmiş halini “gösteren” işlerin tamamındaki kurgu bir dozluk uyandırma hapı işlevi görüyor.