'Bal'ın ödülü sürpriz olmaz

'Bal'ın ödülü sürpriz olmaz
'Bal'ın ödülü sürpriz olmaz
Berlin Film Festivali'nin sonuna yaklaşırken genel bir değerlendirme yapmakta fayda var. Yarışmadaki yirmi film, sinema yazarlarını pek memnun etmedi.



AHMET BOYACIOĞLU


6000 filmin arasından seçilerek izleyicilerin ve sinema dünyasının profesyonellerinin beğenisine sunulan filmlerin çoğunun aşırı şiddet içermesi, bazılarının gerçekten çok zayıf olması eleştiri konusu oldu. Bu yılın geçen yıldan, ya da iki yıl öncesinden pek farkı yoktu aslında. İnsanlar filmleri izliyor, eleştiriler geliyor, sonra ödüller açıklanıyor, herkes bir yıl sonra yeniden gelmek üzere evine dönüyor. Çünkü Berlin ne olursa olsun önemli bir buluşma merkezi ve eğer Berlin'e katılmazsanız sizi yok sayarlar.

Gerçekten ön plana çıkan ve ödül almaya yakın görülen filmlere gelince: Polanski'nin Hayalet Yazar ile büyük ödüllerden birini alması hiç şaşırtıcı olmaz. Film her ne kadar bir ticari sinema örneği olsa da iyi kotarılmış ve sürükleyici öyküsüyle diğer rakiplerinden daha öne çıkıyor. Ayrıca unutulmaması gereken Polanski'ye gidecek bir ödülün uzun süre tartışılacak ve medyada yer bulacak olması. Bir Festival de en çok bunu ister zaten. Benim çok beğenmediğim Romen filmi Eğer Islık Çalmak İstersem Çalarım da eleştirmenlerin gözdesi. Semih Kaplanoğlu'nun yönettiği Bal'ın diğer filmlerden çok farklı bir yerde durduğunu ve ödül listesine girmesinin sürpriz olmayacağını daha önce yazmıştım. Eleştirmenleri ikiye bölen, beğenenin yere göğe sığdıramadığı, beğenmeyenin de yerden yere vurduğu Alexei Popogrebsky imzalı Bu Yazı Nasıl Sona Erdirdim de eli boş dönmeyecek filmlerden.

2006'da Grbavica ile Altın Ayı'yı alan Boşnak yönetmen Jasmila Zbanic de On The Path ile sahneye çıkabilir. Filmin adını Türkçeye çevirmekte duraksıyorum, çünkü Yolda değil Tarikat Yolunda, ya da Tarikatta gibi çevrilmesi daha doğru olur gibime geliyor. Yönetmen ülkesinin son yirmi yılda yaşadığı acıları ve değişimi bir çiftin yaşamına bakarak anlatıyor. Kadın hostes, adam havaalanında kontrol kulesinde görevli. Çocuklarının olmaması ve adamın alkol sorunu dışında mutlu mesut yaşıyorlar. Adam iş yerinde içki içince altı ay görevinden uzaklaştırılıyor. Savaştan beri görmediği eski bir arkadaşıyla karşılaşması bütün yaşamlarını değiştiriyor. Eski arkadaş Vahabi tarikatını üyesi, adama iş teklif ediyor. Adam yeni işinde yavaş, yavaş değişiyor, yepyeni bir kişilik kazanıyor. Ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Film Takva kadar güçlü olmasa da dinin yaşamı nasıl etkileyebildiği konusunda ilginç mesajlar veriyor. Büyük festivallerde abonmanlık sistemi geçerli olduğu için Jasmila'yı yeniden elinde bir ödülle görebiliriz.

Benim asıl merak ettiğim Almanların durumu. Berlin her ne kadar uluslararası bir festival olarak lanse edilse de özde bir Alman festivali. Ancak yarışmada Almanya'yı temsil eden Şehadet ve Jud Süss özellikle Alman basınından o kadar kötü eleştiriler aldı ki ödül töreninde bir Alman'ın sahneye çıkması neredeyse olanaksız gibi. Oysa usuldendir, hiç olmazsa bir oyuncu ödülü ya da özel ödül bir Alman'a gider.

Bir sonraki yazıda Festival dedikodularına yer vereceğim. Zaten Festival biter, dedikodusu kalır.