Bana iyi gelen şarkı dinleyene de iyi gelir

Bana iyi gelen şarkı dinleyene de iyi gelir
Bana iyi gelen şarkı dinleyene de iyi gelir

Fotoğraflar: MUHSİN AKGÜN

Özge Fışkın, ikinci albümü 'Bir Avuç Fotoğraf'ı yayımladı. Fışkın, yeni şarkıları için, "Anlattığım karanlık bir hikâyeyse bile sonunda ışık var" diyor
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Uzun zamandır Beyoğlu Hayal Kahvesi sahnesinin vazgeçilmezlerinden biri Özge Fışkın. Geçen yaza kadar, yaklaşık beş yıldır, her çarşamba o sahnede müdavim dinleyicilerine şarkılar söylüyordu. 2007’de çıkardığı ilk albümü ‘Kilitler’den sonra devam ettiği sahne performanslarına tazecik ikinci albümü ‘Bir Avuç Fotoğraf’ın koşturmacası yüzünden ara verdi ama albüm tanıtım konserleriyle sahnede olmaya devam edecek. 

Ankara ’da başlıyor müzikal hikâyeniz, sonra Sertab Erener’e vokallik yaptınız. Hızlı bir yükseliş sayılabilir. Nasıl oldu bu?
Hacettepe’de Biyoloji okudum ama hiç biyologluk yapmadım, hep müzikte oldu aklım. Ankara’da sahne aldım bir süre, sonra İstanbul ’a taşındım çünkü artık hayalimin peşinden koşmaya başlamam gerektiğini fark ettim. Bunun da ilk etabı İstanbul’a gelmekti. Aslında zaten gelip gidiyordum, burada Hayal Kahvesi’nde sahneye çıkıyordum mesela Ankara’da yaşarken de. Daha sonra yollarımız Sertab Erener’le kesişti. 

Sertab Erener, insanın yolunun durup dururken kesişeceği bir isim değil pek. Nasıl oldu o tanışma?
Şans mıydı yoksa bu şansı ben mi çağırdım bilemiyorum. Ozan Doğulu’yla bir proje için bir araya gelmiştik. O dönemde Sertab da yeni bir vokalist arıyormuş, Ozan beni önerince, tanıştık ve başladık. 4-5 sene birlikte çalıştık. 

O 4-5 seneye bir de Eurovision tecrübesi sığdırdınız
Çok güzel bir tecrübeydi. Neyle karşılaşacağımızı bilmeden, yapabileceğimizin en iyisini yapıp, iyi bir sonuçla geri dönmek için gittik. Bir senelik de bir çalışma var onun arkasında. Ben hem vokal yaptım hem de dans ettim. 

Dans eğitiminiz var mıydı öncesinde?
Hayır, koreografımız Candaş Baş’la çalıştık çok kısa bir süre. 

Bu seneki Eurovision şarkısı için ne diyorsunuz?
Can Bonomo’ya bütün iyi dileklerimi gönderiyorum buradan. Ben zaten onu beğenerek takip ediyordum. Kendine has bir üslubu var, sözlerinde de, müziğinde de, sahnedeki tavrında da. Bunun çok büyük getirisi olacağına inanıyorum. 

Size bir teklif gelse, bir Eurovision macerasına daha ne dersiniz?
İlerleyen yıllarda böyle bir şey olsa bu teklifi bir gözden geçiririm tabii. Çok büyük bir heyecan ve sorumluluk. Herkes bir milli maç izler gibi takip ediyor ülkemizde, benim de kalbim kaldırır mı bilmiyorum ama bir denerim herhalde. 

Peki, Sertab Erener’le çalışmayı neden bıraktınız, albüm için mi?
Ben İstanbul’a gelirken zaten kafamda albüm yapma fikri vardı. Kendi solo kariyerimi yapılandırmak istiyordum. Ne istediğime, nerede durmak istediğime karar vermem gerekiyordu. Sertab’la geçirdiğim süreç benim için profesyonel anlamda acayip getirisi olan bir dönem. O dönemde aslında yapılandırmaya başlamıştım her şeyi. Sonra 2007’de ilk albüm ‘Kilitler’ çıktı. 

Uzun zamandır canlı performans yapıyordunuz zaten, ilk albüm ne değiştirmişti hayatınızda?
15 sene oldu neredeyse canlı performansa başlayalı ve bu durum her zaman benim hayatımda çok önemli bir yere sahip oldu. Zaten albüm yapmamın da en büyük sebeplerinden biriydi bu. Kendi şarkılarımdan oluşan bir repertuvar peşine düşmüştüm yani. İkinci albüme kadar olan süreçte hem konserlere devam ettim, hem Hayal Kahvesi’nde periyodik olarak sahne aldım. İkinci albüm çalışmaları başlayınca, geçen yaz ara verdim sahneye. 

Gece sahne alma durumu bir noktadan sonra yormuyor mu insanı, özellikle de yıllara yayıldığında?
En iyi bildiğim şey performans olduğu için ben bunu periyodik olarak yapmaya karar vermiştim. Yoruldum da tabii bir parça ama seviyorum yine de sahneyi. 

Albümdeki ‘Boşverdim’de dediğiniz gibi canınız sıkkın olduğunda Beyoğlu’na mı atarsınız kendinizi yoksa eve tıkılanlardan mısınız?
Ben genelde kendimi kötü hissettiğim zaman konsantrasyonumu başka tarafa yönlendirenlerdenim. O şarkıda da Beyoğlu’na bir atıfta bulunmak istedim çünkü yıllardır çok kahrımı çekti. Gidip geldiğim, konser izlediğim yerler hep Beyoğlu’nda. Dışarı çıkıp temiz hava almak insana iyi geliyor; o çukurun içinde kaybolmuyorsun. Aslında her şeyin bir çözüm yolunun olduğunu unutmamak gerek ama işte bu tempo içinde bunu gözden kaçırdığımız zamanlar oluyor. 

Albüme gelelim; Sertab Erener ve Demir Demirkan’la çalıştınız albümde. Nasıl geçti kayıt süreci?
Beni çok iyi tanıyan insanlar ikisi de; müziğin dışında da bir dostluğumuz var çünkü. O yüzden çok rahattım o süreçte. Benzer şeyler hayal ettiğimiz için birlikte çalışmamız çok kolay oldu. Kayıt süreci genelde çok uzar ama Demir çok disiplinli çalıştığı için çok hızlı geçti. Albümdeki ‘Leyla ile Mecnun’ isimli şarkıya Sertab Erener, Zeynep Doruk ve Model’den Fatma Turgut vokalle destek verdiler. Demir’in pek çok bestesi var albümde. Ben de sözlere yoğunlaştım. 

‘Leyla ile Mecnun’u kız kardeşinizle birlikte yazmışsınız. Bir hikâyesi var mı?
Albümdeki şeyler hep benden çıkan şeyler, bana çarpıp geçen ya da çarpıp içimde kalan şeyler... Ama sadece benim hikâyelerim değil aslında, empati duygum çok yüksek, hatta bazen çok yorucu oluyor bu. İnsan bir noktadan sonra patlamamak için bu hikâyeleri anlatmaya başlıyor. ‘Leyla ile Mecnun’a kız kardeşim Feride de dahil oldu. Bir akşam oturmuş dertleşirken çıktı ortaya şarkı; birlikte yazdık. 

Bir karşı cinsten dert yanarken galiba...
Onlar da bizden şikâyetçi hep, nasıl oluyor anlamıyorum. Herkes herkesten şikâyetçi. Benim bu albümde en çok altını çizmek istediğim şey ‘umut’ aslında. Eskisi gibi değilim çünkü şikâyet etmeyi bırakıp birtakım şeylerin kıymetini bilmeyi öğrendim artık. Bu her konu için geçerli. Anlattığım karanlık bir hikâyeyse bile sonunda ışık olsun istiyorum. Çünkü bana iyi gelen şarkı dinleyiciye de iyi geliyor diye düşünüyorum.

İnsanlar sizi dinlemeye geliyor kafa dağıtmak için. Siz nereye ya da kimi dinlemeye gidiyorsunuz peki? Son zamanlarda hiç öyle bir fırsatım olamadı açıkçası albüm koşturmacası yüzünden ama Redd’i kaçırmamaya çalışıyorum, çok severek dinliyorum onları.