Banderas: Kan, ter ve gözyaşıyla film yaptık

Banderas: Kan, ter ve gözyaşıyla film yaptık
Banderas: Kan, ter ve gözyaşıyla film yaptık
Ekonomik krize rağmen sinemaya yatırım yapmaktan kaçınmayan İspanya, şu sıralar 62. San Sebastian Film Festivali vesilesiyle sinema dünyasının yıldızlarını ağırlıyor. Denzel Washington'la açılış yapan festivalin dünkü yıldız konukları Antonio Banderas ve John Malkovich'ti. Distopik bilim kurgu 'Automata'ta robotlarla birlikte oynayan Banderas, "Ana akım dışında istediğiniz filmleri yapmak çok zor. Bu filmi de inanın kan, ter ve gözyaşıyla yaptık" diyor.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR / Arşivi

SAN SEBASTIAN - Avrupa ’daki ekonomik krizin ağır mağdurlarından İspanya, yine de sinemaya yatırım yapmaktan kaçınmıyor. Ülkenin en büyük sinema etkinliği olan 62. San Sebastian Film Festivali vesilesiyle bu günlerde dünyanın filmi ve konuğu burada. 19 Eylül’de başlayan festival, açılışını ‘Adalet/The Equalizer’ gibi dev bütçeli bir Hollywood filmiyle yapsa da başrolündeki Denzel Washington’a Onur Ödülü verilmesine kuşkusuz kimsenin itirazı yok. Nitekim yaklaşık 400 filmlik devasa programı ve Latin alemini dünya vizyonuna taşıma misyonuyla festival, Avrupa’nın en prestijli sinema buluşmalarından birisi olarak öne çıkıyor.

‘KIŞ UYKUSU’NUN BİLETLERİ TÜKENDİ
Antonio Banderas, John Malkovich, Viggo Mortensen gibi starların kente gelişiyle ortalık hayli hareketlense de Cannes’ın şatafatı, Venedik’in pahalılığı, Berlin’in soğuk havasından sonra San Sebastian’da keyifle film izlemek bir ayrıcalık. Bu yıl festivalin ana yarışmasında büyük ödül Altın İstiridye veya yan bölümlerde yarışan filmimiz yok ama Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiyeli “Kış Uykusu”, Cannes sonrası zafer turuna burada devam ediyor. 25 Eylül’de seyirciyle buluşacak filmin her gösterimine biletler çoktan tükendi.

BANDERAS: KAN, TER VE GÖZYAŞIYLA FİLM YAPTIK

Altın İstridye için yarışan 19 filmin yarısını izlediğimiz bu günlerde 27 Eylül akşamı yapılacak kapanışta sahibini bulacak ödüller için henüz güçlü bir aday yok. Ama aralarında dünya starlarının Hollywood’a alternatif yaptıkları iki film, iyi ve kötü nedenlerle bolca konuşuluyor. Robot üreten şirketin sigorta müfettişi rolündeki Antonio Banderas’ın distopik bilim kurgu filmi “Automata” yarattığı hayalkırıklığıyla bunlardan birisi. Hollywood’da da ünlenen İspanyol aktörün başrolün yanısıra yapımcılığına da üstlendiği film, 2044 yılı gibi yakın bir gelecekte radyasyon felaketi nedeniyle az sayıda hayatta kalan insanoğlu ve yüksek teknolojiden vazgeçerek ürettiği ilkel robotlar arasındaki varoluş sorununu anlatıyor. Robotların kendi kendilerine tekamül geçirme yeteneğine karşın insanlığın iktidar hırsıyla dön dolaş ilkel dürtülerine saplanmasındaki çelişkili durum kağıt üzerinde harika. Beklenildiği gibi karanlık bir gelecek tablosu çizen film şahane atmosferiyle de etkileyici. Gelgelelim senaryonun klişelere saplanmasıyla film çok geçmeden düpedüz gülünç bir hale dönüşüyor.

Basın toplantısında genelde neşeli olan ama iş gönül projelerine gelince hayli dertli görünen Banderas ise bu durumun farkında değil gibi. Memleketine dönmekten çok mutlu olduğunu defalarca vurgulayan “Ana akım dışında istediğiniz filmleri yapmak çok zor. Bu filmi de inanın kan, ter ve gözyaşıyla yaptık. Ama sonuçtan çok memnunuz” diyen Banderas, “Automata”nın dünya seyircisine ulaşması için İngilizce çektiklerini söylüyor. Ayrıldığı eşi Melanie Griffith’in de küçük bir rolle boygösterdiği filmin yarışmada hiç şansı olmadığını söylemek gerek.

MALKOVICH, YAŞLI CASANOVA ROLÜNDE DÖKTÜRÜYOR

“Casanova Çeşitlemeleri/Casanova Variations” filmiyle yarışan ünlü aktör John Malkovich ise doğrusu beklenildiği gibi ünlü Casanova karakterinde döktürüyor. Yine kendisinin oynadığı tiyatro oyunundan uyarlanan film, kulisi ve sahne arkasında yaşananları da konuya dahil ederek ünlü çapkın Casanova’nın yaşlılık dönemini anlatıyor. Oyun ve oyuncu, gerçek ve kurmaca gibi oyuncaklı temaların mizahi şekilde uçuştuğu filmde Malkovich gerçek kimliğiyle de boygöstererek seyircinin starlarla kurduğunu farzettiği ‘gerçek’ ve samimi ilişkiyi de tiye alıyor. Malkovich’in boyalı basında çokça yazılıp çizilen ‘gizli eşcinsel’ dedikodusu dahi filmde yerini buluyor ve tabii ki yanıttan ziyade kimsenin özel hayatına vakıf olunamayacağının altı çiziliyor. Ünlü aktör de zaten basın toplantısında “Şöhret bir ilüzyon, istemez ve kendini açmazsa kimseyi yakından tanıyamazsınız. Casanova da bir efsaneydi, gerçek yüzünü kim bilebilir ki!” sözleri ve sempatik halleriyle meydan okuyor. “Özel hayatım benimdir. Bunca yıldır tiyatro ve sinemadayım ama kendi hayatımı yaşamayı başardım. Kimseye borcum yok” diyor. Filmin Altın İstridye şansı şimdilik büyük.