Barbaros'un leventleri tüy gibi

Barbaros'un leventleri tüy gibi
Barbaros'un leventleri tüy gibi

Barbaros ta Devlet Opera ve Balesi kadrosundan seçilen 50 dansçı rol alıyor. Gösteriye, zaman zaman günümüz Beşiktaş ına ait görüntüler de eşlik ediyor.

2010 Ajansı'nın desteklediği, dans-müzik gösterisi 'Barbaros' Aspendos Festivali'nde prömiyerini yaptı. Osmanlı korsanlarını canlandıran Devlet Balesi dansçıları sahnede tüy gibi uçuşan çevik ve estetik birer savaşçıya dönüşmüş. Gösteri, Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayatını anlatıyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi



ANTALYA - Yaptığı deniz savaşlarıyla Akdeniz’i bir Türk gölü haline getiren kişi, Osmanlı’nın ünlü denizcilerinden ve ilk kaptan paşası, Hızır Reis, Kaptan-ı Derya... Barbaros Hayrettin Paşa, Osmanlı döneminde 1500’lü yıllarda denizcilikte gösterdiği başarı nedeniyle daha pek çok sıfatla anılabilir herhalde. Aslında sadece Barbaros değil Piri Reis, Oruç Reis gibi onunla birlikte adı başarı sözcüğüyle birlikte anılan daha pek çok Osmanlı denizcisi, ‘reis’i var.
İşte, yüzyıllar öncesinden günümüze tarih kitaplarıyla gelen ve sadece oradaki kahramanlık hikâyelerinin öznesi olan bu reisler sonunda sanatın konusu oldu. Beyhan Murphy imzasını taşıyan ‘Barbaros’ adlı dans-müzik gösterisi, başta Kaptan-ı Derya olmak üzere bütün bu tarihi kişilikleri, girdikleri deniz savaşlarıyla birlikte sahneye taşıyor. Devlet Opera ve Balesi (DOB) ile 2010 Ajansı’nın ortak yapımı olan çalışma önceki gece yani 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda, 17. Uluslararası Aspendos Opera ve Balesi’nin kapanış gösterisi olarak sahnelendi. ‘Barbaros’, aynı zamanda dünya prömiyerini de yapmış oldu. 

Korsanlar sahnede
Tamamı demir malzeme kullanılarak tasarlanan bir güvertede korsanlar dünyasının yaratıldığı ve bütün DOB kadrosundan seçilen 50 kişilik bir ekiple sahnelenen gösteride, kostümleri, makyajları, saçları ve sakallarıyla erkek dansçılar birer savaşçı çevikliği ve dansçı esnekliğiyle çıktı izleyici karşısına. Sahnede adeta bir ‘tüy’ gibi havalanıp, yere iniyor, yerlerde yuvarlanıyor, atlıyor ve koşuyorlardı.
Kadınlarsa yine aynı esneklikle uzun kızıl saçları ve hemen hemen her sahnede değişen bir örnek kostümleriyle bazen yosun, bazen yunus balığı, bazen deniz kızı, kum, anne ya da eş olarak; denizin dibinde, gökyüzünde ya da Barbaros kardeşlerle adamlarının zihninde gizemli birer yaratık olarak var oldular.
Hızır ve Oruç Reis kardeşlerin korsan oluşu, adamlarıyla birlikte girdikleri sayısız savaş, Oruç Reis’in önce kolunu sonra hayatını kaybedişi, Hızır Reis’in sakalını kızıla boyaması, Barbaros ve diğer reislerin intikam ateşi, Hızır Reis’in hayattaki tek rakibi Andrea Doria ile Preveze Deniz Savaşı’nda karşı karşıya gelişi, Kanuni’nin Barbaros’a Kaptan-ı Derya’lık bahşetmesi ve zamana yenik düşmesine kadar bütün olaylar anlatılıyor ‘Barbaros’ta.
İstanbul’un denizle olan dokusunu ve çağdaş yaşamda insan su ilişkisini tarihsel referanslarla anlatma çabasında olan gösteriye, su ve martı sesleriyle birlikte günümüz İstanbul’unda, daha doğrusu Beşiktaş’ta çekilip sahneye yansıtılan videolar da eşlik ediyor. Barbaros kardeşler ve adamları bazen bir vapur sefasında, bazen bir deniz kızı ile hayal âleminde, bazen Barbaros Bulvarı’nda, bir pasajda ya da Beşiktaş Meydanı’nda günümüz gençleri olarak çıkıyor izleyici karşısına. Tarihsel kişilikleri çağdaş bir biçimde sahneye aktarılmak istenen gösteride kullanılan videolar, geçmişle günümüz arasında bağ kurarken izleyicinin dikkatini çeken bir unsur işlevi de gördü.
Özellikle Hızır Reis’in tek rakibi Andrea Doria ile önce günümüz gençliği olarak Beşiktaş’ta yürürken çarpışmasının ardından gelen iki korsanın savaşı izleyicileri gülümseten ve ilgi çeken bir bölümdü...

‘Türbesinin bile farkında değiliz’
Gösteri sonrasında yaptığımız kısa sohbette öğrendiğimiz kadarıyla Beyhan Murphy’nin amacı da bu. Tarih sayfalarına gömülmüş ve aslında İstanbul’un göbeğinde hayatımızın içinde olan bir kişiyi biraz daha görünür kılmak: “Beşiktaş’ta Barbaros Cafe, Barbaros Taksi, her gün inip çıktığımız Barbaros Bulvarı... Adamın türbesi orada mesela ama farkında bile değiliz. Gömülmüş biri sanki Barbaros. Kızıl sakalı, esas kızıl Oruç mesela. Ama ben de bu işe kadar bunu bilmiyordum, Barbaros kardeşi öldükten sonra sakalına kına yakıyor, bunu kimse bilmiyor. Her gün hayatımızda aslında ama farkında değiliz, belki biraz görünür kılmak, ortaya çıkarmak istedim.”
Ve Mercan Dede müziklerinin eşlik ettiği gösteride müziğin temposu savaş sahnelerinde artıyor, hayal dünyası ve yas bölümleri gibi duygu yoğunluğu olan bölümlerde düşüyordu. Aspendos Antik Tiyatrosu’nun büyülü atmosferinde sahnelenen iki perdelik gösteri, her ne kadar izleyici sayısı beklentilerin çok çok altında olsa da büyük ilgi gördü. Gösteri arasında alkışlarla dansçıları destekleyen izleyiciler gösteri sonunda da uzun uzun alkışlamayı ihmal etmedi, hatta gösteri arasında ve sonrasında dansçılarla hatıra fotoğrafı çektirenler bile vardı. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da izleyiciler arasındaydı ama ilk yarıdan sonra ayrıldı.
Ama itiraf etmek gerek, ilk bölümü daha hareketli geçen gösterinin ikinci bölümünde tempo epey düştü. Zaman zaman erkek ve kadın dansçıların solo ve düetlerinin, yas ve hayal dünyası gibi bölümlerin tekrara yer vermesi zaman zaman izleyicinin dağılmasına neden oldu. Ancak, bir çağdaş dans gösterisi olarak da izleyicisini memnun etti. Gösteri sonrasında Beyhan Murphy ile yaptığımız, sık sık kesilen sohetimizden ve Murphy’nin DOB Müdürü Rengim Gökmen ile yakın çevresindekilere söylediklerinden anladığımız kadarıyla da, prova süresi pek yeterli olmamış, bu nedenle sahnede istenilen performans elde edilememiş. Ama, çalışmalar devam edeceği için temmuz ortasında İstanbul’da yapılacak temsilin daha iyi olacağı da konuşulanlar arasındaydı. İlgililere duyurulur...
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın da katkıda bulunduğu ‘Barbaros’, 15 ve 16 Temmuz’da İstanbul’da, 15 Ağustos’ta 8. Bodrum Uluslara-rası Bale Festivali’nin açılış gösterisi olarak sahnelenecek. Ardından eylülde yeniden İstanbullularla buluşacak gösteri, 2010’daki son temsilini Barbaros Hayrettin Paşa’nın Andera Doria’ya karşı zafer kazandığı Preveze savaşının yıldönümü olan 27 Eylül’de yapacak.


    ETİKETLER:

    Ertuğrul Günay