Barışın adı kadın

Antik çağda halkın 'barış' istemini oyunlarıyla dile getiren komedyanın yaratıcısı Aristophanes'in 'Lysistrata'sı (Kadınlar Savaşırsa) Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) Oyuncuları'nda seyircinin karşısına çıkıyor.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Antik çağda halkın 'barış' istemini oyunlarıyla dile getiren komedyanın yaratıcısı Aristophanes'in 'Lysistrata'sı (Kadınlar Savaşırsa) Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) Oyuncuları'nda seyircinin karşısına çıkıyor.
Kemal Kocatürk'ün sahneye koyduğu, dekor ve kostüm tasarımını Zuhal Soy'un üstlendiği oyunda Nalan Kuruçim, Ayten Soykök, Şeyla Halis, Abdullah Kaya, Ahmet Saraçoğlu, Özlem Türkad, Taner Ergör ve Oğuzboy Şahin rol alıyor.
'Lysistrata', sürekli savaşmaktan evlerine uğrayamayan kocalarını 'barış'a ikna etmek için erkeklerle sevişmeme kararı
alan kadınların öyküsünü anlatıyor. Toplumların 'barış'a olan ihtiyacının yanı sıra 'kadın hakları' sorunsalının da irdelendiği oyunda ülkeler arasında barışa giden yolun, iç barıştan geçtiğinin altı çiziliyor.
Daha önce Aristophanes'in 'Barış' oyununu da sahneleyen Kemal Kocatürk 'barış' kavramıyla ilgili problemini hâlâ çözemediğini düşünüyor:
"Bundan 2500 yıl önce ile bugün arasında değişen sadece metot ve silahların öldürme gücü olmuş. Şimdi de 'barış' isteğimizi, bu eski ama aslında yeni oyunla dile getirdik. 'Barış'ı anlayabilmek için de önce savaşı anlamak gerektiğini düşündük. Bu iki kavramı irdelediğimizde gördük ki; Biri olmadan diğeri olmuyor. Gece ile gündüz, akla kara, aydınlıkla karanlık gibi bu iki kavram da varlıklarını birbirine borçlu."
Savaşmayın sevişin!
Oyun, 'barış'la yüzleşme yerinin kadın ile erkek arasındaki köprüden geçtiğini savunuyor. Savaş erkeklere ait bir kavramsa onun karşısında duran kadın da barıştan yana olacaktır. Ve kadınlar örgütlenerek erkekleri belki de en hassas oldukları noktadan vurarak zafere ulaşacaktır.
Aristophanes oyunda o gün için 'barış'ı elde tutmanın yolunu savaşmak yerine aşk yapmaktan geçiriyor. Kemal Kocatürk bugün için ise böyle bir durumun söz konusu olmadığını vurguluyor: "İnsanın kendi yarattığı kahramanlarına sığınması yerine, toprağına, geleneğine ve en önemlisi yaşamına sahip çıkması gerek. Bunu ancak iplerinden kurtulmayı başarabilen insan yapacaktır. Sonuçta biz bugün yeni bir şey söylemiyoruz. Hepimizin bildiğini 2500 yıldır okunanı tekrar okuyoruz ama başka bir biçimde."
Peki nasıl bir biçim bu? "Ne yapıyorsak her şey sahne üzerinde seyircinin gözü önünde cereyan ediyor. Ne söyleyeceksek sözümüzü sakınmadan direkt söylüyoruz. Dekor, kostüm her şey sahne üzerinde oyuncuların elleriyle biçimleniyor. Dansı da müziği de göstererek kendilerinin oluşturduğu bir dünyanın eşliğinde sunuyoruz. Koronun daraltılmasıyla birtakım olanakları kullandık. Örneğin bazı şeyleri kukla kullanarak anlatıyoruz. Anadolu kaynaklı bir oyun olduğu için yine Anadolu'nun geleneksel motiflerini kullandık. Köy seyirlikten ortaoyununa kadar uzanan bir çizginin izlerini bulmak mümkün oyunda."
'Lysistrata' her cumartesi saat 21.00'de, MSM Oyuncuları'nda. Tel: 0216 330 52 52