Başı yukarda meydan okudu hayata

Başı yukarda meydan okudu hayata
Başı yukarda meydan okudu hayata
Bir kadın kendisine atfedilen zayıflığa yazdığı şarkı sözleriyle direniyordu. "Kapı açık" diyordu, "Arkanı dön ve çık. İstenmiyorsun artık". "Başım yukarda meydan okuyorum hayata ve sana" da diyebildi bir erkeğe, "Kalbim bomboş kaldı sanma, acılar geçer zamanla" da... O kadın, 94 yaşında hayata veda eden Fikret Şeneş'ti...
Haber: ZEYNEP MİRAÇ - zmirac@hurriyet.com.tr / Arşivi

Bütün şarkılar “Gitme”, “Beni bırakma”, “Sensiz bir hiçim” diye yalvarırken tek bir kalemden “Yıkılmadım ayaktayım” sözleri çıkıyordu. Bir kadın kendisine atfedilen zayıflığa yazdığı şarkı sözleriyle direniyordu. “Kapı açık” diyordu, “Arkanı dön ve çık. İstenmiyorsun artık”.
O kadın Fikret Şeneş’ti. 94 yıllık bereketli ömrü önceki gün sona erdi. O bu ülkenin, artık başına ‘eski’ sıfatı eklenen günlerinin simgelerinden biriydi. Nasıl ki rakı kadehini başına dikip şarkısına başlayan bir Müzeyyen Senar daha çıkmayacaksa, bir adama “Kimler geldi, kimler geçti, en güzeli senin kadar sevilmedi” diyerek ilanı aşk eden bir kadın da çıkmayacak.
Çünkü bir kadın elinde rakı kadehi, hatırasında erkek bedeniyle yaşayamıyor artık buralarda.
Oysa Fikret Şeneş “Başım yukarda meydan okuyorum hayata ve sana” da diyebildi bir erkeğe, “Kalbim bomboş kaldı sanma, acılar geçer zamanla” da…
Şarkı sözleri yazmaya başladığında 30’larındaydı. Dönemin ünlü adamlarından Bedii Çapa’dan yeni boşanmıştı.

1950’lerin ortaları… Henüz ‘Türk popu olarak tarif edilecek bir müzik türü bile yoktu. Erol Büyükburç İngilizce şarkılarla kasıp kavuruyordu ortalığı. Fikret Şeneş ilk kez ona, İngilizce bir şarkı yazdı. Adı duyulunca Tanju Okan çaldı kapısını, Frank Sinatra’nın alameti farikalarından olan Strangers In The Night’ı Türkçeye çevirelim teklifiyle… “Yok” dedi önce, “Türkçe yazamam”. Sonra onu Türkçe popun ilk kadın yazarı yapacak sözler geldi: “Gece karanlık eller birleşmiş / Gece karanlık kalpler sözleşmiş / İki yabancı tanışmışlar böyle”…
Ve kendisi de bir gece karanlığında, Kulüp Reşat’ta hayatının akışını değiştirecek olan adamla tanıştı. Askeri pilot Kemal Bey… Sözlendiler. Ne var bunda diyeceksiniz? Kemal Bey çocuk istiyordu, Fikret Şeneş ise halihazırda iki çocuk annesiydi. Bu müzakere sürerken Kemal Bey’in çapkınlıklarını haber aldı. Gitti, başkasıyla evlendi. Bu kadarla bitmedi hikaye… Fikret Hanım’dan 15 gün sonra Kemal Bey de evlendi.

Ne var ki, bu nikahlar ikisi için de ‘son’ değildi. Aksine, 50 yıl sürecek bir ‘yasak aşk’ başladı. Ve bugün ezbere söylediğimiz o sözler, bu aşkın gücüyle, sarsıntılarıyla, acılarıyla yazıldı.
Ona kızdı, ““Seveceğim gezeceğim / Görürsün sana neler edeceğim” dedi. Kıskandı, “Sevgiyi buldun mu yabancı kollarda / Mutlu oldun mu?” diye sordu.
İlk kez ayrıldıkları gün ağlaya ağlaya “Sensiz Yıllarda”yı yazdı: “Sensiz yıllarda/ Yaşadım sanma”… Kemal Bey’in ailesi bilmiyordu bu ilişkiyi, hiçbir zaman da öğrenmediler. Fikret Şeneş ise oğullarını “bir günah gibi gizlediği” bu aşka şahit etmişti. Küçük oğlu Celal Çapa, “Annemi mutlu ettiği sürece Kemal Bey’in başımızın üzerinde yeri vardı. Ama annem içinde fırtınalar yaşayan bir kadındı ve onunla başa çıkmak zordu. Kemal Bey de annemle başa çıkamadı. Annemin ilham kaynağı keşke Kemal Bey yerine biz olsaydık” diyecekti bir söyleşide.
Kavuşamadıkça yazdı, yazdıkça büyüdü. Ve bu derin aşk acısı Fikret Şeneş’i yarattı.

Bu şarkıların yarattığı biri daha vardı: Fikret Şeneş’in 250 şarkısının üçte birini seslendiren ve ilişkileri aşkla nefret arasında salınıp duran Ajda Pekkan. “Ben olmasam o bu kadar ünlenmezdi, o olmasa da ben” diyecek kadar dürüst, “Ajda’ya hep söylerim: Kusurlarını affettim çünkü benim elbiselerimi taşıyan en güzel mankensin” diyecek kadar iğneleyiciydi.
Son şarkısı da ona verdi: “İnsan alışır zamanla korktuğu yalnızlığa/ Kalsam da bir başıma yeterim kendi kendime”… Yıl 1996’ydı. Böyle bir final için çok erken… Ama adının anılmamasından kırgın, gittikçe bozulan müzik piyasasından yorgundu işte. Kimseye de eyvallahı yoktu. “Bir Hata”yı yazdı, bu defteri kapattı.
Haksızdı da değildi. “Seni sevdiğim yıl geçen seneydi” benzeri şarkı sözlerinin yanında onun inceliklerle bezeli sözcükleri ne yapacaktı ki? “Yeni yetme söz yazarları dört satırı zor anlatıyor” diyordu, “İçine iki ayıp cümle koyup şarkı yazdıklarını sanıyorlar”.

Tıpkı “Palavra” şarkısında yazdığı gibi: “Aynı sözler söylediğin, hep boş sözler”…
O palavraların arasından sıyırılıp gitti sonunda. Yazdığı sözler de tanıdığı, tanımadığı, hayatında Fikret Şeneş adını duymuş duymamış bütün kadınlara miras kaldı. (Hürriyet)