Başka türlü bir şey benim istediğim...

Başka türlü bir şey benim istediğim...
Başka türlü bir şey benim istediğim...
Sezonun en iyi filmlerinden 'Aç Kalpler', modernizmi reddeden ve oğlunu alternatif yöntemlerle büyütmeye çalışan bir anneyle bu çabaların işe yaramadığını düşünen bir babanın çatırdayan ilişkisini anlatıyor
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

AÇ KALPLER (Not: 4.5/5)
HUNGRY HEARTS
Yönetmen:
Saverio Costanzo
Oyuncular:
Alba Rohrwacher, Adam Driver
Yapım: İtalya, ABD  
Süre:
109 dakika

Diyelim ki hayat pratiğinizde yok ama en azından bir sinemasever olarak Woody Allen filmlerinden biliyor olmalısınız; ‘Evlilik’ aynı zamanda bir mücadele alanıdır... Haftanın öne çıkan filmi ‘Aç Kalpler’ (‘Hungry Hearts’), öyküsünü bütünüyle bu alanda inşa eden ama ruhen Allen’dan ziyade o çok sevdiği İsveçli büyük usta Bergman’a yakın duran ve fakat doğrusu bütün bu çağrışımlardan öte kendi başına çok çok özgün bir yerin tarifine soyunan, bence çok kıymetli bir sinemasal çaba.
İtalyan yönetmen Saverio Costanzo’nun New York’ta geçen filmi, iki genç insanın, Mina ve Jude’un tanışma faslının ardından gelişen ilişkilerini ve sonrasında bu birlikteliğin evlilik çatısı altında bir trajediye dönüşen gelişimini anlatıyor.
Önce kısaca hikâye: Bir Çin restoranının tuvaletinde kapılarını sıkışmasıyla zoraki bir şekilde başlayan tanışıklığın ardından büyükelçilikte çalışan Mina’yla mühendis Jude, çok geçmeden evleniyor. Başta her şey gayet iyi giderken ‘kaza’ sonucu gelen hamileliğin ardından aralarına katılan yeni konuk, evdeki bütün dengeleri değiştiriyor. Mina’nın ‘Bu yaşlı ve kirli dünya’ya getirdiği minik arkadaşa ilişkin aşırı hassasiyeti, onu farklı yöntemlerle büyütme çabası ve giderek psikolojik bir saplantıya dönüşen aşırı koruma içgüdüsü çiftin ilişkilerini sekteye uğratıyor.
Yönetmen Costanzo, İtalyan yazar Marco Franzoso’nun ‘Il Bambino Indaco’ adlı romanından yaptığı bu uyarlamada son derece etkili bir atmosfer sinemasına imza atmış. Sempatik bir romantik komedi gibi başlayan ‘Aç Kalpler’, çok geçmeden basit insani içgüdülerin psikolojik uç noktalara savrulmasıyla birlikte üst düzey bir gerilim filmine dönüşüyor. Bu noktada küçük bir ara not verelim: Germek amacıyla yola çıkıp bin bir numaraya soyunan ama hedefini bir türlü bulamayan onca zamane çabasının yanında ‘Aç Kalpler’ neredeyse Hitchcock standartlarında bir çalışma. Bu gerilimi yükselten ana neden ise Mina’nın ‘alternatif’ her bir şeye (tıp, beslenme vs.) olan neredeyse köktenci inancı. Genç kadın için modern tıp ve ilaçlar, oğlunun tüm doğal yapısını sekteye uğratacak ve büyüme sürecinde zarar verecek asli unsurlar. Hal böyle olunca da June, gözü önünde bir türlü gelişme yolunda aşama kaydedemeyen oğlu için bir baba olarak kaygı duyuyor ve ister istemez büyük bir çatışma başlıyor. Ayrıca Mina ‘post-modern’ bir refleksin ifadesiyken sonradan devreye giren June’un annesi de ‘geleneksel’liğin yansıması ve öykü bir noktadan sonra iki ayrı disiplinin ve tavrın mücadelesine dönüşüyor.
Costanzo, zaman zaman son derece depresif bir hal alan filminde ama mekân olarak bir apartman dairesini ve bu dairenin üstünde Mina’nın adeta yaşama alana olarak seçtiği küçük bahçeyi kullanıyor. Kuşkusuz bu aşamada özel katkılar görüntü yönetmeni Fabio Cianchetti’nin zaman zaman balık objektifi kadrajlarından ve Nicola Piovani’nin etkili müziğinden geliyor. Bu arada film boyunca öne çıkan iki parça; Irene Cara’nın ‘What a Feeling’i ve Domenico Modugno’nun ‘Tu si’ ‘na cosa grande’si ‘Aç Kalpler’e farklı bir hava katıyor.

VENEDİK TESCİLLİ PERFORMANSLAR 
Oyunculuklara gelince; Mina’da Alba Rohrwacher, Jude’da Adam Driver bence muhteşemler, keza gösterdikleri performansla geçen yıl Venedik’te ‘En iyi kadın’ ve ‘En iyi erkek’ oyuncu dallarında ödüle uzanmışlardı. Ayrıca Jude’un annesi Anne’de de Roberta Maxwell çok başarılı.
‘Aç Kalpler’ öyle hüzün dolu sahnelere sahip ki, psikolojik açıdan seyircisini adeta çarpıyor. ‘Leviathan’ geçen sezonun filmiydi ama bizde bu yıl gösterime girdi. Dolayısıyla Andrey Zvyagintsev’in başyapıtı benim için hâlâ 2015’in ‘En iyisi’, ‘Aç Kalpler’ de sıralamada şu ana kadar gösterilen filmler itibariyle ‘Foxcatcher’la birlikte ikinci sırayı rahatlıkla kapar. Bu muhteşem çalışmayı kaçırmayın derim...