@ErkanAktug

Bayrak yarışı gibi festival

8'inci Uluslararası İstanbul Caz Festivali, bu gece Babylon'daki Reiner Trüby ve Peter Kruder konseriyle sona eriyor.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - 8'inci Uluslararası İstanbul Caz Festivali, bu gece Babylon'daki Reiner Trüby ve Peter Kruder konseriyle sona eriyor. 6 Temmuz'dan bu yana İstanbul'u dünyanın müziğiyle cazırdatan Caz Festivali, hiç kuşkusuz Müzikseverlerin en sevdiği festival... Sekiz yılda kimler gelip kimler geçmedi ki: Miles Davis, Suzanne Vega, Eric Clapton, Ben Harper, Björk, Massive Attack, Lou Reed, Patti Smith, Buena Vista Social Club, Nick Cave, PJ Harvey, Sting, Wayne Shorter, Diane Reeves...
İşte bu 'biricik' festivalin 'mimarı', yönetmeni Görgün Taner: Boğaziçi Üniversitesi'nde tarih okumuş. İflah olmaz bir müzik tutkunu. Pek çok sanatsever gibi yolu İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'ndan (İKSV) geçmiş. 1993 yılında Müzik Festivali'nin içinden bir Caz Festivali doğduğunda, Taner'i bu festivalin başına getirmişler. O da sekiz yılda müzikseverlerin en sevdiği festivali yaratmayı başardı.
Aynı zamanda iki yıldır Avrupa Caz Festivalleri Birliği'nin de başkanı olan Taner, dokuzuncu festival için şimdiden kolları sıvamış. Gelecek yılki program da 'bomba' gibi. Taner, Supertramp konserinin tarihini bile veriyor: 15 Temmuz 2002. Seneye Santana, Tom Waits, Neil Young ve Nana Muskuri konserleri kuvvetle muhtemel bizleri bekliyor. Sözü daha fazla uzatmadan Taner'e bırakalım:
Bu yılki program krizden etkilendi ve yeterince zengin değildi deniyor ne dersiniz.
Programın zayıf olduğunu iddia eden varsa, ben duymadım, şöyle söyleyeyim: Krizden etkilenmeyen yok. Tamam. Ama biz 1994 yılından beri ortaya koyduğumuz çeşitliliği bu sene de başarıyla yaptığımız kanaatindeyim. Bu sene doluluk oranımız önceki senelere göre arttı. Yüzde 90'ın üzerinde... Buna rağmen program zayıf demenin pek bir âlemi yok. Yapılan müziğe bakmak lazım.
Caz festivali içinde caz yok diyenlere ne cevap verirsiniz?
Burada sorun caz kelimesinin nasıl yorumlandığından çıkıyor. Aslında caz da var, ona yakın müzikler de var. Caz festivali aslında bütün bu müziklerle beraber ortaya çıkan şeyin kendisi. Festival çerçevesindeki bütün müzik grupları bir şekilde caza komşu akımlardan alınmış. Sting'in mesela caz müzisyenleriyle beraber yaptığı birçok kayıt var. Festivaller belirli bir mali dengeyi tutturmak zorunda. Bunun için de müzik türlerini birbirleriyle harmanlıyorlar.
Nasıl caz festivali müzik festivalinin içinden doğduysa şimdi de caz festivalinin
içinden bir rock festivali çıkar diyebilir miyiz?
Tek başına rock, bilmiyorum.
Ama caz festivalinin çeşitlilik
içeren yapısının önümüzdeki senelerde de böyle devam edeceğini söyleyebilirim.
Yani rock, caz festivalinin
içinde iyi oluyor...
İki üç konserle bu yelpazenin
içinde yer alması iyi oluyor. Bugün Montreal'in ve Montrö'nün programına şöyle bir bakın, onlar da üç aşağı beş yukarı bizim gibi programlama yapıyor. Mesela Montrö'de Patti Smith, Montreal'de de Prince var. Artık caz festivalleri konsepti giderek değişiyor. Müzik nereye gidiyorsa onu takip etmek ve hatta onun da önüne geçip gideceği yönü çizmek gerekir.
Dışarıdan baktığımızda caz ve film festivalleri en çok ilgi gören festivaller. Sanki diğerlerinin de motoru... İçerden bakıldığında da durum böyle mi?
Şunu itiraf etmeliyim: İKSV'nin uluslararası arenada en yüksek ilgiyi gören etkinliği İstanbul Bienali. Her bienalde 200'e yakın yabancı basın mensubu ve konuk gelir. Çünkü o bienal sadece buraya özgü, o ana özgü, başka zaman görme imkânı yok. Sonra müzik festivali, tiyatro, film festivali geliyor. Caz festivali ise yurtiçinde yurdışından daha çok ilgi görüyor. İçerden böyle gözüküyor.
Belediyeyle ilk kez sponsorluk anlaşması oldu. Bu
önemliydi. Nasıl oldu?
Bu yönetim kurulu başkanımız Şakir Eczacıbaşı'nın Ali Müfit Gürtuna ile görüşmeleri neticesinde oldu. İstanbul Belediyesi'yle zaten yakın temas kuruluyordu ve onlar da İstanbul'un kültürel yapısına büyük katkıda bulunan İKSV'yi göz ardı edemeyeceğini gördü. Bizim açımızdan son derece önemli.
Radikal'de yayınlanan röportajında Aydın Esen, caz festivaline küskün olduğunu, iki üç sene önce birtakım problemler çıktığını söyledi. Ne söylersiniz bu konuda?
Kendisini küstürecek çok da fazla bir şey yaptığımızı düşünmüyorum. Festivalin kapısı bizim sanatçılarımıza her zaman açık. Biz uluslararası boyutta bakıyoruz meseleye, uluslararası standarttaki herkes bu festivalde çalabilir. Aydın Esen de o programını beğenmediği caz festivalinde defalarca çaldı. Son iki yıldır programı niye tekdüze buluyor pek anlayamadım doğrusu. Kendisi bizimle temas etmek isterse memnuniyetle konuşuruz.
Siz temasa geçseniz.
Bizimle temasa geçmesi festivalde hemen çalabileceği anlamına gelmiyor. Festivalin programını danışma kurulumuzla birlikte belirliyoruz. Belli kriterleri var. Artistik, lojistik ve bir de mali değerlendirmelerin yapılması gerekiyor.
Caz festivalinin maliyeti ne kadar?
Bu yılki maliyet yaklaşık 1.2 milyon dolar. Bunun yüzde 50'den biraz fazlası sponsorlar tarafından, geri kalanı da bilet gelirinden karşılandı. Zararda değiliz. Sponsorlarımız bu krize rağmen geri çekilmedi. Başta Garanti Bankası olmak üzere sponsorlara bir kere, bir kere, bir kere daha teşekkür ederim.
Festivali kaç kişi izledi?
Kesin rakam henüz yok ama 55 ile 60 bin arasında.
***
Sırada kimler var?
Âdettendir, soralım seneye kimleri izleyeceğiz. Derler ki Tom Waits ve Leonard Cohen'i isteriz!
Tom Waits'in gelmesi çok büyük ihtimal. Kesinleşmiş bir isim var, Supertramp. Konser tarihi 15 Temmuz 2002. Çok yakında büyük ihtimalle kesinleştireceğimiz ikinci isim Santana. Üzerinde uğraştığımız bir isim daha var: Neil Young. Ayrıca Yunanistan'ın en büyük müzisyenlerinden Nana Muskuri de seneye bizleri bekliyor, büyük ihtimalle... Leonard Cohen zor. Onunla 10 yıldır uğraşıyoruz. Üç yıl önce 'Tamam' dedi anlaştık, son anda 'İşte ben böyleyim, gene inzivaya çekiliyorum, kusura bakmayın' dedi. Biz de çok istiyoruz, ama bilmiyorum, belki...