BBG Hacer vardı ya...

BBG Hacer vardı ya...
BBG Hacer vardı ya...
Hacer Özil'i kimilerimiz Biri Bizi Gözetliyor yarışmasından hatırlayacaktır. Yarışmada gitarıyla şarkılar söyleyen o kız, Gaziantep'teki iş kadınlığı ve yürüttüğü sosyal sorumluluk projelerinin ardından şimdi ikinci stüdyo albümü 'Ahde Vefa' ile karşımızda! Albümde çözüm sürecini anlatan şarkı da var yarım kalan aşklara itafen yazılmış şarkı da... Suriye savaşıyla ilgili bir belgeselde birlikte çalıştığı gazeteci Coşkun Aral'ın önerisiyle ortaya çıkan yeni albümü Hacer Özil'le konuştuk.
Haber: ÖZLEM DEMİRKIRAN / Arşivi

“Ahde Vefa” ikinci albümünüz. Neden bu kadar uzun süre ara verdiniz?
Hayatta her şeyin zamanı olduğuna inanırım. İki albüm arasında geçen zaman benim için bir ara değildi. Bu zaman diliminde yaşadıklarım, gerçekleştirdiğim projeler, aslında ikinci albümümü yapmama vesile olan olaylardı. O kadar çok şey biriktirdim ki, hepsi bir araya gelerek bu albüm fikrini oluşturdu ve ben de bu albümü yapmaya karar verdim. Bazen bu kayboluşlar, acılar, aşklar gerekir sanat için. Ben de beslendiğim tüm olaylarla, derdimi sanatla anlatmak istedim.

Biri Bizi Gözetliyor yarışması sonrası çıkardığınız ‘Erkekler’ pop tarzındaydı. Şimdi ‘Ahde Vefa’da Anadolu pop tarzında, daha dingin bir albüm görüyoruz. Tarzınızı nasıl anlatırsınız? Yeniden pop müziğe dönüş olacak mı?
Müzik benim için bir renk kartelası. Her rengi bir tarz ve ben müziğin her rengini seviyorum. Güzel sanatlar lisesinde batı müziği, konservatuarda halk müziği üzerine eğitim aldım. Teyzemle yaşadığım süre boyunda TSM korosunda olduğu için birçok TSM türünde eserleri öğrendim. Arya da okudum, Lied de. Kültürüme sahip çıkmayı seviyorum. Kültürel açıdan çok derin, her katında farklı zenginlikler barındıran topraklarda yaşıyoruz. Doğusu, batısı, Balkan’ı, Kafkas’ı, Arap’ı, Çerkez’i… Bu albümüm Anadolu ezgilerini içinde barındıran bir albüm. Dediğim gibi müziğin her tarzını seviyorum ve her tarzıyla ilgili çalışmalarda bulunmak istiyorum. Pop müziğe de dönüş olacak tabii.

“50 SURİYELİ KADINLA RÖPORTAJ YAPTIM” 



Coşkun Aral’ın önerisiyle bu albümü yapmaya karar vermişsiniz. Coşkun Aral’la yolunuz nasıl kesişti? Albüme ne gibi katkıları oldu?
Yaptığım organizasyonlardan birinde Coşkun Aral jüri üyesiydi. Kendisiyle bu vesileyle tanıştık. Daha sonrasında da birçok proje için temas halindeydik. Bir gün Suriye Savaşı üzerine bir belgesel çekmek için tekrar bir araya geldik, birlikte savaşa gittik, 50 Suriyeli kadınla röportaj yaptım. Kendisi yapmış olduğum birçok toplumsal projeleri bildiği için bunları neden müzikle ifade etmediğimi sordu ve bu albümün fikir babalığını yaparak hikayeyi başlatmış oldu. 

Albümdeki şarkılardan ‘Kavuşsa Eller’ çözüm sürecini, ‘Adım Gonca’ çocuk gelinleri anlatıyor. Sosyal mesajlar veren bir albüm fikri nasıl ortaya çıktı? Albümdeki diğer şarkılardan bahseder misiniz? İlk klip hangi şarkıya gelecek?
Toplumsal sorunları işleyen birçok projede yer aldım. Bu albüm fikrinin oluşmasıyla beraber, bu projeleri müzik ile ifade etmek istedim. Sevgili söz yazarı-besteci arkadaşım Aysuda Ülkü Zeren gerçekten kalemi çok kuvvetli biri. Hangi konuyu anlattıysam, yüreğe dokunan besteler yaptı, sözler yazdı. Albümde ‘Adım Gonca’ ve ‘Kavuşsa Eller’ dışında, Barış Manço’nun ‘Halil İbrahim Sofrası’, Ezo Gelin’in hikayesini anlattığımız ‘Bahçalarda Mor Meni’ isimli Gaziantep türküsü bulunmakta. Toplam 8 eserden oluşan albümde ilk klibi ‘Gözün Arkada Kalmasın’ isimli yarım kalan aşklara ithaf edilmiş şarkımıza çektik. 


Albümde hangi müzisyenlerle çalıştınız?

Albümde aranjör Sadun Ersönmez, Göksel Kamçı ve Berkay Şenol ile çalıştık.

Albüm fotoğrafları Gaziantep’in en özel mekanlarında çekilmiş, albümde ‘Gaziantep Yolunda’ türküsüne yer verilmiş. Bu bir vefa borcu mu?
Çekimlerin Gaziantep’te olması, o bölgede yaşamış olmam ve o güzelliklerin ortaya çıkmasını sağlamaktı. Türk sanatçılarımızdan bazıları dünyanın birçok yerinde fotoğraf/klip çekimi gerçekleştiriyor. Ben ülkemizdeki bu güzelliklerin de farkedilmesini istedim. ‘Gözün Arkada Kalmasın’ şarkımızın klibini Gaziantep Rum Kalesi’nde çektik. ‘Bahçalarda Mor Meni’ türkümüzün klibini ise Şirehan Otel’de ve Bey Mahallesi sokaklarında çektik. Gaziantep’in yıllarca bana sunduklarına ve beslediklerine dair olan vefamı bir nevi ödedim. 


Albümün sürprizi ‘Halil İbrahim Sofrası’ cover’ı. Şarkı albüme nasıl dahil oldu?

Halil İbrahim Sofrası albümün anlatmak istediklerine katkıdan bulunan ve bütününü tamamlayan bir şarkı. Halil İbrahim unutmuş olduğumuz bir kavramdı. Halil ile İbrahim isim iki kardeş. Halil’in, buğdaylarını “Kardeşim bekar, daha çok ihtiyacı var” diyerek gizlice İbrahim’in deposuna koyması, İbrahim, “Kardeşim evli, onun daha çok ihtiyacı var” diyerek Halil’in deposuna koymasıyla artan bereketi gören Allah’ın, bu paylaşımdan doğan bir bereket anlayışını oluşturduğu için Halil İbrahim Bereketi kavramı ortaya çıkmış. Barış Manço da bu şarkısında bundan bahsetti aslında. Paylaştıkça çoğalmanın önemini vurgulamıştı.

Yeni albümünüzle birlikte planlarınız neler?
Yapmış olduğumuz bu işin en iyi şekilde anlaşılabilmesi için, öncelikle bütün şarkılarımızı kliplendirmeye çalışacağız. Üniversite ve halk konserleriyle sesimi duyurabileceğim her alanda yer almak istiyorum.