Bebek yüzlü sarışından sıkı oyuncuya

Bebek yüzlü sarışından sıkı oyuncuya
Bebek yüzlü sarışından sıkı oyuncuya

Leonardo DiCaprio, son dönemde az ama iyi filmlerde oynuyor.

'Titanic'in bebek yüzlü âşığı Leonardo DiCaprio, artık Scorsese, Nolan gibi büyük yönetmenlerin kült oyuncusu. Üç kez aday olduğu Oscar'ı hiç kazanamayan DiCaprio, şu sıralar dünyayı kasıp kavuran 'Başlangıç'la hedefi tutturabilir
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

İSTANBUL - “‘Titanic’ sonrası şöhret beni mahvetti, kendimi bir şey sandım o zamanlar...” demişti Leonardo DiCaprio. Evet, o hariç herkese Oscar kazandıran ‘Titanic’le gelen aptal sarışın imajı uzun seneler boyunca yeteneğini perdeledi ünlü oyuncunun...
90’ların sonlarıydı, ‘bebek yüzlü’ erkeklerin revaçta olduğu dönem. Geriye taranmış sarı saçları, masum yüz hatlarıyla âşık âşık Kate Winslet ’a bakan bir çift mavi göz geliyor akıllara Leonardo DiCaprio denilince. ‘Titanic’teki trajik aşk öyküsünün yakışıklı kahramanı olarak akıllara kazınan DiCaprio için herkes aynı şeyi düşünmüştü o zamanlar; yeniyetme Brad Pitt özentisi, ünlü olmaya hevesli güzel yüzlü çocuk. Güzellik başa bela oluyor böyle bir durumda, boy boy posterlerine bakarken kimsenin aklına Dicaprio’nun oyunculuğuyla ilgili bir yorum yapmak gelmiyor. Ne zaman ki Steven Spielberg ve Martin Scorsese elinden tutuyor, o zaman anlaşılıveriyor kafdağının ardında zannedilen yetenek.

Yetenekli bay DiCaprio
Artık büyük yönetmenlerin gözde oyuncuları arasında sayılan Leonardo DiCaprio, bu kez Christopher Nolan imzalı bir bilimkurgunun başrolünde karşımıza çıkıyor. Bu hafta vizyona giren ‘Başlangıç’ (Inception) filminde sıra dışı bir role sahip DiCaprio, son filmlerinde olduğu gibi burada da artık güzel yüzünü değil, oyunculuğunu sergiliyor.
Güzel olunca yetenekli olunmuyor ya Hollywood’da(!), Leonardo’nun da yüzü olmasa şu noktaya gelemezdi diye kestirip atıyor insan, ama yanılıyor, çünkü Leonardo’nun beyazperdeye ilk adımları yeteneğinin keşfedilmesiyle başladı. Karikatürcü bir babanın oğlu Leonardo yeteneği fark edilir fark edilmez küçük yaşta bir ajansa kaydedildi. Lenny Williams sahne adıyla şöhret kapılarını aralayan Leonardo, çeşitli televizyon reklamları ve eğitim programlarında boy göstermeye başladı. Yapımcıların gözüne girmeyi başaran Leonardo, ‘Critters 3’ isimli küçük bütçeli bir korku filmiyle yeteneğini kanıtlamaya çalışırken asıl şöhret kapılarını televizyon dizisi ‘Growing Pains’ açtı.

93’te ilk Oscar adaylığı
Amerika’da tanınan DiCaprio, dizinin bitmesiyle sinema filmleri için rol teklifleri almaya başladı. 1990’ların ortalarında onu ‘Titanic’e taşıyacak üç önemli filmde; ‘Gilbert’in Hayalleri’, ‘ Basketbol Günlükleri’ ve ‘Romeo ve Juliet’te rol aldı. ‘Gilbert’in Hayalleri’ ona yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar adaylığı getirdi, ‘Basketbol Günlükleri’ndeki performansıyla da çok iyi eleştiriler aldı. 1996 yapımı Baz Luhrmann filmi ‘Romeo+Juliet’teki Romeo rolüyle de genç kızların kalplerini fethetmeye başladı. Artık ‘Titanic ’teki fedakar aşık Jack rolü için aranan isimdi.
Yüzüyle hafızalara yerleşen oyuncu, ‘Titanic ’teki çıkışından sonra rollerinde daha seçici davranmaya çalıştı desek yalan olmaz. ‘Demir Maskeli Adam’ filminde yüzüyle popüler imajını yıkmak istercesine canlandırdığı ‘maskeli’ rolüyle oyunculuğunu kanıtlamak adına bir adım atmış olsa da, 90’ların sonuna kadar yakışıklılığı dillerden bir türlü düşmedi. 2000’de rol aldığı ‘The Beach’ filminden sonra bir süre köşesine çekilen oyuncunun dönüşüyse muhteşem olacaktı... 

‘Scorsese gözümü açtı’
Beyazperdeye döndüğünde, oyunculuğunu gösterecek karakter odaklı filmlerle yeteneğinden söz ettirmeye başlayan oyuncunun Steven Spielberg ve Martin Scorsese gibi iki sinema devinin güvenini kazanması, artık Dicaprio’nun oyunculuğuyla ön plana çıkmasını sağladı. Hem artık bebek yüzünden de pek eser kalmamıştı. Saçı sakalı çıkmış, biraz kilo almış, kısacası çıtırlığı üstünden atmıştı. Scorsese filmlerinin yıldız ismi haline gelen DiCaprio, Robert De Niro’nun da, bir nevi, tahtını ele geçirdi. “Scorsese, oyunculuk anlamında gözümü açtı” diyen oyuncu, aynı zamanda sinema tarihini de usta yönetmenden öğrendiğini ağzından kaçırıvermişti.
Âşık Romeo rollerinin yerine aksiyon filmlerinde ajan, dedektif rollerine layık görülen DiCaprio, ‘New York Çeteleri’nin ardından 2005’te yine Scorsese’nin ‘Aviator’ında, Howard Hughes rolünün altından başarıyla kalkarak Altın Küre ödülünü alırken, Oscar’a da aday gösterildi. Ardından oynadığı ‘Köstebek’, Scorsese’ye yıllardır beklediği yönetmen Oscar’ını getirdi fakat DiCaprio’ya adaylık bile çıkmadı. En son Edward Zwick’in yönettiği ‘Kanlı Elmas’la Oscar’a bir adım daha yaklaşan oyuncunun bu sefer muradına ereceğini sandık ama gene olmadı. ‘Titanic’ten arkadaşı Kate Winslet’la oynadığı Sam Mendes filmi ‘Revolutionary Road’daki performansı da çok beğenilmişti, fakat bu kez Oscar’dan adaylık bile çıkaramadı. Her ne kadar kendisi “Ben Oscar ödülüyle değil, daha çok seyircinin performansımı beğenmesiyle ilgileniyorum” demiş olsa da Oscar bu, istenmez mi? Bir dahaki sefere. 

Freud ve Jung’u hatmetti
Kısa süre önce Scorsese’nin ‘Zindan Adası’nda bir kez daha hayran kaldığımız DiCaprio, bu sefer, yönetmen Christopher Nolan ’ın bile konusunu anlatmakta zorlandığı ‘Başlangıç’ filminde Dom Cobb adında bir hırsız rolünde. Fakat alıştığımız türden bir hırsız değil bu; insanların zihinlerine rüyaları sırasında girerek fikirlerini çalan bir hırsız. Bu işi yapabilen ender insanlardan olduğu için, kaçak hayatı yaşıyor ve eski hayatına kavuşabilmesi için adet olduğu üzere ‘son bir iş’in altından kalkması gerekiyor: Bir insanın zihnine fikir yerleştirmek...
İlginç konusuyla, şahane görselliğiyle ilgi uyandıran, üç haftadır ABD box office’inde bir numarada olan ‘Başlangıç’, şimdiden yılın en başarılı filmleri arasında gösteriliyor. Rolünü anlamak için Freud ve Jung’un rüyalarla ilgili kitaplarını hatmeden Leonardo, artık Oscar heykelciğine kavuşsun istiyoruz. ‘Bebek yüzlü sarışından iyi oyuncu olmaz’ klişesini çoktan yerle bir etmedi mi? Hakkıdır...

‘Başlangıç’a 10 üzerinden 9.2 puan
Sinema dünyası üç haftadır ‘Başlangıç’ı (Inception) konuşuyor. ‘Memento’, ‘The Dark Night’ gibi ses getiren filmlere imza atan Christopher Nolan’ın 6 yaşından beri üzerinde çalıştığı, rüyalarla gerçeğin iç içe geçtiği sersemletici film ‘Başlangıç’, ABD box office’inde liderliği üç haftadır kimseye kaptırmıyor. ABD’deki gişesini 193 milyon dolara yükselten, dünya genelinde ise 363 milyon dolar gelir elde eden ‘Başlangıç’ hem eleştirmenlerden hem seyircilerden tam puan alıyor. Yazıları Milliyet Cadde’de de yayımlanan ABD’nin etkili sinema yazarı Roger Ebert, filme dört üzerinden dört yıldız verirken ‘Başlangıç’ın dünyanın en büyük sinema sitesi imdb’deki notu da 108 bin kişinin oyuyla 10 üzerinden 9.2 olarak kayıtlara geçti.


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    Basketbol

    ,

    İstanbul

    ,

    Kate Winslet