Bedri Baykam'ın felaket kurgusu

Bedri Baykam, Kemik adlı romanında Amerikalı bestseller yazarlarını geride bırakacak bir hayal gücüyle, 11 Eylül'deki felaketi anlattı.

İSTANBUL - Bedri Baykam, Kemik adlı romanında Amerikalı bestseller yazarlarını geride bırakacak bir hayal gücüyle, 11 Eylül'deki felaketi anlattı. 2000 yılı aralık ayında yayımlanan ve nisan ayında hakkında toplatma kararı çıkarılan romanın 5. bölümünde bir Boeing'in New York'taki gökdelene çarpması anlatılıyor. Baykam'ın roman karakteri Selim, binanın yerle bir oluşunu ekrandan canlı seyretmenin şaşkınlığını yaşıyor. Ardından yaşanan uluslarası şaşkınlık ve panik anlatılıyor.
Romandaki bölüm
"(...) On bininci kere bunları aklından geçirirken Taksim Meydanı'na yaklaştığını fark etti. Eski Taksim Gezisi'nin olduğu yerde şimdi o külüstür nostaljik binalar yıkılmış, yerlerini dört katlı saydam duvarlı dev alışveriş merkezleri almıştı. Selim ağzına giren ve karlaşan su tanelerini dilinde ve dudaklarında hissederek yürürken, solundaki televizyon, 3-D ve multivizyonların serili olduğu vitrinlerdeki görüntülerinden biri birden gözüne takıldı. Dev bir Jumbo 797, New York Midtown'daki dev PAN/AM binasına göbekten giriyor, orada
anında patlayıp dağılırken o 'büyük elma'nın simgelerinden olan dev binayı da resmen göbeğinden ikiye bölüyordu.
Selim bunun bir bilimkurgu filmi veya tipik bir basit bilgisayar yaramazlık projesi olduğunu düşünüyordu ki, birden karşısında NTV International muhabiri Fred Scarce'ı gördü. Scarce, Manhattan'ın ara sokaklarından birinde, uzaktan seçilebilir polisler, itfaiyeciler, ambülanslar ve yaralılar arasında Park ve 43. caddelerin köşesinde hâlâ yanarak parçalanmış yatan dev Jumbo 797'nin kara haberciliğini üstlenmişti. Selim gördüklerine inanamadı ve bunun bir kamera şakası olup olmayacağını kendisine sordu.
Ancak Starvizyon mağazasında da anında bir hareketlenme başladı. Bu arada ekrandaki diğer kanallarda da aynı olayın değişik görüntüleri ekrana geliyordu. Sırayla ABTV, BBC-CBS-EBII, hepsinde yeni yüzyılın ilk dev medyatik felaketinin her yerden akan görüntüleri ekranları dolduruyordu. Mağazanın içi ve dışı aynı anda kaynamaya başladı. Çünkü herkesin elinde olayı
anında izleyebilecekleri birer görsel yoktu. En çarpıcı görüntü NTV International'da üst üste yayımlanan çarpışma anıydı. Dev uçak geliyor ve New York'un en meşhur üç-beş binasından birini tırpan gibi ortadan biçiyordu. O andan sonra ise ekranı toz, duman, ateş, infilak, korkunç bir gürültü ve uğultu almıştı. Her tarafta kaçışan, koşan, çığlık atan insancıklar vardı. (...)" (Kültür Sanat)