Belki de en güzeli böyle

Belki de en güzeli böyle
Belki de en güzeli böyle
Bülent Ortaçgil'in 40. yıl konserinde Bulutsuzluk Özlemi, Aylin Aslım, Mor ve Ötesi, Sezen Aksu, Feridun Düzağaç, Mirkelam sahnedeydi. Sonunda Bülent Ortaçgil, 'Beni kitleler sevmedi, bir siz sevdiniz bir de müzisyenler' dedi


ERAY AYTİMUR

Dünyanın en mutlu Bülent Ortaçgil’i müzikte 40. yılını kutlayan Bülent Ortaçgil’dir, bu bir. Birilerinden böyle bir cümle duyarsanız biliniz ki o dünyanın en mutlu insanıdır, bu da iki. Ya da en azından üç saatliğine öyle olmuştur. İsminin, cisminin ne olduğu fark etmez. 21 Temmuz akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda milimetrekarelik boşluk bırakmayan tüm kalabalık adına bu söylediğimin sorumluluğunu üstlenebilirim. Bülent Ortaçgil 40. Yıl Özel Konseri’ndeydik, çok bin kişiydik, çok mutluyduk...

Ortaçgil’in barkovizyondaki çocukluk fotoğraflarına bakarken kaçırmışım sahnenin tam olarak kaçta ışıklandığını. 21.20’ye yaklaşıyordu sanırım. Işık dediğim Zuhal Olcay... Alışılageldik zarafetiyle “İyi akşamlar” dedikten sonra Bob Dylan, Jacques Brel, Bülent Ortaçgil gibi sanatçılarının sadece isimlerini söylemenin yeterliliğini hatırlattı. Derken beyaz giysileri içinde yavru kuğuları andıran sekiz arkadaşımızın 1974 tarihli ‘Günaydın’ yorumuyla konser resmen başladı. Alkış kıyamet arasında sahneye çıkan Ortaçgil, çocukluğun ‘dünyayı baştan boyasak’ diyen güzergahından ‘İster misiniz’i bitirir bitirmez iki seçenek sundu önümüze; kaybettiklerimiz için ağlamak veya felekten bir gece çalmak. İkincisini seçtik tabii ve 25 yıl içinde hiç bir şeyin değişmediği ülkemizin ahvaline yaraşan ‘Uyusun da büyüsün’le devam ettik. O esnada Fikret Kızılok yukarılardan bir yerlerden izliyordu muhakkak fakat Ortaçgil de bunu biliyordu zaar.

Ezginin Günlüğü’den Hüsnü Arkan’ın damla damla sesiyle ‘Yağmur’u seslendirmesi ise geride kalan günün iklim koşullarıyla uyumlu bir seçimdi. Arkasından VTR girdi. Öncelik Kurtalan Ekspres’in Ahmet Güvenç’indeydi elbette. Ne de olsa Ortaçgil’in müziğe başladığı lise yıllarından arkadaşı, ‘Suna Abla’nın da oğlu olur; merhaba demiş kadar olduk ‘Suna Abla’ya, ona ve haliyle Kurtalan’a.

Bu arada konser boyunca aralıklarla yayınlanan VTR’lerde Ümit Tunçağ, Ali Kocatepe, Selçuk Yöntem, Adnan Bostancıoğlu, Naim Dilmener, Orhan Kahyaoğlu, Banu Güven kendi Bülent Ortaçgillerinden tatlılıkla söz ederken sanatçının ‘barışık muhalif’ yanı üstünde çoğunlukla uzlaştılar. Fakat bu serinin yıldızı, hiç şüphesiz ki hayatın hızıyla bedeninin hızını örtüştüremese de şanslı olduğunu hissettiği ‘abiler ordusu’ndan dem vuran Cem Dizdar oldu. Jehan Barbur’un ‘Aşk Var’ yorumundan sonra sahneye çıkan Grup Gündoğarken’in ‘Bahar Türküsü’ ise özellikle “Seni ben yanımda bulunca her şeyim çiçeklendi” dizesi itibarı ile galiba biraz vurucuydu. Hemfikir olmalıyız ki Gökhan Şeşen, Bülent Ortaçgil’in ‘Beni övmeyin’ ve ‘Duygusallaş mayın ’ ricalarından ikincisini kırmak zorunda kaldı.

Havada uçuşan yüzlerce kelamın en doğrusu ise galiba “Bülent Ortaçgil bağırmadan şarkı söylenebileceğini gösterdi” diyen Burhan Şeşen’e aitti. Arkasından Serhat Ersöz’le ‘Sensiz Olmaz’a kıyak bir jam session ruhu getiren Akın Eldes, Pinhani’liğini Sinan Kaynakçı’nın seslendirdiği ‘Değirmenler’le taçlandırdı ya bir yandan da Ortaçgil’den sonra sahnede en uzun kalan isim oldu. Çünkü sırada Bulutsuzluk Özlemi’nin ‘Normal’ yorumu vardı ve hiç normal olmayan zamanların gözleri apaçık tanığı Bulutsuzluk’a bu parça çok yakışmıştı.

Sesi ve yorumuyla topyekün âşık olduğumuz Birsen Tezer tahmin edileceği üzee ‘Çığlık Çığlığa’yı doruğa çıkartırken Ortaçgil’in ‘feminen’ bulduğunu söylediği ‘Kimseye Anlatamadım’ın da konserlerde seslendirilmeme yazgısını değiştirmiş oldu.

‘Bu Su Hiç Durmaz’ performansları ile kusursuz bir çift ses-gitar ikilisine dönen Fuat Güner ve Bülent Ortaçgil temaşaya son verdiklerinde 10 dakikalık ara oldu ama sonrasında çıkan Mor ve Ötesi’nin güzelim ‘Sen Varsın’ yorumu bu nedenle biraz arada kaynadı.

Bülent Ortaçgil’in hafif mahcup “Biraz ben de çalayım mı?” sorusunun devamında gelen ‘Eylül Akşamı’, ‘Bu İş Zor Yonca’, ‘Bozburun’ ve ‘Beyazın Şarkısı’ arka arkaya mest edince silkinip salınması Jehan Barbur’la Levent Yüksel’in ‘Sensiz Olmaz’ yorumuna nasip oldu. Onları “SBS’ye girecek çocuk kıvamındayım” diyen beyazlı adam Feridun Düzağaç , ‘Sevgi’ ile izledi. Yaşar’ın rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı konserin ilk sürprizi ise şeker pembesiyle Aylin Aslım oldu. Islık konusundaki marifetinden ‘Mavi Kuş’ sayesinde haberdar olduğum Aylin aslında yaklaşmakta olan dev süprizin de tüyosuydu. Çünkü Ortaçgil’in ‘Şarkılarım Senindir’ ile yapmaya çalıştığı yumuşak geçiş, anons ettiği isimle birlikte yerini sert alkışlara ve yükselen çığlıklara bıraktı. Böyle bir konser sırasında Mordoğan’da olmayı gönlü kaldırmayan Sezen Aksu hayvanlarını doldurduğu arabasına atlayıp ‘Yüzünü dökme küçük kız’ demek üzere tam karşımızdaydı ve her zamanki sahici muzipliğiyle Ortaçgil’e ‘karnının içinden’ teşekkür etmekteydi.

Sezen Aksu kafasıyla coşkulanan ortam Mirkelam’ın ‘Bütün Çiçekler Su İster’ yorumuyla yükünü hepten aldıktan biraz sonra sakinledi. Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur’la ‘Pencere Önü Çiçeği’ni seslendirip ekledi: “Beni 40 yıldır kitleler sevmedi ama bir siz sevdiniz, bir de müzisyenler sevdi” Oyunculuğunun avantajıyla ambiyansı yüksek bir ‘Oyuna Devam’ tutturan Zuhal Olcay, ‘Beni Kategorize Etme’ diyerek ise aşk şarkıları yazan adamın aşksızlık şarkısını layıkıyla seslendirmiş oldu. Gecenin sonuna geldiğimizi sandığımız o an konser boyunca sahneye sırayla çıkan müzisyenlerin bir çoğu bu kez bir aradaydı ve hemen hepsinin üzerinde birer parça isminin yazılı olduğu siyah t-shirtler vardı. Tahmin edilebileceği üzere hep beraber ‘Benimle Oynar mısın’ ve ‘Olmalı mı Olmamalı mı’ söyledik ve program sona erdi. Ancak yoğun alkışa dayanamayan Ortaçgil o geceye özgü bir ‘Şık Latife’ çalmak üzere Erkan Oğur’u sahneye tekrar davet etti ve konseri öyle tamamladı. Bu arada sanırım Yaşar’la yapacağı düet sekteye uğradığı için şarkı söyleyemeyen Candan Erçetin, konser sonundaki müzisyenler korosundaki yerini yine de alarak ne kadar zarif ve kadirşinas olduğunu gösterdi... Hayat bir çok şey gibi şarkıları da deforme ediyor, belki Bülent Ortaçgil haklı, ama bazı şeyler geri dönüşsüzlüğüne rağmen zamana karşı direnebiliyor. Onun müziği gibi... “Belki de en güzeli böyle...”