Belle & Sebastian: Hâlâ birer ergen gibi davranıyoruz!

Belle & Sebastian: Hâlâ birer ergen gibi davranıyoruz!
Belle & Sebastian: Hâlâ birer ergen gibi davranıyoruz!
Dile kolay 25. yılını kutlayan Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul'da hayranları tarafından büyük bir sabırsızlıkla beklenen Belle & Sebastian'ın kurucu üyelerinden Chris Geddes, 30 Ekim Cuma saat 22.00'de Volkswagen Arena'da gerçekleşecek konser öncesinde Radikal'in sorularını yanıtladı.
Haber: SARP DAKNİ - daknisarp@gmail.com / Arşivi

Merkez noktadan başlayalım. Grubun isminin anlamıyla yani... Cecile Aubry’nin Sébastien isimli bir çocuk ve köpeği Belle’in ana kahramanları olduğu romanından etkilendiğinizi biliyoruz; ama hikayesini de çok merak ediyoruz!
Aubry’nin hikayesini zamanında okumuş ve uyarlanan TV dizisini de izlemiş olan Stuart, yazdığı bir şarkıdaki kahramanlara isim verirken Belle ve Sébastian isimlerini kullandı. Şarkıda Belle ve Sebastian, birlikte müzik yapan bir ikiliydi; hatta Sebastian, Stuart’ın alt ego’su olabilir. Grubu bir araya getirdiğinde ise şarkıdaki karakterler, bize bu ismi verdi. Gruba katılmak isteyen Isobel Campbell ile tanışması da, ki kendisi genelde “Bel” olarak çağırılır, ilginç bir tesadüf oldu!

Son albüm ‘Girls In Peacetime Want to Dance’ geçtiğimiz Ocak ayında yayınlandı. Dokuzuncu albümünüz olan bu kayıt öncekilere göre nasıl benzerlik veya farklılık gösteriyor?
En önemli değişikliklerden biri daha önce bize turnelerde eşlik eden bas gitarist Dave McGowan’ın gruba kayıt sürecinde katılmış olmasıydı, ayrıca Mick son albümden sonra gruptan ayrılma kararı almıştı. Buna ek olarak bir prodüktör değişikliğine de gittik. ‘Girls In Peacetime Want to Dance’ öncesindeki iki albümümüzü Los Angeles’ta Tony Hoffer ile beraber kaydetmiştik, bu albümde ise Atlanta’ya giderek Ben Allen ile çalıştık. Tony Hoffer ile çalışmak son derece keyifliydi fakat bu kez bir değişikliğin iyi olabileceğini düşündük. Ben’in yaklaşım ve çalışma tarzı da bu konuda son derece verimli oldu. Elbette müzikal olarak genel tarzımızdan bir sapma yok, yine hikayeler anlatan sözlü, melodik pop müzik üretiyoruz. Yine de daha önce olmadığı kadar “disko” tonlara sahip bir albüm. “Perfect Couples” şarkısında tropik esintiler hakim, “Ever Had a Little Faith” ise bugüne kadar herhangi bir albümümüzde yer alabilecek kadar klasik bir Belle and Sebastian şarkısı.

“Nobody’s Empire” için çektiğiniz şahane klipten da biraz bahsedebilir misin?
Klibi uzun yıllardır beraber çalıştığımız Blair Young çekti. “The Parallax View” filminden bir sahne bu klibin esas ilham kaynağıydı diyebilirim. Ayrıca “Glasgow 1980” isimli eski bir belgeselden de görüntüler kullandık.

Müzikal olarak ilham kaynakların kimler ve neler?
Benim için şu anda piyanist Bill Evans, Chopin, Peru’dan cumbia müziği, soul oldies, the Roland Jupiter 8 synthesiser ve Ableton Live’da efektlerle oynamak.

Grup kurmaya karar verdiğiniz günü hatırlıyor musun? Sizin için bu korkutucu mu yoksa heyecan verici bir karar mıydı?
Aslında bu kolektif bir karar değildi. Stuart’ın yazdığı şarkılar vardı ve bunları beraber çalabileceği insanlar arıyordu, bizi de gruba teker teker dahil etti. Yine de bence kesinlikle heyecan verici bir durum. Stuart’la ilk tanıştığımızda çok cool bir insan olduğunu düşündüm ve şarkılarını da epey beğenmiştim. Stuart’ın albüm kaydı için zaten bir anlaşması vardı ve kendi adıma öğrencilik yıllarımda bir restoranda bulaşık yıkamaktansa bu çok çok daha iyi bir seçim oldu. O sıralar yaptığım gerçekten buydu çünkü.

Başladığınız günden itibaren ne şekilde olgunlaştınız?
Sanırım en büyük olgunlaşmayı çocuk sahibi olanlar yaşadı. Biz geri kalanlar hala ergen gibi davranmaya devam ediyoruz!

Belle & Sebastian’ı en çok etkileyen diğer gruplar kimler?
Gruptaki herkesin benimseyeceklerini sıralamayı deneyeceğim; The Beatles, The Stones, The Kinks, The Stax and Motown Session Players, Love, The Mamas and Papas, Astrud Gilberto, Dusty Springfield, Sandy Denny, Stereolab, Broadcast, Chic, Public Enemy, Orange Juice, Sly and The Family Stone ve Os Mutantes...

Stüdyoda, sahnede veya herhangi bir yerde grup olarak başınızdan geçen en güzel veya en garip anı hangisi?
John Peel’in evinde bir kayıt yaptıktan sonra kendisi ve ailesiyle birkaç içki içip sarhoş olduğumuz gün güzel bir hatıra ve hala hatırladığımız çok özel bir gündü.

Tekrar turnede ve sahnede olmak nasıl bir duygu?
Tekrar meşgul olmak güzel bir his. Stuart ‘God Help The Girl’ filmi ile uğraşırken uzunca bir ara vermiştik. 2013 yazında verdiğimiz birkaç konserden sonra tekrar stüdyoda girdik ve iki buçuk yıldır aralıksız olarak çalışıyoruz. Bu turne kapsamında daha önce hiç gitme şansımız olmadığı yerlere de gitme imkanı bulduk, ki bu her zaman heyecan verici oluyor.

Performans öncesi ritüelleriniz var mı?
Stevie vokal çalışmaları yapıyor, baterist Richard ise bir pad üzerinde ısınıyor. Geri kalanımız ise Stevie’nin vokal çalışmaları sırasında ona pek rahatsızlık vermeme uğraşındayız.

Belle & Sebastian için bir sonraki adım nedir?
Umarım bu sefer bu kadar uzun bir ara vermeden yeni projemiz için çalışmalara başlarız. Fakat bu klasik formatta bir albüm mü olur yoksa başka bir şeyler mi deneriz henüz emin değilim.

Not: ’Şehrin İyi Hali’ projesi kapsamında okul boyama, barınak yardımı ve sahil temizliği gibi işlerde gönüllü olarak çalışanların ödülü de Belle & Sebastian konserine ücretsiz birer davetiye oldu. Önümüzdeki yıllarda bu projeyi mutlaka radarınıza alın deriz. http://www.akbanksanat.com/sehriniyihali