@ErkanAktug

Bendeki Halide'nin romanı

'Ünlü yönetmen Elia Kazan'ın eşi Frances Kazan' diye yazıya başlamak, yani bir kişiyi başka birinin referansıyla tanımlamak pek tercih edilir bir şey olmasa gerek.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - 'Ünlü yönetmen Elia Kazan'ın eşi Frances Kazan' diye yazıya başlamak, yani bir kişiyi başka birinin referansıyla tanımlamak pek tercih edilir bir şey olmasa gerek. Ancak referans kaynağı Elia Kazan olunca elden ne gelir. Evet, kadın hareketinin Türk siyasi tarihinin, ve edebiyatının önemli kişiliklerinden Halide Edip Adıvar'ın yaşamından yola çıkıp 'Halide' adlı bir roman yazan Frances Kazan'dan söz ediyoruz.
Okuyucularını 'romanı bir Halide Edip biyografisi gibi okumamaları konusunda uyaran Kazan, 20. yüzyılın eşiğinde büyük karmaşaların yaşandığı İstanbul'u anlatmak için Halide'nin en uygun kişi olduğu görüşünde.
Halide Edip'le nasıl tanıştınız!
Üniversite Türk dili ve edebiyatı
üzerine yüksek lisans yaptığım sırada onun anılarını okudum. Büyüleyiciydi ama Kurtuluş Savaşı ve sonrasını anlatıyordu. Sonra başka kitaplarını okudum. Tutku dolu kitaplardı hepsi.
Özellikle 'Sinekli Bakkal'ı çok sevmiştim. Halide'yi tez konusu seçtim. Her şey bir yana bazı kitaplarını İngilizce yazıyor olması bana çok yardımcı oldu.
Halide Edip, Kurtuluş Savaşı'na katıldığı halde sonra Atatürk'le yollarını ayırmıştı. Sizce neden?
Bu benim bir sonraki kitabımda anlatacağım bir dönem. Ama Halide ana karakter olmayacak. Sadece olayları anlatacağım. Kitaplarından okuduğum kadarıyla o ve Atatürk, mesela demokrasiye bakış açılarını ele aldığımızda, çok farklı iki insan. Bana böyle politik sorular sorduğunuz zaman çok zorlanıyorum. Türkiye'de hiç yaşamadım, olayları tamamen dışardan gördüğüm kadarıyla biliyor ve yorumlayabiliyorum.
Çalışmalarınızı Türkiye üzerine yoğunlaştırmanızın nedeni eşinizin Anadolu kökenleri mi?
Elia, İstanbul'da doğdu. Yaşı ilerledikçe doğduğu yerin değerlerine daha çok sarıldı. 10 yıl önce, 400 yıl boyunca atalarının yaşadığı Kayseri'ye götürdü beni. Sokaklarda yürürken kendini bölgenin yerlisi gibi hissetmesinden çok etkilendim. Burası sanki onun eviydi. Aslında Elia, kendini her zaman İstanbullu olarak kabul etti. O zamanlar yaşanan milliyetçi politikalar ve nüfus değişimiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordum henüz. Ama Türkiye'nin karmaşık tarihi Kayseri sokaklarında yürürken ilgimi çekmişti. Araştırdıkça ilgim daha da artıyor.
Tarihe özel bir merakınız da olmalı ki böyle bir kitap yazdınız.
Evet, çok seviyorum. Bana bugün Amerika'daki günlük hayat hakkında yaz deseniz yazmak bana zevk vermez. Bildiğim bir hayat. Eski hayatı okuduğumda ya da yazdığımda çok farklı şeyler görüyorum. Hoşuma gidiyor ve yazması da keyifli oluyor.
Ama herkes kendi, farklı tarihini yazıyor. Bunlar arasında dolaşırken insanın kafası karışmıyor mu?
Haklısınız. Her okuduğunuzda faklı şekillerde çıkıyor karşınıza. Bir dilden başka bir dile çeviri olduğu zaman bile farklılaşıyor çok şey. İnsanların neyi nereye koyduğu önemli. Sonra insan kafasında belli bir zemine oturtup anlamlandırır bunları...
Kitabın girişinde romanın Halide Edip'in yaşantısının tarihsel bir anlatısı olmadığı konusunda uyarıyorsunuz okuyucuları.
Çünkü her ne kadar gerçek bir öyküye dayansa da roman bir kurmaca. Çok şeyi değiştirdim. Mesela kitapta annesi öldüğü zaman Halide yedi yaşında, oysa gerçekte iki yaşındaydı ve bu ölüm onun hayatını derinden etkiledi. Bu, bendeki Halide'ye ilişkin bir roman. Sadece Halide'nin de değil, babası, anneannesi... Bir yazarın, herhangi bir karakterin içsel yaşamını keşfetme girişimi biraz tahmin, biraz spekülasyon, çokça da okuduklarından 'anlam çıkarma' çabaları aracılığıyla başarıya ulaşabilir.
Halide Edip'in Amerikan mandasından yana olduğu söylenir.
Amerika'dan bakınca da öyle mi?
Bu soruyla çok karşılaşıyorum.
Onun zamanıyla bu zamanın birbirine karşılaştırılmaması gerekir. Kendisi Avrupa'yı çok büyük bir güç olarak görüyordu ve belki Amerika'yı o Avrupai düşlerini korumak için kullanıyordu. Bugün yaşasa, çok farklı bir düşünce yapısına sahip olurdu ve sanırım çok farklı yazılar yazabilirdi.
Kitabı yakınlarda kaybettiğimiz Thilda Kemal'e armağan ettiniz...
Evet, Elia'ya derin sevgimle, dostumuz Thilda Kemal'in anısına... Thilda'yla çok iyi arkadaştık. En son Türkiye'ye geldiğimde kitabın son halini ona göstermek istemiştim. Hastaydı, komadaydı. Ölümüne çok üzüldüm.
Halide, temmuz ayında Amerika'da yayımlanacak. Orada nasıl karşılanacağı konusunda bir fikriniz var mı?
Tahmin ettiğimden de fazla ilgi var. Buraya gelmeden önce dergiler, gazeteler, radyo ve televizyonlar görüşme teklif etti. Döndüğümde çok meşgul olacağım yani. Sanıyorum bu konu hakkında Amerika'da kimse yazmadı. İnsanlar bilmiyor ve merak ediyorlar...
Tarihi romanlara ilgi çok şu sıralar, Amerika'da da öyle mi?
Öyleymiş. Kızım her şeyi okur, iyi takip eder; o bana böyle romanların çok popüler olduğunu söyledi. O söyleyene kadar hiçbir fikrim yoktu.