Bennu Yıldırımlar: Yıldırım aşkına inanırım

Bennu Yıldırımlar: Yıldırım aşkına inanırım
Bennu Yıldırımlar: Yıldırım aşkına inanırım
Şehir Tiyatroları'nda Serdar Biliş yorumuyla sahnelenen sezonun eğlenceli işlerinden '12. Gece'de Olivia, birdenbire, pat dite âşık oluyor, erkek kılığındaki Viola'ya... Tutulup kalıyor. Ardından olaylar gelişiyor... 'Güzel Olivia'yı sahneye taşıyan deneyimli oyuncu Bennu Yıldırımlar ile '12. Gece' vesilesiyle buluştuk...
Haber: SERPİL ÇAKAR - cakarserpil@gmail.com / Arşivi

Denizde çıkan bir fırtınada ikiz erkek kardeşini yitiren Viola’nın hikâyesini, Shakespeare’in etkileyici örgüsüyle izlediğimiz ‘12.Gece’, bu sezon Şehir Tiyatroları'nın en iddialı oyunlarından biri. Viola, Dük Orsino’nun hizmetine girmek için erkek kılığına girer. Dük ise ona zorlu bir görev verir: Güzel Olivia'ya Dük adına kur yapıp, Olivia’nın düke âşık olmasını sağlamak. Ama Olivia, Dük’e değil Viola'ya âşık olur.
Serdar Biliş'in yönettiği ‘12. Gece’, yeni bir Shakespeare yorumu olarak seyirci karşısında. Olivia rolünde ise 1998’den beri Şehir Tiyatroları’nda çalışan, 20 yılı aşkındır ekranın ve sahnenin deneyimli oyuncularından olan Bennu Yıldırımlar var sahnede. Olivia ile yeni bir başarıya imza atan Yıldırımlar ile bir araya geldik; Shakespeare'den, yeni dönem tiyatro yorumlarından ve oyundan bahsettik... 

İlk kez mi bir Shakespeare oyununda oynuyorsunuz?
Hayır, daha önce ‘III. Richard’da oynamıştım. ‘12. Gece'yi ise yurtiçinde ve yurtdışında birçok kez izleme şansım oldu. Şehir Tiyatroları’nda da uzun zamandır ilk kez oynanıyor. ‘12. Gece'ye yeni bir yorumun Serdar Biliş ile gelebileceğine inandığım için de rolü kabul ettim.

Evet, yeni bir yorumla izliyoruz Shakespeare’i… Bu yorumlar Shakespeare’i nereye taşır sizce?
Shakespeare gibi büyük yazarların eserleri her zaman yoruma açıktır, bu yüzden evrenseldir. Sizin bir bakış açınız varsa, oyunu yorumlarsınız. İngilizler daha klasik oynar. Hatta hâlâ tüm oyuncuların erkek olduğu tiyatrolar var. Orada başka bir komedi çıkıyor tabii. Shakespeare saray için yazmıştır komedyalarını. Daha karnaval havasında geçer... Bu oyun da Noel arifesinin on ikinci gecesinde oynansın diye yazılmış.
Bu özel bir çeviri, Zeynep Avcı'nın çevirisi. Daha önce Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nda ve Semaver Kumpanya'da izlemiştim oyunu. Oyunun kendisi zaten çok eğlenceli...  İzlediklerimin dışında nasıl bir ruh katılabileceğini Serdar Biliş ile çalışarak gördük. Yeni bir yönetmen, genç bir soluk. Başarılı bir ekip kurdu. İlk günden beri bu ekiple yeni yorumun hakkını verebileceğimize inandım.  

OYUN FOTOĞRAFLARI: AHMET ÇELİKBAŞ

Oyunda dans, müzik, sinevizyon gibi birçok disiplin bir arada kullanılmış. Tiyatro oyuncusu olarak bu yenilikleri nasıl karşılıyorsunuz?
Dünyadaki örnekleri de böyle. Teknoloji ilerledikçe, elzem olduğu yerlerde seyircisine gönderme yapabileceği bir şekilde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Yeter ki yapılan işe hizmet etsin. Şatafat ve görkemden daha çok bu önemli. Yoksa oyuncusuz da sadece seslerden ve ışıklardan yararlanarak, farklı cisimler kullanarak tiyatro yapılabiliyor artık. Bir yükselti üzerinde bile olması gerekmiyor, bir ya da bir kaç kişinin hikâyesi varsa ve bunu anlatabiliyorsa, en basit anlamda tiyatro budur. Fazla şatafata gerek yok. Önemli olan yapılan işin içten ve samimi olmasıdır. Bizim oyun da buna çok müsaitti. Biz de kullandık.

Oyunda hem aktif kullanılan bir kamera vardı; hem sinevizyon, hem de video…
Oyun bir gemi kazasında birbirinden ayrılan ikiz kardeşlerin hikâyesi üzerinden kurulmuş. Bunu göstermek için film kullanıldı. Karakterlerin tiradlarında, kendileriyle baş başa kaldıklarında yaptıkları konuşmaları ekrana yansıtarak yeni bir boyut getirildi. Oyunun konsepti bunları kullanmaya çok uygundu. Bizim oyunu sinema camiasından birçok kişi izledi.

Kimler?
Geçen gün Çağan Irmak, Türkan Derya, ‘Gönül İşleri’ ekibi geldi. Kamera ile uğraşan kişileri getirmek zordur. Şaşırdılar ve beğendiler.


Bu yorumlar belki de Shakespeare ile izleyici arasındaki ‘ağır oyun' algısını kaldırır

belki.
Bunlar Shakespeare’in komedi oyunları, bizde daha çok tragedyaları oynandı, tabii komedilerinin de oynanması gerek.

Oyunun soundtrack’ini çıkartabilecek kadar profesyonel bir şekilde söylediniz tüm şarkıları...
Besteleri Çiğdem Erken yaptı, gerçekten çok kıymetli parçalar. Oyuna hizmet edecek, oyunu kalkındıracak parçalar yaptı, biz de söyledik. Ses çalışmalarını  Susan Main ile yaptık. Ekip olmanın hoşluğunu bize en baştan beri yaşattılar.

YILDIRIM AŞKINA İNANIRIM 
Oynadığınız karakter yıldırım aşkıyla Viola’ya vuruluyor. Siz de eşiniz Bülent Emin Yarar’a böyle mi âşık oldunuz?
Yıldırım aşkına inanırım. Ama biz okuldayken tanışıyorduk. Mezun olduktan sonra Bülent Diyarbakır’a gitti. İstanbul’a döndükten sonra flört dönemimiz oldu. Sonra evlendik. Daha sağlam temellere oturan bir ilişki idi. O yüzden de bu kadar uzun zamandır birlikteyiz.

Bülent Bey de Devlet Tiyatroları’nda Hamlet'i oynuyor. Shakespeare yılı ilan etmiş gibisiniz...
Bülent’le bir dönemdir hep aynı yazarların farklı eserlerini oynuyoruz. Ben Kovacevic oynarken Bülent de oynadı. O Shakespeare oynamaya başladı, ben de... Tabii tamamen tesadüf.


Şehir Tiyatroları’ndaki değişimler oyunlara ve oyunculara nasıl yansıyacak sizce?
Tüm değişimleri biz de takip ediyoruz. Tiyatro, seyircisiyle var olur. Bu kurum 102, 103 yıldır var. Ben seyircinin de kurumun da birbirini bırakacağını sanmıyorum.

Bu sezon yeni bir dizi ya da film projesi var mı?
Şu an için televizyonda yeni bir proje yok.

'12. Gece' 21 Ocak Perşembe saat 20.30'da Şehir Tiyatroları, Ümraniye Sahnesi'nde...