Berlin 'ayı'sı 'hemşin'e çıkıyor

Berlin 'ayı'sı 'hemşin'e çıkıyor
Berlin 'ayı'sı 'hemşin'e çıkıyor

Altın Ayı mutluluğu yüzünden okunan Semih Kaplanoğlu, ?Filmdeki duygunun insanlara geçmesinde Bora Altaş?ın etkisi hayli fazla? diyor.

Çamlıhemşin'de çektiği 'Bal'la Berlin Film Festivali'nde büyük ödül Altın Ayı'yı kazanan yönetmen Semih Kaplanoğlu, sevincini paylaşmak için tekrar Çamlıhemşin'e gideceğini belirterek 'Bu onların da filmi' dedi

 

ERMAN ATA UNCU 

 

BERLİN - 60. Berlin Film Festivali’nin, Türkiye sinema tarihinde ayrı bir önemi var artık. 1964’te ödülü alan ‘Susuz Yaz’dan sonra ilk kez Türkiyeli bir film, ‘Bal’ Altın Ayı’nın sahibi oldu. Ödül töreni, Semih Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’yla başlayıp ‘Süt’le devam ettiği üçlemenin son halkası ‘Bal’da Yusuf karakterinin çocukluğunu canlandıran Bora Altaş’ın, festival direktörü Dieter Kosslick’le verdiği pozların da yer aldığı ‘festival anlarının’ ekrana yansıtılmasıyla başladı. Yine Dieter Kosslick ile jüri başkanı yönetmen Werner Herzog’un Altın Ayı’yı ‘Bal’a vermesiyle son buldu.
Tabii ‘Bal’ın Altın Ayı sahibi olmasıyla, Werner Herzog’un ‘Grizzly Man’inden kelli, ayı bağlantılı esprilere yenileri eklendi. Ödül kabul konuşmasında bir anısını paylaşmak istediğini söyleyen Kaplanoğlu, çekimler sırasında kovandaki balı almaya gelen bir ayının onları görünce nasıl kaçtığını anlattıktan sonra, “Sanıyorum o ayı şimdi burada” diyerek elindeki ödülünü gösterdi.
Ödül töreni, tabii ki başlı başına bir anekdotlar geçidiydi. Roman Polanski’nin Ghost Writer’la kazandığı yönetmen ödülünü almak için sahneye gelen yapımcılar Robert Benmussa ve Alain Sarde, “Polanski ödül törenine gelebilseydi de gelemeyeceğini söyledi, zira en son bir festivale gittiğinde tutuklandığını söyledi” gibi yersiz de kaçabilecek bir espri yaptı örneğin. Rus filmi ‘How I Ended This Summer’ın en iyi aktör Gümüş Ayı’sını alan oyuncularından Grigoriy Dobrygin’in sevinci de görülmeye değerdi.

Bora’nın zilini hediye etti
Ancak tabii ki sadece Türkiyeli gazeteciler için değil genel olarak da ödül töreninin en akılda kalan yeri Altın Ayı sahibinin ‘Bal’ olduğunun açıklandığı zaman dilimiydi. Ödülü almaya yapımcıları Johannes Rexin ve Bettina Brokemper’le çıkan Kaplanoğlu, önce Berlinale ve jürinin de dahil olduğu teşekkür listesini sıraladı. Filmin ‘müthiş bir bölgede’, Çamlıhemşin’de çekildiğini söyleyen Kaplanoğlu, şimdi orada bu doğa harikasını mahfedecek santrallerin yapılmaya başlandığını, ödülün bu gelişmeye de dikkat çekmesini umduğunu belirtti. Yönetmenin, çocuk oyuncusu Bora Altaş’ın filmdeki zilini Werner Herzog’a hediye etmesi, 60. Berlin Film Festivali’nin ödül törenini kuru bir seremoniden öteye taşıyan anlardan biriydi.
Ödül töreni bittiğinde basın mensupları, basın toplantısının yapılacağı salona doğru yol aldı hemen. Tüm ödüllülerin tek tek çıkıp beşer dakika soruları yanıtladığı toplantı, fotoğrafçıların Gümüş ve Altın Ayı sahiplerine kendi taraflarına bakmaları için attığı çığlıklarla hareketlendi en çok. Hepsi de mutlulukları yüzlerinden okunan ödül sahiplerinden sonra, en son Semih Kaplanoğlu ve yapımcıları Johannes Rexin ile Bettina Brokemper çıktı kameraların karşısına.
Simultane tercümelerin dinlendiği aletlerdeki teknik problem, Kaplanoğlu’na soruların yöneltilmesini biraz geciktirse de bu aksilik de toplantı salonundaki heyecandan pek bir şey götürmedi. Kaplanoğlu, Altın Ayı’nın Türk sineması için önemi sorulduğunda ‘Susuz Yaz’ın da adını geçirmeyi ihmal etmeden, “Bu ödül, genç yönetmenlerin yeni filmler yapmaları, benim de daha iyi filmler yapmamı sağlaması açısından önemli” diye cevap verdi.
Bora Altaş’a haberi verip vermediği sorusu Kaplanoğlu’na, çocuk oyuncusuna bir kez daha teşekkür etme fırsatı sundu: “Tekrar teşekkür etmek istiyorum Bora’ya. Filmdeki duyguların bu kadar yoğun geçmesinde baş karakterin önemi çok büyük. O şimdi Çamlıhemşin’de, herhalde uykuya yatmıştır. Ben, onun bunlardan mümkün olduğunca zarar görmemesini istiyorum. Dilediği yolda hayatını sürdürebilmesini umut ediyorum.”

Dağıtım sorununa değindi
60. Berlin Film Festivali ödüllerinin basın toplantısından öğrenme fırsatı bulduğumuz en ilgi çekici haberlerden biri ise Semih Kaplanoğlu’nun sevincini paylaşmak için Çamlıhemşin’e gideceğini duyurması. “Oraya tekrar gitmek istiyorum, çünkü bu onların da filmi.”
Söz, Türkiye auteur sinemasının örneklerinin, kendi ülkelerindeki gösterim zorluklarına geldiğinde, Kaplanoğlu, akranı olan auteurlerden örnekler vererek bu ödülün, söz konusu sorunun çözümünde de bir adım olmasını umduğunu ifade etti. “Umarım, bu ödül Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Reha Erdem gibi yönetmenlerin daha çok izleyiciyle buluşmasına, bu blokajın kırılmasına imkan sağlar.”
Japonya’dan bir gazetecinin, Semih Kaplanoğlu’na fanteziyle gerçekliği nasıl bir araya getirdiğini sorması ise yönetmenin auteur yanını besleyen duygunun, basın toplantısında da bir kez daha irdelenmesine zemin sağladı. “Ben sinematografi, mekan kullanımı, oyunculuk, ses gibi filmi oluşturan tüm unsurların ahenk içinde olması gerektiğine inanıyorum. Bu bütünden çıkacak hissin de bir vecd, bir dua gibi olmasını istiyorum. Nasıl bir yapı kurabilirim, onu düşünüyorum”.
Semih Kaplanoğlu, basın toplantısının sonunda aynı günün öğlen saatlerinde Kiliseler Birliği’nden aldığı ödülden de bahsederek “Kiliseler Birliği ve Altın Ayı’nın bir araya gelmesi, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi” dedi.
Toplantı, Semih Kaplanoğlu’nun fotoğrafçılara Altın Ayı’yla verdiği pozlarla son buldu. Kaplanoğlu, fotoğrafçıların Altın Ayı’yı öperek poz verme isteklerini yerine getirmese de yüzündeki ifade zaten sevincini yeterince belli ediyordu.
Cannes’da gösterilen ‘Yumurta’, Venedik Film Festivali’nde yarışan ‘Süt’ten sonra, Semih Kaplanoğlu’nun Yusuf üçlemesi, Altın Ayı’lı ‘Bal’la son buldu.

***
Çamlıhemşin’de ve Altaş ailesinde ‘Bal’ gururu

 

Çamlıhemşin’in gururu 7 yaşındaki Bora Altaş, filmin en çok kekeleme sahnelerinde zorlandığını söylüyor.
fotoğraflar: DHA


ÇAMLIHEMŞİN - ‘Bal’ın Altın Ayı’yı kazanması, filmin çekildiği Rize’nin Çamlıhemşin ilçesini de sevince boğdu. Alman basınının Berlin Film Festivali’nin yüzü ilan ettiği filmin minik oyuncusu 7 yaşındaki Bora Altaş da sevincini, Almanya dönüşü, Çamlıhemşin’in Konaklar Mahallesi’ndeki evinde babası Raşit, annesi Ümmühan ve 5 yaşındaki kardeşi Gökdeniz’le paylaştı.
Oğullarıyla gurur duyan Altaş çifti, Bora’nın sinema yaşamının devam etmesini dilediklerini belirtti. Çamlıhemşin Belediye Başkanı İdris Melek de, Altaş ailesini evinde ziyaret ederek Bora’yı tebrik etti. ‘Bal’ filmindeki oyunculuğuyla profesyonel oyunculara taş çıkarttığı söylenen ilkokul 2’nci sınıf öğrencisi Bora ise filmi çekerken zorlandığı bölümler olduğunu ifade ederek, “Kekeleme sahnesi vardı. O sahnede biraz zorlandım. Oynadığım filmin ödül alması beni çok sevindirdi” diye konuştu.
Bora Altaş’ın, İzmir’de uzun yıllar buzdolabı tamirciliği yapan, emekli olduktan sonra memleketine yerleşen babası Raşit Altaş; “Filmin galasına katılmak için Berlin’e gittik. Daha sonra Türkiye’ye döndük. Dün akşam Rize’ye geleceğimiz sırada filmin Altın Ayı ödülünü aldığını öğrendik. İnanılmaz duygular yaşadık.  Filmi izlediğimde birinci olacağımızı hissetmiştim zaten. 25 yıl İzmir’de yaşadım. Çocuklarım doğunca onların yerel kültürü alması için buraya yerleştim. Burada yetişen çocuklar çok başarılı oluyor. Onun bu başarısını bu yörede yetişmesine bağlıyorum” dedi. (dha)

‘İçimde iyi bir his vardı’
Tülin Özen (‘Bal’ın oyuncusu): Galasında oradaydım ve izleyen herkesin çok olumlu tepkileri vardı. Herkesin çok büyük beklentileri vardı. Orada insanlarla birlikte izledikten sonra da hep çok olumlu eleştiriler aldık. Ve ben Semih Bey’in yolculuğunu da çok yakınen takip eden biriyim. Onun için sadece bu film için değil ama yıllardır süren kendi sinemasını oluşturmak konusundaki hassasiyetini ve başarısını çok yakından gören biriyim. Tüm bunlar birleşince, bir şekilde ödül alacağını biliyordum, hissediyordum.

Leyla İpekçi (yazar, Semih Kaplanoğlu’nun eşi): Çok iyi bir film yaptığımızı biliyordum. Film ekibine, oyunculara inanıyordum, Semih’e de çok güveniyordum. Hep, bir iyi şeyler olacak diye düşünüyordum. Çünkü biz buraya gelmeden önce de herkes bize ‘İçime doğuyor, bir şey olacak’ falan diye söylüyordu. Belki bunun da etkisiyle içimde iyi bir his vardı. Ancak bu duygunun adresi Altın Ayı değildi. Bu kadarını düşünmüyordum. Gerçekten inanılmaz oldu benim için.

Ahmet Acet (Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi): Hepimiz gözleri dolu, büyük bir övünç ile bu Altın Ayı ödülünü almamızı coşkuyla karşılıyoruz. Çok duyguluyuz.

Uğur Vardan (Radikal’in film eleştirmeni): Derler ki Berlin’de Türkiye sineması ve Semih, on ‘kaplan’ gücündedir. Elbetteki hem sinemamız, hem de bu sanatı aynı zamanda bir düşünce ve felsefe alanı olarak görenler için bu ödül sevindirici bir gelişme. ‘Susuz Yaz’dan yıllar sonra gelen bu başarı, içerideki sinema emekçilerini sevindirdiği kadar motive de edecek. Öte yandan Cannes, Berlin derken artık hedefte Venedik var. Bir de ‘bazı çevreler’e bir sorum olacak; bundan böyle ağzını her açtığında ‘Oscar’ diyen bu sinema cahillerinin diline, biber yerine ‘Bal’ sürsek, susarlar mı acep?..

Murat Özer (SİYAD Başkanı): 60 yıllık Berlinale tarihinde Altın Ayı alan ikinci Türkiye filmi oldu ‘Bal’. Semih Kaplanoğlu, henüz izleyemediğim filmiyle belli ki üçlemesine enfes bir nokta koymuş. ‘Yumurta’nın aldığı ödüllerle tartışmaların göbeğine çekilen yönetmen, umarım bu kez hak ettiği övgüyü alır ve Türkiye sinemasının son dönemlerine vurduğu damganın karşılığını bulur. Sinemamızın ülke dışındaki temsiliyet kabiliyetini geliştiren bu tür ödüllerin, ‘yalnızlık’a itilmek istenen ‘sanat sineması’nı belli oranda da olsa ‘izlenir’ kılacağını umuyorum. Semih Kaplanoğlu’nu da sinemamız adına gurur verici başarısı nedeniyle gönülden kutluyorum.