Berlin de kurtarmaya yetmez

Berlin de kurtarmaya yetmez
Berlin de kurtarmaya yetmez
Önceki albümleri 'We Started Nothing'le sevelim ya da sevmeyelim akla takılan şarkılara imza atan ikili The Ting Tings'in yeni albümü 'Sounds From Nowheresville', bir ses karmaşasından ibaret
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Adama ‘Siz kimi kandırıyorsunuz?’ diye sormazlar mı allahaşkına! 18’inden yeni gün almaya başlamış sivilceli ergen havalarında dolanan ama kafa kâğıdına baktığınızda 42 yaşında olduğunu görebileceğiniz bezgin suratlı Jules De Martino ve 30’una merdiven dayamış koca bir kadın olmasına rağmen iki yandan toplanmış şeker kız saçları ve tuhaf liseli kız tripleriyle Katie White’dan oluşturulmuş The Ting Tings geçen ay sonunda yayımladıkları ‘Sounds From Nowheresville’ albümüyle yeniden kapımızı çalıyor. Grubun ilk albümleri ‘We Started Nothing’in yayınlanan single’lar ile birlikte neredeyse altı milyon satmış olduğunu öğrenince yazının başında sorduğumuz sorunun cevabı da ortaya çıkıyor elbet. Müzik dünyasında tüketicilerin “Denizden babamın albümü çıksa bile almam!” dediği bir dönemde bu satış rakamını yakalamak ve indie âleminde binlerce rakip grubu bu yarışta oldukça geride bırakmak için farklı ne yaptıklarını bilemiyoruz. Çakma ‘It Girl’ Katie’nin büyükbabası zamanında piyangodan 7 milyon pound’a yakın para kaldırıp oğluna plak şirketi açınca, kelebek etkisi kendini gösteriveriyor. Sonuç ortada. Zamanında İstanbul konseri için ülkemize geldiklerinde konser öncesi yarattıkları teröre bizzat şahit olduğum için onlara duyduğum antipatinin altını daha da güzel doldurabiliyorum. İstanbul’u ‘1001 Gece Masalları’ndaki bir çöl kasabası sanan Jules ve Katie, konserden önce herkesin burnundan getirmeyi başarmış hatta işi daha da ileri götürerek kulisten birkaç metre ilerideki sahne arkasına yürümeyi bile reddederek, kendilerine özel bir araba ayarlatmışlardı. Bunu gördüğümde tüylerim sinirden bir kez daha diken diken oluvermişti. Anladınız siz beni! 

2008 tarihli ‘We Started Nothing’ en azından ticari anlamda doğru bir matematik üzerine kurulmuş bir albümdü. ‘That’s Not My Name’ ve ‘We Walk’ gibi hitler sevin ya da sevmeyin akla takılan, dile dolanan şarkılardı. ‘Sounds From Nowheresville’ ise adı üzerinde nereden geldiği belli olmayan ve biraraya geldiklerinde insanı aptala çeviren bir ‘ses’ karmaşasından oluşuyor. Geçen sene ekim ayında yayınlanan ‘Hang It Up’, önceki ‘That’s Not My Name’in kötü bir karbon kopyasından başka bir şey değil. Albümün çıkış aşamasında promosyon yükünü üstlenen ‘Silence’ ise gerçekten çok sıkıcı. Sonuna kadar dinleyebilmek için peygamber sabrına sahip olmak gerekiyor. Belinda Carlisle’ın ilk grubu The Go-Go’s bile yüzlerce sene önce gerçekten ‘garage’ olan stüdyolarında bundan çok daha iyisini kaydediyordu. Sırf basın bültenlerinde kullanarak dosta düşmana hava atmak için Berlin’de underground bir caz kulübünün bodrumuna kapanmak vaziyeti kurtarmak için ne yazık ki yeterli olmuyor, olamıyor. Albümün tek iyi tarafı 33 dakika 59 saniyede bitivermesi. Fleetwood Mac ve Pet Shop Boys ‘dan esinlenerek yaratıldığı iddia edilen(!) Sounds From Nowheresville ile yola devam diyen The Ting Tings’e hayatta başarılar diliyorum.