Berlin'de 'özel bir yıl'

Berlin'de 'özel bir yıl'
Berlin'de 'özel bir yıl'

Berlin Film Festivali?nin ana yarışma bölümüne seçilen Semih Kaplanoğlu?nun yönettiği ?Bal?, afişlerdeki yerini çoktan aldı. Berlinale?nin bilet kuyrukları bizdeki maç girişlerini hatırlatıyor. fotoğraflar: reuters

Bugün başlayan Berlin Film Festivali'nin 60 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye'den yedi film programda. Ayrıca Türkiye standı olarak 14 Şubat'ta Berlinale'nin en çok konuşulacak resepsiyonunu gerçekleştirmek için hazırlıklarımız tamam
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

BERLİN - Herkesten önce Berlin’e geldik. Avrupa Film Pazarı ’nda, Kültür Bakanlığı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ’nün katkısıyla açılacak Türkiye standını Festival başlamadan kurup 11 Şubat günü (bugün) kapılarımızı açacağız. Pasaport kontrolundan ahret sorularına muhatap olmadan geçtik ve şaşırdık. Havaalanından bindiğimiz taksinin şoförü Türk çıkmayınca bir daha şaşırdık. Ama o bizim Türk olduğumuzu hemen anladı ve çok şanslı olduğumuzu söyleyerek söze girdi. Çok şanslıymışız, çünkü dışarısı sadece -4 dereceymiş. Üç gün evvel gelseymişiz -20 ile karşılaşacakmışız.
Gerçekten hava inanılmaz derecede soğuk. Üstelik çevreci Yeşiller’in baskısı sonucu artık yollara tuz dökmek de yasaklandığından caddeler, sokaklar buz ile kaplı. ‘Bu kadar soğuk bir kente kim, neden gelir?’ diye düşünürken gözüm festivalin bilet satış gişesinin önüne uyku tulumlarını sermiş, yatmış ‘sinemaseverler’e takıldı. Bilet satışları ayın sekizinde başlamış, bazı gösterimlerin biletleri şimdiden bitmiş ve bazı sinemasever takımı da sabah açılacak gişenin önüne geceden kamp kurmuş durumda. Fotoğraflarını çekmek aklıma gelmedi ama Fenerbahçe stadının gişelerinde geceden kuyruğa girmiş taraftarların görünümü gibi bir şey işte.

Kent ve sinema tartışılacak
Bu yıl 60’ıncı yaşını kutlayan Berlin Film Festivali birçok yan etkinliğe de sahne olacak. Çok zekice bir düşünceyle ‘Kırmızı Halılı Gala Gösterimleri’nin bir kısmı kentin uzak mahallelerindeki sinemalarda ünlü Alman sinemacıların katılımıyla yapılacak. ‘Sinemanın Geleceği’ başlığı altında düzenlenecek bir konferansta dünyanın sayılı mimarları ‘Gelecekte kent planlamasında sinemanın yeri nerede olacak?’, ‘Sinema kentteki iletişimi ve ekonomiyi nasıl canlandırabilir?’, ‘Bir kentteki kültür, eğlence ve iletişimi hangi mimari daha ileriye götürebilir?’ gibi sorulara yanıt arayacaklar. 60. yıl için hazırlanan birçok hediyelik eşya da 5 avrodan 55 avroya uzanan fiyatlarla satışa çıkmış. Kalemden çantaya, yastıktan şemsiyeye, bebek önlüğünden not defterine, ne ararsanız var. Çin malı olanlar büyük bir olasılıkla 1 avrodan da daha ucuza mal olmuştur ama olsun, üzerinde Berlinale yazıyor ya... 
Bu yıl Berlin’deki durumumuz oldukça iyi. Festivalin üç ana bölümü Yarışma, Panorama ve Forum’da birer filmimiz var. Semih Kaplanoğlu ‘Bal’ ile ana yarışmada, Reha Erdem ‘Kosmos’ ile Panorama’da, Tayfun Pirselimoğlu da ‘Pus’ ile Forum’da görücüye çıkacak. Benim anımsadığım kadarıyla Berlin Film Festivali’nin 60 yıllık tarihinde ilk kez üç ana bölümde de birer filmimiz yer alıyor. Dünyanın dört yanından 6000’in üzerinde filmin festivale başvurduğu düşünülürse bu çok büyük bir başarı.
Bu arada Forum’un 40 Yılı bölümünde Nuri Bilge Ceylan’ın Kasaba’sı gösteriliyor. Berlin, zamanında Cannes Film Festivali’ne kaptırdığı ‘Yaşamın Kıyısında’yı da Hanna Schigulla özel gösterimine alarak en azından Fatih Akın’ı tekrar festival programına katmayı becermiş. Ayrıca Ferzan Özpetek’in son filmi ‘Serseri Mayınlar’ ile Sibel Kekilli, Derya Alabora ve Settar Tanrıöver’in yer aldığı ‘Yabancı’ (Die Fremde) adlı filmi de listeye eklemek gerekiyor. Sadece son iki film Festival programında yer alsaydı şimdi bütün yazı onlarla ilgili olurdu ama daha önce de söz ettiğimiz gibi bu yıl ‘özel bir yıl’.

Türk sinemasının tanıtımı
Bu özel yılda biz neler yapacağız? Her şeyden önce bu yıl Avrupa Film Pazarı’ndaki standımız geçen yıllara göre daha büyük ve artık koridorda 20 metrekarelik bir alana sıkışmış değiliz. Uzun metrajlı filmler ile belgeseller ve kısa filmler için hazırladığımız iki kataloğun yanı sıra DVD’lerimiz ve Kalan Müzik’in katkılarıyla hazırladığımız bir Türk müziği CD’miz var. 14 Şubat’ta 500 kişinin katılacağı bir Türk Gecesi düzenleyeceğiz. Genelde hep birbirine benzeyen, aynı içecek ve yiyeceklerin sunulduğu festival partilerinden farklı bir etkinlik yapabilmek için iki aydır çalışıyoruz. Doğal olarak Berlin bize bu konuda büyük avantajlar sağlıyor, Büyükelçiliğimiz ve Kültür Müşavirliğimiz de, sağ olsunlar bizi yalnız bırakmıyorlar. Döner, dolma, börek, cacık, hamsi kızartma, yaprak sarma, baklava gibi yiyeceklerden oluşan menümüz hazır. Şaraplar Kavaklıdere’den, biralar Efes Pilsen’den, kahveler Kurukahveci Mehmet Efendi’den geliyor. Müzik konusunu da Baba Zula’ya emanet ettik. Amacımız Berlin Film Festivali’nin en kendine özgü ve hakkında en çok konuşulacak resepsiyonunu gerçekleştirmek.
Şimdi, dışarda yine kar başladı...