Berlin'de Türk filmleri ve kahvesine hücum

Berlin'de Türk filmleri ve kahvesine hücum
Berlin'de Türk filmleri ve kahvesine hücum

Tepenin Ardı filminden bir kare

Türk filmleri bu yıl Berlin'de iyi bir konumda. Forum Bölümünde gösterilen Emin Alper imzalı 'Tepenin Ardı' ve Generation Bölümündeki 'Lal Gece' çok iyi eleştiriler aldı
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

AHMET BOYACIOĞLU

‘Kız Kardeş’, Ursula Meier imzalı, İsviçre yapımı bir yarışma filmi. On iki yaşında bir çocuk var, ablasıyla beraber yaşıyor, sürekli olarak bir kayak merkezine gidip orada hırsızlık yapıyor. Çaldığı kayakları, gözlükleri, kaskları ucuza satarak evin geçimini sağlıyor. Ablası işsiz, zamanını erkek arkadaşlarıyla geçiriyor. Filmin ortasına doğru ablanın aslında anne olduğu ortaya çıkıyor. Anne ile oğul arasında sevgisizlik üzerine kurulu tuhaf bir ilişki var. Oğlan yaptığı hırsızlıklar sırasında arada bir yakalanıyor ve hırpalanıyor. Zor bir hayat , üstelik İsviçre gibi zengin bir ülkede bu kadar fakir olmak çok daha kötü. Film belirli bir mesaj vermeden, pek suya sabuna dokunmadan, sanki bir belgeselmiş gibi akıp gidiyor. ‘Dardenne Kardeşler yoktu, onların İsviçre şubesiyle idare edin’ muhabbeti yani. Film bitince ben de kendi kendime ‘Neden bu film Generation Bölümüne seçilmedi de Yarışmalı Bölümde gösterildi?’ diye sordum. Reis Çelik’in filmi ‘Lal Gece’, derdini ‘Kız Kardeş’ten çok daha iyi anlatan ve işlediği konu nedeniyle de yarışmaya daha uygun bir film. Ama ne yapalım ki Reis’in Avrupa’lı ortak yapımcısı yok.

Bütün bu tuhaflıklara karşın bu yıl Berlin’de iyi bir konumdayız. Forum Bölümünde gösterilen Emin Alper imzalı ‘Tepenin Ardı’ ve Generation Bölümündeki ‘Lal Gece’ çok iyi eleştiriler aldı. Her iki filmin de gösterimleri doluydu ve izleyiciler çok ilgiliydi, filmler sona erdikten sonra izleyicilerin neredeyse tamamı salonda kalıp söyleşilere katıldılar. Berlin’e seçilebilmek tabii ki önemli ama Festivalde gösterilen 400 filmin arasından sıyrılarak ilgi odağı olmak çok daha önemli. Berlin Film Festivali sona erdikten sonra, Festivalin resmi bölümlerinde yer alan filmlerden birçoğunun adını bile bir daha duymayacağız ama ‘Lal Gece’ ve ‘Tepenin Ardı’nın kendilerinden söz ettirecekleri kesin. Variety, Screen International ve Hollywood Reporter gibi dünya sinema sektörünü yönlendiren önemli dergilerde filmlerimizle ilgili çok olumlu yazılar yayınlandı. Daha şimdiden birçok festival iki filmi de programlarına almak istediklerini bize bildirdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla açılan Türkiye Standı da hiç boş kalmadı. Getirdiğimiz DVD’lerin neredeyse tamamı daha Avrupa Film Pazarı sona ermeden tükendi. İki gündür elimizde kalmayan DVD’leri, isteyenlere Türkiye’den yollamak için notlar alıyoruz. İstanbul Ticaret odasının katkılarıyla Berlin’e getirdiğimiz baklavalar, lokumlar, Kafkas Kestane şekerleri, Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları kahvesi ve Rize çayları da yoğun ilgi nedeniyle tükendi.

Berlin Kültür Müşavirliğimizin katkılarıyla düzenlenen Türkiye resepsiyonu da çok eğlenceli geçti. Ekonomik kriz nedeniyle birçok ülke tanıtım amaçlı resepsiyonları iptal ederken ülkemizin müziğini ve yemeklerini sunmaya özen gösterdiğimiz Türkiye resepsiyonu her yıl Berlin’de ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Festivalin sonu yaklaşırken ilk filmler yarışmasında yer alan Emin Alper’in ‘Tepenin Ardı’ ve Generation Ödülüne aday Reis Çelik imzalı ‘Lal Gece’nin Berlin’den elleri boş dönmemelerini diliyoruz.