Bertolt Brecht'in umutsuz 'Veda'sı

Jan Schütte, festivalin bugünkü programında yer alan 'Veda' (Abschied) adlı filminde, ünlü yazarın hayatını bir güne sığdırmaya çalışıyor.

İSTANBUL - Jan Schütte, festivalin bugünkü programında yer alan 'Veda' (Abschied) adlı filminde, ünlü yazarın hayatını bir güne sığdırmaya çalışıyor.
Yazın son günlerinden birinde, Bertolt Brecht Berlin'e dönmek üzere Bradenburg'un göl kenarındaki villasından ayrılmaya hazırlanmaktadır. Çevresinde ise, hayatında yer alan belli başlı kadınlar vardır... Yönetmen, filmin tanıtım kataloğunda yer alan söyleşisinde filmle ilgili düşüncelerini anlatıyor.
Brecht hakkında bir film çekmeye nasıl karar verdiniz?
Birkaç filmimde beraber çalıştığımız Joachim von Mengershausen, 1996'da bana Brecht'in hayatı hakkında bir film yapalım dedi. Brecht hakkında yazılanları ve onun şiirlerini çok okudum ve New York'ta yaşayan, yıllardır Brecht üzerine bir senaryo yazan Klaus Pohl'la konuştum. Ancak ben Brecht'in hayatının bir gününü incelemeyi düşünüyordum.
Bradenburg-Buckow'da hayatındaki bütün o kadınlarla ve tutuklanmak üzere olan Harich'le geçirdiği bir gün... Klaus, birkaç haftada senaryoyu toparladı ve elimizdeki materyalin mükemmeliği karşısında hayran kaldık.
Brecht'in hangi özelliği size bu kadar çekici geldi?
Karakterinin karmaşıklığı... Brecht kendini her şeye adamış, buna karşın kimseye adamamış biri. İşte bu, açık ama aynı zamanda karmaşık bir film yapmayı gerektiriyordu. Belgesel tadında bir film yapmayı asla istemedim. Bu bir ilk film gibi olmalıydı. Konu hakkında hiç bilgisi olmayan biri bile filmi izleyebilmeliydi. Karakterlerle ilk defa ekranda tanışmalıydı seyirci.
Bradenburg yerine 'Veda'yı Polanya'da çektiniz.
Bradenburg'daki köy artık bir müze ve Brecht ailesine ait. Bu nedenle orada çekemezdik filmi. Ayrıca Almanya'da Brecht'in zamanlarındaki huzurlu göller yok artık, hepsi şörfçülerle ve sürat motorlarıyla dolu. 'Hoşçakal Amerika'yı çekerken birlikte çalıştığım Henryk Romanowski'yle bağlantı kurdum ve Polonya'da Berlin'e dört saatlik mesafede Sczcecinek'te karar kıldık. Çok güzel bir manzarası vardı. Filmi, şehrin dışındaki kamp alanlarında çektik. Bitkiler de dahil olmak üzere bütün dekorları ya inşa ettik ya da Berlin'den getirttik.
Çekim ekibi kamp alanlarında konaklayan bir yaz kolonisi gibiydi galiba.
Amacım bütün çekim ekibini, beş hafta boyunca aynı yerde, bir arada tutmaktı. Hep aynı yerde olduğumuz için, çekim takvimi konusunda daha esnek olabildik. Hava güzel olduğunda yüzme sahnelerini çekiyorduk. Kötü havalarda ise parti sahnelerini.
Hayat ve sanat bazen kesişebiliyor. Örneğin öğle yemeklerimiz, filmdeki öğle yemeği sahnesini çok andırıyordu. En zor sahne de buydu. Sekiz kişi bir masada oturuyor ve 20 dakika boyunca iki küçük kesinti dışında sürekli konuşuyorlar. Bunu iki kere prova ettik ki oyuncular rollerine ısınabilsin diye. Havaalanında tanışan oyuncuları hemen masaya oturtup 20 dakika boyunca konuşmalarını bekleyemezsiniz.
Filmde müzik kullanımı çok az. Neden?
Uzun bir süre böyle bir filme nasıl bir müziğin gideceğini düşündük. Tek bir enstrüman, piyano ve tek bir temanın uygun olacağına karar verdik. Hikâye Brecht'in bir çılgınlar sığınağında yaşadıklarını anlatıyordu.
O hem politik, hem sanatsal açıdan ölü bir sonla karşı karşıyaydı. Durumu umutsuzdu ve de yalnızdı. Müzik, gökyüzünün rengi gibi filmi desteklemeli, onunla birlik oluşturmalıydı. John Cale, özel bir ses stüdyosunda müziği filme emprovize etti.