Beş şehrin, beşi de bir olur mu?

Beş şehrin, beşi de bir olur mu?
Beş şehrin, beşi de bir olur mu?

Filmin ?trajik? kahramanlarından ikisini Beste Bereket ve Tansu Biçer canlandırıyor.

İlk kez geçen Antalya Film Festivali’nde ‘görücü’ye çıkan ‘Beş Şehir’, bu haftanın ‘yerli’ kanadında yer alan farklı bir ses. “Onur Ünlü, ‘Polis’le tanınan, ‘Güneşin Oğlu’ ve bir parça ‘Çocuk’la da hatırlanan genç kuşak yönetmenlerden. ‘Beş Şehir’ ise onun bu hesapla ‘üçbuçuk’uncu filmi.” Bu cümleyi, Antalya sırasında filme ilişkin izlenim yazısında kullanmıştım. Aradan geçen süre içinde Ünlü, yirmi yıllık yönetmen arkadaşı Taner Elhan’la birlikle ‘Acı Aşk’ (filmin senaristiydi) gibi sinemamız adına gerçekten de hem tuhaf, hem de kayıtsız kalınamayacak bir yapıt ortaya çıkardı. Bütün bu geride kalan izleri takip ettiğimizde Ünlü’nün her bir meseleye sarkastik, ti’ye alan ama içten içe acı da çeken bir tavırla yaklaştığını görüyoruz.

Ölüm ki en çok yakışandır bize
‘Beş Şehir’e göz atarsak; filme ‘Aydın’, ‘Osman’, ‘Şevket ve Kedi’, ‘Tevfik Öğretmen’ ve ‘Dilek’ başlıklarından oluşan, epizodvari bir mantık ve anlatım hâkim. Bu ‘beşli’yi ortak parantezde buluşturan nokta ise hem birbirleriyle bir şekilde bağlanmaları, hem ölümle olan hesaplaşmaları. Bu toplam içinde bence en derin izi bırakan hikâye ve karakter, bir polisi anlatan ‘Aydın’dı. Bu arada ‘Tevfik Öğretmen’ bölümü de, öykünün dramatizasyonu itibarıyla Nuri Bilge’nin ‘Üç Maymun’u tadında. Bu hikâye, sonradan daha geniş hacimli ele anılıp trajik bir yapıta dönüştürülebilir.  

‘Beni Vur’la kalpten vuruyor
Filmdeki ölüm temasına ilişkin de Ünlü, “Ölümü hep hatırlamamız lazım. O her an bizimle. Bu yüzden de ölüm fikrinden dolayı daha az kötülük yapmalıyız” yorumunda bulunuyor. Filmde yönetmen kumaşını hissettiren bölüm ise final. Hele ki burada soundtrack’ten yükselen Ahmet Kaya’nın ‘Beni Vur’ parçası var ki, herkesi yüreğinden ‘çok fena’ vuruyor.