Beyazperdenin özgün ismine veda

Beyazperdenin özgün ismine veda
Beyazperdenin özgün ismine veda
Sinemanın en özgün isimlerinden Fransız yönetmen, yazar, fotoğrafçı Chris Marker, hayata veda etti. Marker'ın filmleri sinemanın yapısal özellikleri yönünden de çığır açıcıydı

1962 tarihli deneysel filmi ‘La Jetee’yle Gilliam’ın ‘12 Maymun’una esin kaynağı olan, Fransız ve dünya sinemasının en özgün isimlerinden Chris Marker, dün 91 yaşında hayata veda etti. Akira Kurosawa’dan Alain Resnais’ye sinemanın en büyük isimleriyle çalışan yönetmen, yazar ve entelektüel Marker, 60 yıllık kariyeri boyunca 50’den fazla film çekti. Marker’ın, kurmaca ve belgesel gibi ayrımları geçersiz kıldığı filmleri sinemanın yapısal özellikleri açısından da çığır açıcı bir niteliğe sahipti. Yönetmen, en ünlü filmi ‘La Jetee’de sadece birbirini takip eden fotoğraflarla çok boyutlu bir zaman yolculuğu hikâyesini aktarmış, film sinemada zamanın nasıl aktarıldığına dair çığır açıcı bir yapıt olarak hafızalara kazınmıştı.
1961 tarihli Fidel Castro portresi ‘Cuba Si’ ve Joris Ivens, Godard, Alain Resnais gibi isimlere önayak olduğu Vietnam Savaşı karşıtı ‘Loin de Vietnam’ gibi filmleriyle de hatırlanan Marker, kariyerine bir gazeteci olarak başlamıştı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum davranan ve ‘filmlerinin izleyici için yeterli olduğunu’ söyleyen Marker, hiçbir zaman resmi olarak doğrulanmasa da Moğolistan’da doğduğunu iddia ediyordu. II. Dünya Savaşı öncesi felsefe eğitimi alan Marker, savaş sırasında direniş hareketine katıldı. Bu sırada ABD ordusuna paraşütçü bir asker olarak katıldığı da Marker’la ilgili hiçbir zaman tam olarak doğrulanamayan bir diğer mit.
Savaş sonrasında gazeteciliğe başlayan Marker politik yorum , şiir ve film eleştirileri yazdı, film teorisyeni Andre Bazin’le tanışarak Cahiers du Cinema’nın yazarları arasına girdi. 1949’da ilk romanı ‘La Coeurnet’i yazdı. Gazetecilik yıllarında sinemaya ve fotoğrafçılığa ilgi duymaya başlayan Marker’ın ilk filmi 1951 Helsinki Olimpiyatları üzerine çektiği ‘Olympia 52’ oldu. Alain Resnais’yle beraber Afrika sanatını incelediği ‘Statues Also Die’, Fransız sömürgeciliğine yönelttiği eleştiri yüzünden sansüre uğradı. ‘La Jetee’yle uluslararası ün kazanan yönetmen, ertesi sene Paris sokaklarında rastgele yapılan röportajlardan oluşan 150 dakikalık makale filmi ‘Le joli mai’ye imza attı. Vietnam savaşını protesto için döneminin önemli yönetmenlerini harekete geçirdiği ‘Loin de Vietnam’ sonrası Marker, işçileri kendi film kolektiflerini oluşturmaya cesaretlendirmek amacıyla ‘S.L.O.N.’ adında bir oluşum kurdu ve 1968 Mayıs olayları sonrası tüm zamanını bu oluşuma verdi. 1974’te arkadaşı Yves Montand’ın Şilili mültecilere verdiği konserin belgeselini çeken Marker, ‘Grin Without The Cat’te 68 sonrası politik hareketlerin sinemasal bir dökümünü yaptı. Kurmaca, belgesel, felsefi yorum gibi alanları bir araya getirdiği 1982 tarihli ‘Sans soleil’le dijital teknolojiye merak sardı, bu alanlarda da eserler verdi.
Hayatı süresince çok az röportaj yapan ve fotoğrafı istendiğinde genelde bir kedi resmi göndermesiyle tanınan Marker, pazartesi Paris’teki evinde yaşama veda etti. Cannes Film Festivali başkanı Gilles Jacob, Marker için “araştırmacı bir ruh, yorgunluk bilmeyen bir sinema ve videocu, kedisever bir şair, gizemli bir kişilik ve sınırsız bir yetenek” yorumunu yaptı.