Bilenler bilmeyenleri ağlatsın

Bilenler bilmeyenleri ağlatsın
Bilenler bilmeyenleri ağlatsın

Faith No More, ?From Out of Nowhere?i söylemeye başladığında etrafta hoplayıp zıplayanlar da vardı, gözleri yaşaranlar da. Fotoğraf: Muhsin Akgün

Neredeyse 10 yıldır bir arada olmayan, birleştiklerinde ise buraya yollarının düşeceğine ihtimal vermediğimiz Amerikalı grup Faith No More, çarşamba gecesi Küçükçiftlik Parkı'nda ortayaşlı hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı
Haber: ÖZGÜR ÖĞRET / Arşivi

İSTANBUL - “Biz Faith No More’uz, siz İstanbul’sunuz...ve biz aşk yaşıyoruz.” Klavyeci Randy Bottum’un başını, vokalist Mike Patton’ın sonunu telaffuz ettiği bu cümle gecenin en güzel tarifi oldu. Yaşları 30 ve 40 arasında değişen kalabalık, gençliklerinin standart pop ve rock klişeleri arasında açmış bu yaban gülünü gitarist Jim Martin’in eksikliği gibi ufak dikenlere aldırmadan bağırlarına bastılar. Beklenildiği gibi çok kozmopolit bir kitle vardı; klüp camiasından metalcilere, sıkı müzik takipçilerinden ununu eleyip eleğini asmışlara dek, doksanlar rock camiası mezunları pilav günü atmosferindeydik.Yaş seviyesinin yüksekliği belki hareketliliği azalttı ama kitle şarkıları bilen gerçek hayranlardan oluşuyordu. Grup da bu durumu takdir etti ve bir değil iki bis yaparak izleyicinin hakkını verdi.

Albüm bütünlüğünde konser
Ön gruplar Nekropsi ve Kurban muhtemelen çok sevdikleri Faith No More, aynı sahneyi paylaşmaktan mutlu oldular ama seyirci bu kadarını onlara yeter gördü. Erken saatte çıkan Nekropsi, az sayıda ve ilgisiz seyiciye kısa bir performans sergiledi. Kurban ise daha çok kişiye çalmasına ve nispeten bir reaksiyon görmesine rağmen, vokalist Deniz’in son şarkıdan önce “Açıkçası ben de bir an önce Faith No More izlemek için bizim konserin bitmesini bekliyorum” demesi o andaki atmosferi açıklamak için yeterli.
Faith No More, doksanların başında geniş kitlelerce farkedildiğinden bu yana hayranlarını hep şaşırttı. Hiçbir zaman bir türe dahil edilemediler: rock, funk, metal, rap, soul, caz, endüstriyel; jargondaki hemen her stili grubun kariyerindeki bir noktaya sıkıştırmak mümkün. ‘Epic’ adlı hitlerinin 1990 yılında Amerika’da ilk 10’a tırmanmasıyla milyonlar satan albümleri ‘The Real Thing’ sonrasında gelen olabilecek en anti-ticari albüm ‘Angel Dust’ algıları şaşırttı. Onun takipçisi ‘King For A Day Fool for a Lifetime’ ve dağılmadan önceki son çalışmaları ‘Album of the Year’ aynı grubun elinden çıktığına zor inanılacak kadar farklı çalışmalardılar. Buna rağmen, sahnede çalınan şarkıların sanki hepsi aynı albümdenmişçesine bütünlük içindeydiler. Deyim yerindeyse, Faith No More kendi şarkılarını ‘yorumladı’.
Peaches&Herb yorumu ‘Reunited’ günün anlam ve önemini belirten güzel bir açılış oldu. Parlak kumaştan takım elbiseleriyle kırmızı kadife perdelerle süslenmiş sahneye çıkan grup, konserin esas başlangıcını ‘From Out of Nowhere’ ile yaptığında ise etrafımda hoplayıp zıplayanlar da vardı, gözleri yaşaranlar da. ‘The Real Thing’ öncesi ilk albümlerine değinmeyen ve Maçka parkındaki ağaçlara tırmanmış konseri izleyen bir hayrana ithaf edilen ‘Ashes to ashes’ dışında son albüme de fazla yüz vermeyen bir şarkı listesi çalındı. Bir kısmının Portekizce söylendiği ‘Evidence’, “Takım elbiselerimiz güzel mi, biraz yaşlandık ama şimdi daha iyiyiz” muhabbeti açtıkları ‘Midlife Crisis’, bis’te çalınan ‘Midnight Cowboy’ filminin tema müziğinin yorumu, özel ricalarla listeye eklenen ‘Digging the Grave’ gecenin ilk akla gelen anları. ‘Be Agressive’, ‘Surprise You’re Dead’ ve Epic ise Patton’un hakikaten zincirlik deli olduğuna dair yıllardır sahip olduğumuz kanının ispatlandığı şarkılar olarak zihnimize kazındılar.

Türk bayraklı tişört jest mi?
Parkorman’ın yokluğuda lunaparktan devşirme Küçükçiftlik Park şehir içindeki açıkhava konserleri için önemli bir eksikliği giderdiyse de, oyuncakların sökülüp yer açılması dışında mekana bir ruh kazandıracak herhangi bir düzenleme yapılmadığından şu anda misafir geldi de salona çekyat açtık düzeyinde bir estetiği var. Mekanın genişliği seyirci sayısını tahmini konusunda tartışmaya yol açtı. Benim tahminim, yaklaşık 2 bin 500.
Bir diğer tartışma da Mike Patton’un konserin sonlarına doğru giydiği Türk bayraklı tişört üzerinden çıktı. Bazıları bunu bir jest olarak görüp takdir etti; bazılarıysa da yadırgadılar. Buraya yazsam bayrak kanununa muhalefetten başımı yakacak yorumlar yapıldı. Tabi bu adamların Amerikalı olduklarını ve bayrak kavramıyla ilişkilerinin bizden epey farklı olduğunu es geçmemek lazım. Faith No More ve ay-yıldız hakikaten absürt bir görüntü oluşturdu ama bu yabancı konserlerde sahnede ilk kez gördüğümüz bir durum da değildi sonuçta.

Gelmeyenler çok şey kaçırdı
Neticede bu konser de Iron Maiden, Leonard Cohen, Judas Priest, Nine Inch Nails gibi ‘bir daha bu ülkede görmemiz zor’ kategorisine giren bir isme ait olduğundan gelenler unutamayacakları bir gece yaşadılar gelmeyen ve gelemeyenler ise çok şey kaçırdılar. Ben Nasreddin Hoca’dan yola çıkıp geceyi bir bilen olarak bilmeyenlere dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Anlattım mı, ağlattım mı orada olup olmadığınıza göre değişir.