@ErkanAktug

Bir acayip film

Mardin'de çekilen 'Maruf', kötülük üzerine bir film. Çekim koşulları da kötü. Hava sıcak, kalacak yer, yemek, su yok; birçok kişi setten kaçmış. Yönetmen Serdar Akar, "Hikâye hiçbir şeye benzemiyor" diyor. 'Cankız'ı oynayan Meltem Cumbul'a göre ise film, bir 'sinema destanı'.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

MARDİN - Mardin Midyat'a bağlı en az 1500 yıllık bir Süryani köyü Aynverk, Türkçe adıyla Gülgözü. Süryaniler için önemli merkezlerden olan, biri yıkılmış, biri kullanılmayan dört kilisenin bulunduğu bu köyde aynı zamanda Müslümanlar da yaşıyor. Yeni Sinemacılar'ın yeni filmi 'Maruf' burada çekiliyor. Diyarbakır'da 'Deliyürek'in hayli 'görkemli' setinden sonra soluğu Serdar Akar'ın yönettiği, Meltem Cumbul, Ruhi Sarı, Nihat İleri ve Arzu Hoş'un rol aldığı 'Maruf'un 'mütevazi' setinde alıyoruz.
Mardin'de filmin senarist ve yapımcılarından Önder Çakar karşılıyor bizi. Ayin sahnesi çekilecekmiş, yana yakıla Süryani papaz Gabriel Akyüz'ü arıyor (Aynverk köyündeki papaz çok yaşlıymış). Papaz Gabriel, bir cenaze için Nusaybin'e gitmiş. Biz de Nusaybin'in yolunu tutuyoruz... Geceleri hala kapatılan Nusaybin-Midyat karayolundan güneşin boynunu büktüğü bir saatte Aynverk köyüne varıyoruz.
Köydeki boş evlerden biri makyaj ve kostüm odasına çevrilmiş. Cankız rolündeki Meltem Cumbul birazdan çekilecek sahneye hazırlanıyor. Koyun sürüsüyle birlikte Cankız'ı çekecekler. Serdar Akar'a koyun sürüsünü soruyoruz. "Sürü yok. Birazdan köyün dışına çıkıp arayacağız. Bulduğumuz yerde çekeceğiz." Gerçekten de beş dakika içinde sürü bulunuyor. Tek prova, tek çekim, beş takika içinde sahne tamam.
'Deliyürek' ekibi ziyarete gelmiş
Mardin çekimleri sırasında 'Deliyürek' ekibinin de nezaket ziyaretinde bulunduğu
'Maruf' ekibi üç haftadır Aynverk'te. Çekimler bir iki gün sonra tamamlanacak. Programlı çalıştıkları için çekimleri zamanında bitireceklerini belirten Akar, prodüksiyonu çok iyi yapamadıklarını bu yüzden üç dört arkadaşlarının setten kaçtığını da açık yüreklilikle anlatıyor:
"Programlı çalıştık, güneş tepedeyken hiç çekim yapmadık ama burada zorluk çok. Kalacak yer sıkıntısı var. Kullanılmayan bir evi ağaçtan yatak yapıp koğuş haline getirdik. Oyuncular Midyat'ta kalıyor. Biz de köyde. Parçalı durumdayız. Yemek kah ordan kah buradan. Köyde su yok, suyun olmaması çok fena. Kuyudan çekiyorduk boşaldı. Prodüksiyonumuz verimli olamadı. Üç dört arkadaşımız seti terketti."
'Maruf' tek kelimeyle özetlemek gerekirse 'kötülük' üzerine bir film. Dolayısıyla iyilik, sevgi, nefret... İçinde mistik, fantastik ve dentansı ögeler var. Konusu Hamlet'i andırsa da tarz olarak Akar'a göre hiçbir şeye benzemiyor:
"Hamlet denemesi deniyor. Senaryoyu okuyanlar bana 'Şekspiryen olmuş' ya da 'eski Yunan targedyalarına benziyor' diyorlar. Ama öyle değil. Bu köyde geçen mistik bir hikeye. Hiçbir şeye benzemiyor. Çekerken çok farklı birşey çektiğimizi farkediyoruz. Hikayemiz karmaşık, gizemli ama biz bunu çok normal bir şeymiş gibi anlatıyoruz. Kameranın dili de senaryonun dili de böyle. Bilmem anlatabildim mi!"
'Maruf'u 'sinemasal bir destan' olarak nitelendiren Meltem Cumbul, Yeni Sinemacılar'la ilk kez çalışıyor. Filmin güç koşullarda çekileceğini bile bile hem oyuncu, hem yapım ortağı
olarak projeye dahil olmuş. "Aşırı sıcak dışında güç koşul yok benim için" diyor ve ekliyor:
"Yeni Sinemacılar bence çalışılması gereken insanlar. Serdar çok uyumlu bir yönetmen. Beni dünya starı yapacağını bilsem diktatör tipli bir yönetmenle asla çalışmam. Senaryoyu çok beğenmiştim ama Serdar'ın çekeceğini biliyor olmam, gözümde senaryoyu başka türlü canlandırdığı için bu projeyi kabul ettim. Destansı bir anlatımı var, daha doğrusu sinemasal bir destan, dolayısıyla da riksli. Şu anda gerçekten
içim rahat. Filmi görünce daha da rahat olacak."
Cumbul fotoğrafları 200 bin lira
Gördüğü ilgiden ziyadesiyle memnun olan Cumbul'un 'fan'ları çok etrafta. "Bu kadarını tahmin etmiyordum. Filmlerimi bile izlemişler televizyondan" diyor. Bizimle konuşurken bir yandan köylü kızlarla birlikte fotoğraf çektiriyor. Onu görmek için Batman'dan gelenler bile olmuş. Ayrıca bir gün sette fotoğrafını çekip çoğaltmışlar. Bu fotoğraflar Midyat'ta kırtasiyelerde 200 bin liradan satılıyor.
Sardar Akar, filme adını veren Maruf karakterini canlandıran Ruhi Sarı'yı "İşte ilk Türk Hamlet'i" diye takdim ediyor bize. Sarı, düzeltiyor: "Olur mu benden önce Fatma Girik oynadı, kadın Hamlet." Sarı'ya göre filmde gözle görülür bir 'kötülük' var: "Maruf, tamamen dışında gelişen bir sürü olayın kurbanı, yengesiyle evlenmek zorunda kalıyor, sevdiği kız hamile..."
Peki Maruf kötü mü? "Hayır" diyor Sarı,
"Çaresiz, zavallı." Yani 'Üçüncü Sayfa'daki İsa'ya mı benziyor? "İsa çok silikti, hiçbir olayı dönüştürebilecek durumda değildi. Maruf, kendine yapılanlara karşı kendi karalarını uygulayabiliyor, değiştirebiliyor gidiyatı ve sorguluyor sürekli, hayatı, ölümü. 'Olmak ya da olmamak...' tiradı bile var filmde. Acayip mistik bir havası var filmin izleyenler de bunu hissedecek."
Filmde hayalet sahneleri de varmış. Bunun için bir alet geliştirmiş, adını da 'High 23' koymuşlar! Serdar Akar, görüntü yönetmeni Mehmet Aksın'la oturmuş önce nasıl bir hayalet olması gerektiğine karar vermişler. Sonra şeklini çizip bunu iyi bir tornacıya yaptırmışlar. İçinde mercekler, yarı geçirgen aynalar ve ışıklar varmış. Öyle garip bir alet, hayalet makinesi..
Sinema Doğu'dan yükseliyor
Tüm zamanların en çok izlenen filmi 'Vizontele' Doğu'dan yükseldi. Çekimleri Van Gevaş'ta yapılan, bir Hakkari hikayesi anlatan film, 3 milyon 264 bin kişiyi salonlara çekti. Türk sinemasına en önemli uluslararası başarıyı getiren 'Yol', bir Doğu hikâyesi anlatıyordu. Cannes Film Festiavali'nde Altın Palmiye kazanan film, çeşitli anketlerde tüm zamanların en iyi Türk filmleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Keza 'Sürü' öyle. Türkiye'de en çok izlenen ikinci filmi 'Eşkıya'nın hikâyesi de Doğu'ya yaslanıyor. Yine önemli başarılara imza atan 'Yer Demir Gök Bakır', 'Hakkâri'de Bir Mevsim', 'Derman' ve daha bir sürü film... Yıllardır Doğu ve Güneydoğu'da sinema adına yaprak kıpırdamadı. Bu 'koca' coğrafyadaki sinema salonlarını toplasak bir elin parmaklarını geçmez.
Oysa şimdilerde Doğu, Yeşilçam Sokağı gibi. Geçen yıl 'Melekler Evi', 'Vizontele', bu yıl 'Şellale', 'O Da Beni Seviyor',
'Deliyürek', 'Maruf'... Kısaca sinema Doğu'dan yükseliyor.