Bir akademik tiyatro örneği

Tiyatro Anadolu bir üniversite tiyatrosu. Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı öğretim elemanları, mezunları ve öğrencilerinden oluşan bir kadroyla Eskişehir'e ve Türkiye'nin tiyatro yaşamına bilinçli bir renk katıyor.
Haber: HASAN ANAMUR / Arşivi

Tiyatro Anadolu bir üniversite tiyatrosu. Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı öğretim elemanları, mezunları ve öğrencilerinden oluşan bir kadroyla Eskişehir'e ve Türkiye'nin tiyatro yaşamına bilinçli bir renk katıyor. 14 Kasım 2001 akşamı üniversite kampüsü içindeki tiyatroda Haldun Taner'in sağlam gözlemleri, gülmece ağırlıklı toplumsal eleştirisi ve evrensel boyutuyla her zaman güncel kalacak olan müzikli oyunu 'Keşanlı Ali Destanı'nın galası yapıldı.
Kampüste tiyatro binası
Oyunun eleştirisine geçmeden önce Anadolu Üniversitesi kampüsündeki bu tiyatro binasının yapılış öyküsüne değinmek gerek. Temeli üniversitenin kurucu rektörü, şimdiki büyükşehir belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından atılan tiyatro, konser ve sergi salonlarını içeren bu çok işlevli kompleks, yalınlık ile görkemi uyumlu bir biçimde birleştiren mimari tasarımıyla bir örnek oluşturacak nitelikte.
Görevde bırakıldığı süre boyunca üniversitesini çağdaşlık atağına kaldıran Büyükerşen'den sonra askıya alınan bu atılımın yeni rektör Engin Ataç'la birlikte ivme kazanmış olması mutluluk verici bir gelişme. Rektörün değerlendirmesini oyun dergisine yazdıklarıyla aktarmak sanırım en doğru tutum olacak:
"Üniversitelerin sorumluluklarından biri de kültürel ve sanatsal alanda öncülük üstlenmeleridir. Bilimin yanında, içinde yaşadıkları topluma sanat yapıtları sunmak, kültürel kalkınmayı çağdaş düzeye taşımak
üniversiteler için kaçınılmaz bir görevdir. Üniversitemiz de bu sorumluluğun bilinciyle, öğrencilerine, kent halkına ve ülkemize yeni olanaklar sunmayı hedef olarak belirlemiştir."
Bu anlayışın tüm rektörlerin ortak görüşüne dönüşmesi ve gerekli altyapılar kurularak bu görevin düşünceden uygulamaya geçirilmesi durumunda Eskişehir'deki olumlu gelişmenin tüm üniversite kentlerinde görülmemesi için bir neden yoktur.
Süpervizörlüğünü Ergin Orbey'in yaptığı Tiyatro Anadolu yapımı 'Keşanlı Ali Destanı'nın galasında İstanbul'dan bu geceye katılmak için özel olarak gelen Haldun Taner'in eşi Demet Taner ile oyunun 1964'teki ilk sahnelenişinin yürek yakan Zilha'sı Gülriz Sururi ve unutulmaz Ali'si Engin Cezzar da vardı.
Çok titiz çalışılmış
Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı'nda öğretim görevlisi olan Levent Dönmez'in sahneye koyduğu oyun, hemen söyleyelim ki, şimdiye kadar gördüğümüz 'Keşanlı Ali Destanı' oyunlarının en başarılılarından biri değil. Ancak sahneye koyucunun çok titiz bir çalışma yaptığı açık. Bu titiz çalışma belki biraz fazla titizce olduğu için yazılı metin fazla akademik bir anlayışla sahneye aktarılmış; bir başka deyişle, sahneye koyucu yaratıcılıktan sanki özellikle kaçınmış, tıpkı oyun dergisindeki yazısında kişisel yorumunu açıklamaktan kaçındığı gibi. Bu yaklaşım oyunun genelde sarkmasına, temponun düşmesine de yol açmış. Sahne değişimlerindeki karartmalar bunu daha da belirginleştiriyor. Yer yer göstermeci anlayıştan uzaklaşıldığı da söylenebilir. Akademizm Metin Deniz'in başarılı çevre düzenine de bir ölçüde yansımış. Sahneye koyucunun yaklaşımını sanırım en iyi oyun başlamadan önce ve perde arasında sahne
önünde görülen panodaki Keşanlı Ali Destanı yazısı özetleyecektir: cetvelle çizilmiş bir yazı. Aynı akademizm müzik uygulamasına da yansımış. Yalçın Tura'nın sevimli besteleri orkestra için yazıldığından dokuz kişiden oluşan bir topluluk orkestra çukuruna yerleştirilmiş. Bu topluluk başarılı, ne var ki, genelde tekseslilik anlayışıyla bestelenmiş parçalarda oyuncuların ses kapasiteleri sorun yaratıyor, şarkılı bölümler genelde, orkestra engelini pek aşamıyor. Ciddi bir çalışma ürünü olan bu dürüst uygulamada görev alan kalabalık kadronun oyunu anladığı, sevdiği ve önemsediği, her oyuncunun kişisini benimsediği görülüyor. Aksayan birkaç rol dışında (örneğin Şerif Abla) oyuncular belirli bir düzey tutturuyorlar. Ali'yi oynayan Ümit Aydoğdu iyi bir seçim; ancak gecenin en güzel sürprizi kuşkusuz Zilha rolündeki Aylin Aydoğan.
Tiyatro Anadolu'nun 'Keşanlı Ali Destanı' birtakım aksaklıklara karşın görülmesi ve alkışlanması gereken bir çaba.