Bir çocuklu bol ödüllü bir aile

Bir çocuklu bol ödüllü bir aile
Bir çocuklu bol ödüllü bir aile

Nazan ve Ercan Kesal çifti zamanlarının önemli bir kısmını altı yaşındaki oğulları Poyraz a ayırmak zorunda kalıyor. Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Nazan-Ercan Kesal çifti SİYAD ödül töreninden iki ödülle evlerine döndü. Biz de evlerine konuk olup organik peynirler ve meyveler eşliğinde Nazan- Ercan Kesal çiftinin hayatını dinledik
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödül töreninin en hoş sürprizlerinden birisi Nazan-Ercan Kesal çiftinin iki ayrı oyunculuk ödülüyle evlerine dönmeleri oldu kuşkusuz. Nazan Kesal, Tayfun Pirselimoğlu’nun ‘Saç’ filmindeki oyunculuğuyla ‘En İyi Kadın’; Ercan Kesal ise Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da”sıyla ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülüne değer bulundu.
Hıncal Uluç, ‘Geleneksel SİYAD ödüllerini eleştirme’ yazısında ödül kazanan dört oyuncuya dair “Nazan Kesal, Ayberk Pekcan, Asiye Dinçay, Ercan Kesal.. Bu isimleri daha önce kaç kez duydunuz?.. Sokakta görseniz tanır mısınız?” (Asiye Dinçsoy’un isminin yanlış yazılması bizim hatamız değil!) diye yazınca bu röportajı yapmak farz oldu. Gerçi biz biliyorduk ama Hıncal Uluç gibi düşünenler için evlerine kadar gittik, sohbet ettik. İşte karşınızda Nazan-Ercan Kesal çifti.
Ödül kazanmak Nazan Kesal için bir ilk değil. Kendisi 2006’da Altın Portakal Film Festivali’nde ‘İklimler’ ile ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’, geçen yıl da İstanbul Film Festivali’nde yine ‘Saç’ ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödüllerini kazanmıştı. Üstelik ‘mektepli bir oyuncu.’ Yirmi yıla yakın bir tiyatro geçmişi var. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda on yıl görev aldı, oyunlar yönetti. Halen Bursa Devlet Tiyatrosu’nda görev yapıyor. Birçok filmde irili ufaklı rollerde yer aldı. Ama Nuri Bilge Ceylan’ın ‘İklimler’ filmindeki oyunuyla dikkat çekti.
Ercan Kesal ise daha çok ‘senarist’ olarak girdi hayatımıza. Ama öncesi de var. Kendisi doktor. Özel bir hastanenin yönetim kurulu başkanı. Yıllarca bu sektörde çalıştı ama sinema ile olan bağı her zaman sağlam olmuş. Öğrencilik yıllarından itibaren sinema üzerine okuyan ve kafa yoran birisi. ‘İklimler’in çekimleri sırasında Nuri Bilge Ceylan ile tanışmaları onun için dönüm noktası. Yönetmenin bir sonraki filmi ‘Üç Maymun’un senaryosuna katkı sunan, filmde önemli bir yan rolü de canlandıran Ercan Kesal, sinemada sağlam adımlarla ilerliyor. “Bir Zamanlar Anadolu’da”nın da senaryosunda onun desteği ve hikâyeye büyük katkısı var ama asıl olarak filmde canlandırdığı ‘Muhtar’ karakteriyle çok konuşuldu. Hatta bu karakter zaman zaman filmin bile önüne geçti. 

Bildiğin ev hali
Muhsin Akgün ile birlikte Nazan-Ercan Kesal çiftinin evine gittiğimizde ‘bildiğiniz ev hali’ karşılıyor bizi. 6 yaşındaki oğulları Poyraz playstation oynuyor, Nazan Hanım mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. Sofra Nazilli’den gelen organik meyveler, zeytinyağı ve peynirlerle donatılmıştı. Ercan Kesal, biraz da doktor olmasından kaynaklı olarak Poyraz doğduktan sonra yedikleri içtikleri konusunda daha da titiz olmaya başladığını anlatıyor.
Peki, aynı gün aynı törenden ödülle dönmek nasıl bir duygu? Nazan Kesal şöyle anlatıyor: “Ercan’ın ismi açıklandığında refleks olarak ‘vaav’ diye bir şey çıktı ağzımdan. Ercan bir ters ters baktı. Çünkü ben duygularını ve coşkularını gizleyen biri değilim. Çok sevindim. Çünkü hiç beklemiyordum. Enteresan bir oyun çıkarmıştı muhtar karakterinde. Ama oyuncu kulvarından yürümüyor ya, herhalde onu bir hobi olarak değerlendirir SİYAD üyeleri diye düşünüyordum. Kendim almış kadar sevindim.”
Ercan Kesal ise daha sakin: “Nazan, sıkı tiyatrocu ama sinemayı tutkuyla yapıyor. Ama geç geldi ödüller. O sürece şahit oldum. Onun motivasyonundan çok mutlu oluyorum. Hak ettiğini çok iyi biliyorum çünkü.” 

Nazan Kesal destek oldu
Peki, Ercan Kesal’ın oyunculuk serüveni nasıl başladı: “Ben o zamana kadar seçmelere yardım ediyordum. Mesela Yavuz Bingöl geliyordu. Ben patron oluyordum, o şoför oluyordu. Başka oyuncularla da. Uzunca bir süre patron aradık. O sırada, Nuri Bilge çekimler yapıyor. Bir gün bana bakarak ‘Patron oldu aslında’ dedi”
Ercan Kesal akşam eve geldiğinde Nazan Hanım’a durumu aktarıyor ve “Zor değil mi?” diye soruyor. Nazan Kesal anlatıyor: “Hiç de zor değil dedim yapabilirsin. Bilge buna inandıysa senin ‘Evet’ demen gerekir. Çünkü o görmüştür senin yapabileceğini. Yapamayacağın bir şey değil. Bir hafta el kamerasıyla çalıştık. Bilmeyen biri için oyunculuk tuhaf bir . Başka bir insanın psikolojisine giriyorsun. Onu yaparken bir oynama duygusu gelişiyor. Kamera her şeyi o kadar büyük bir çıplaklıkla gösteriyor ki. Kamerayı koyduğunuzda her şey ortada. Onun içten bir oyun olup olmadığını iyi bir yönetmen görüyor.”
Peki, ‘Boynuz kulağı geçer mi’, Nazan Hanım şakayla karışık yanıtlıyor: “Çoktan geçti.”
Çünkü Ercan Kesal, henüz vizyona girmeyen Ali Aydın’ın ‘Küf’ filminde başrol oynadı. Yakında ise ‘Uzak İhtimal’ ile övgüler alan Mahmut Fazıl Coşkun’un ikinci uzun metraj filmi ‘Yozgat Blues’da başrol oynayacak. Film 80’li yıllarda mesleğe başlayan ama bir türlü tutunamayan bir şarkıcının hikâyesi. Bu şarkıcının yolu bir gün Yozgat’taki bir müzikhole düşüyor. Kesal, senaryoyu okuduğunda Gonçarov’un ünlü roman kahramanı Oblomov’un aklına geldiğini belirtiyor.
Farklı yönetmenlerle çalışmak nasıl bir duydu? Hangi yönetmen nasıl çalışıyor. İkisi de hemen hemen aynı şeyleri aktarıyor: “Nuri Bilge çekimler esnasında o kadar çok tekrar yapıyor, oyuncunun aklını o kadar şaşırtıyor ki. Bir süre sonra kopuyorsun, yavaşça karaktere dönüşmeye başlıyorsun. Ters köşe yapmayı çok sever. Ezber bozan bir yönetmen bir tarafıyla. Kendine ait bir sakinliği var. Bu sakinlik oyuncuları germiyor. Gergin yönetmenler olunca, başaramadım duygusu olur çünkü. O kendisi oyuncuymuş gibi. O yoldan giderek tarif eder her şeyi. Daha kolay anlarsınız. Çok sabırlı olduğu için de sürekli dener. Bir kere olmadı, 3,5, 15... onun sabrı var sizin var mı? Sizin sabrınızı sınar. Sabrınızın bittiği noktada da oyun ortaya çıkar.”
Ercan Kesal, ‘Vavien’in yönetmenleri Taylan Biraderler’in daha hızlı çalıştıklarını aktarıyor. Nazan Kesal ise Tayfun Pirselimoğlu ile çalışmanın bir oyuncu için büyük bir şans olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor: “O da Bilge gibi çok huzurlu, sakin bir adam. Bunlar bir oyuncu için sette çok önemli unsurlar. Oyuncudan beklentisi anlamında Tayfun’un yöntemi daha farklı. Tayfun bir oyuncudan bir performansı, bir kere aldıysa yetiyor. Birkaç prova yapıyor, oyuncu anladığını gösterirse, bir kere çektiğinde olmuşsa ikinciyi çekmiyor. Ressam olduğu için çizgilerle sahneyi tasarlamış oluyor.” 

Kamera arkasına geçiyorlar
Bir not da eklemeden edemiyor. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Saç’ filmi için “Çölde bir vaha” dediğini belirtiyor.
Peki, Nazan Hanım, Ercan Bey’in yazdığı senaryoları okuyup ona önerilerde bulunuyor mu? Hemen hemen her hikâyesini okuduğunu belirtiyor. Eleştiriler yönelttiğini, bazen sahne sahne konuştuklarını anlatıyor. En son yazdığı senaryosu ‘Ada’yı sahne sahne tartışmışlar örneğin. Ercan Kesal, yakın zamanda kendi filmi ‘Ada’yı çekmeyi planlıyor. Nazan Kesal ise senaryosunu eşinin yazdığı bir kısa film için yakında kamera arkasında. Ayrıca elinde bulunan birkaç senaryoyu değerlendiriyor. Yani aynı zamanda kamera önünde de göreceğiz kendisini.

NASIL TANIŞTINIZ?
Nazan Kesal: Biz 1996’da tanıştık. Yani ben Diyarbakır’a gitmeden önce. Ercan’ın bir psikiyatri kliniği vardı. Orada düzenli olarak psikiyatrinin sinema, tiyatro ve resimli ilişkisini anlatan seminerler düzenliyordu. Ben de tiyatro psikiyatri ilişkisine gitmiştim. Ama kulak dolgunluğum vardı Ercan ile ilgili. Orada gördüm ve tabii ki etkilendim. Bırakmadım peşini!
Ercan Kesal: 5-6 ay sonra Paris’e gittim, o Diyarbakır’a. Evlendiğimiz tarih olan 18 Aralık 2005’e kadar kopmadık. Beraberliğimiz devam etti. Diyarbakır’dan Bursa’ya geldiğinde evlendik. 2006 Mayıs’ında Cannes’daydık birlikte ‘İklimler’ ile. Hamileydi o zaman.

‘REHA ERDEM İLE ÇALIŞMAK İSTİYORUM’
Hangi yönetmenlerle çalışmak istersiniz?
Nazan Kesal: Ben Reha Erdem ile çalışmayı çok istiyorum. Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum tabii. Bir yönetmen senaryo yazdığında oyuncu kafasında varsa, vardır. Ben çok da büyüsünün bozulmasını istemiyorum ama ben onu içimden içimden çağırıyorum. Sinemayı kafaya takmış herkesle çalışabilirim.
Ercan Kesal: Herkesin bir ilk filmi olacak. Yeni çocukların da ciddi anlamda bir felsefi birikimleri var. İnsanı şaşırtan yerlerden dertleri var. Çok hoşuma gidiyor.