Bir Danimarkalı, bir Hırvat, bir İspanyol

Bir Danimarkalı, bir Hırvat, bir İspanyol
Bir Danimarkalı, bir Hırvat, bir İspanyol
Festivalin dördüncü günündeyiz. Herkes başkalarının izlediği filmleri yokluyor, kaçırılmış bir şey kalmasın istiyor. Henüz bütün izleyenlerin bir ağızdan önerdiği bir film yok ortalarda ama daha yeni başladık, az film gördük, kimbilir neler var önümüzde.
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

Sessiz Kalp / Stille Hjerte / Ustalar

Sessiz Kalp’i sinema dergisi Variety’nin eleştirmeni Jay Weissberg yerden yere vurmuş. Demiş ki, mealen, “böyle sinema, festival filan dolaşıyor ama bu filmin hakkı televizyon ve de uzun uçak yolculuklarıdır.” Televizyon filmlerini, uzun yolculuklarda uçakta izlenen filmleri ve dahi İskandinav sinemasını çok seven biri olarak ben zevkle izledim valla. Aslında konu öyle zevkle izlenecek bir şey değil pek. Bir ötenazi hikayesi. Amyotrophic lateral sclerosis, yani kısaca ALS hastalığının ilerlemiş aşamalarındaki kadın , doktor kocasının yardımıyla hayatına son verecek; iki kızını, kızların kocalarını, torununu ve en yakın arkadaşını birlikte son bir hafta sonu geçirmek, onlarla vedalaşmak için evine çağırmış. Hep birlikte iki gün geçiriyoruz. Kimi zaman birbirlerini yiyorlar, kimi zaman birbirlerini anlamaya çalışıyorlar. Film esasen ölümün kendisinden çok, kalanlara etkisini anlatıyor.

Ailecek ötenazi kararı almak kültürel olarak bize çok uzak olmakla birlikte, aile içi hesaplaşmalar dünyanın her yerinde aynı olduğu için eminim filmin herkesin yüreğinde sızlatacağı ayrı bir yer olacaktır. Nitekim, Feriye’deki seanstan çıkarken ağlamaktan helak olmuş bir kaç hanım gördüm, güne devam etmek üzere kendilerine gelmeye
çalışıyorlardı. Sanmayın ki insanı perişan eden bir film. Epey gülüyorsunuz. Komikliklerin esas kaynağı, küçük kızın davetsiz sevgilisi Dennis. Borgen dizisini izleyenler Dennis’i (Pilou Asbaek) Danimarka başbakanının sağ kolu olan Kaspar Juul karakterinden hatırlayacak. Kızları oynayan oyuncuların ikisi de bu rolleriyle ödül almış.

Rexx 2, 21:30

  

Azrail / Cosac / Balkanlar: Ateşin Sineması

İKSV’nin yayınladığı Festival Günlüğü’nde Balkan sinemasının Nuri Bilge Ceylan’ın gözünde “bir tür kişilik, bir tür ruh, bir öz” canlandırdığı yazıyor. Azrail’i izlerseniz, filmi düşündüğünüz zaman gözünüzde zifiri karanlığın içinde ışıklarını yakmış, insanın üstüne atlayacak bir canavar gibi duran dev traktör canlanacaktır. Spielberg’ün ilk tv filmi Duel’daki katil tır gibi unutulmaz bir ‘karakter’ olmuş traktör. (Bilmiyorum artık, savaş metaforu mu, orasını Uğur Vardan açıklasın.) Değme gerilim ve korku filmlerine taş çıkartacak şekilde yönetilmiş filmin anlattığı hikayeler sıradan insan hikayeleri, herkesin bir şekilde kendini içinde bulabileceği durumlar, başına gelebilecek şeyler. Tabii her sıradan insanın hayatının roman olduğunu, üstelik buradakilerin savaşın yaralarını hala sarmaya çalışan bir ülkenin insanları olduğunu da unutmadan. Filmin Hırvatistan Pula Festivali’nden En İyi Görüntü, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve ve En İyi Hırvat Filmi ödülleri var. Gerçekten de Balkan sineması, ateşin sineması, yakıyor. Yerinizde olsam bu filme vakit ayırmaya çalışırdım.

Atlas, 16:00

  

Sihirli Kız / Magical Girl / Yeni Bir Bakış

Sihirli Kız, geçen yıl İspanya’da bütün ödülleri toplamış. Goya ve San Sebastian’dan En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Film, En İyi Yönetmen ödülleri var. Pedro Almodovar da filmin hastalarındanmış. İnsanda bir beklenti oluşuyor haliyle. Her birinin ayrı hikayesi olan üç farklı karakterin yollarının kesiştiğini görüyor, hikayelerin tamamına asla vakıf olamıyoruz. Lösemi hastası kızının bir nevi son arzusunu yerine getirmeye çalışan baba, babanın şantajına maruz kalan ve geçmişini aşırı merak ettiğimiz ‘ev hanımı’ ile uzun yıllarını geçirdiği hapisten yeni çıkan yaşlı matematik öğretmeni. “Film insanı hemen içine alıp götürüyor,” gibi tanımlar bu film için kesinlikle geçerli değil. Yalnız, son derece bombastik bir sonu olduğunu söylemeliyim. Bütün filmi kibar kibar izlemenin ödülünü alıyoruz, kısaca. Keçiboynuzu mu dediniz? Ama onu da seven vardır. Vardır değil mi?

Atlas 2, 16:00