Bir ekolün son temsilcisiydi

Tümüyle yitirilen, asla geri gelmeyecek bir kültürün, bir terbiyenin iki kuşak gecikmeli son temsilcisiydi Vedat Kosal.
Haber: FİLİZ ALİ / Arşivi

İSTANBUL - Tümüyle yitirilen, asla geri gelmeyecek bir kültürün, bir terbiyenin iki kuşak gecikmeli son temsilcisiydi Vedat Kosal. Cemal Reşit Rey'den piyano dersleri almaya başladığında hocası 63, kendisi 10 yaşındaydı. O denli hayrandı ki Cemal beye, onun gibi hafif Fransız aksanıyla konuşmaya başlamıştı bu küçük adam. Yaşına bakmadan, Osmanlıca sözcükleri hocası gibi hakkını vererek tane tane telaffuz ediyordu.
Cemal beyden piyano ve kompozisyon öğrenmekle kalmıyor, Osmanlı geleneğini, Osmanlı terbiyesini, Osmanlı tarihini, Cemal beyin hayat görüşünü de benimsiyor, onun geçmişle olan yakın bağlarını, tarihe bakışını, beğendiklerini, beğenmediklerini de kendine mal ediyordu.
1972'de 15 yaşındayken orkestrayla ilk konserini verdi Vedat Kosal. 1975'te de İstanbul Filarmoni Derneği Ödülü'nü kazandı. 1976'da Alman Lisesini bitirdi ve bir yıl sonra da İstanbul Devlet Konservatuvarı bitirme sınavlarını dışardan vererek diplomasını aldı. Lise eğitimi ile müzik eğitimini bir arada, bütün zorluklarına
aldırmadan başarıyla tamamlamıştı. Artık kendi kanatlarıyla uçmaya hazırdı. Ne var ki, 1979'da Almanya'ya gitmeye karar verip, Münih Yüksek Müzik Okulu'na kaydını yaptırınca kıyamet koptu. Hocasıyla ilk çatışmasını Münih'e gitme kararı aldığında yaşadı Vedat Kosal.
Gönülsüz yolculuk
Cemal beyin, Frankofilliği yani Fransızseverliği ve Alman sevmezliği o denli uzlaşma tanımaz boyutlardaydı ki, sırf Alman oldukları için Brahms ve Wagner de dahil olmak üzere çoğu Alman bestecisine alerjisi vardı. Çok değer verdiği, genç bir Cemal Reşit Rey gibi yetiştirdiği öğrencisini Alman ellerine gönderme fikrine hiç tahammülü yoktu bu yüzden.
Ancak, Vedat artık rüştünü ispat etmiş ve kararını vermişti. Münih Yüksek Müzik Okulu'nda önce Hugo Steurer, sonra da Ludwig Hoffmann ile piyano çalışmalarını sürdürdü ve 1981'de mezun oldu bu okuldan.
Bir yandan uluslararası yarışmalara giriyor, bir yandan konserler veriyor, bir yandan da Maria Curcio, Halina Czerny-Stefenska, Peter Feuchtwanger gibi dünya çapında piyano öğretmenlerinden özel yorumculuk dersleri alıyor, kendini György Cziffra, Jorge Bolet ve Shura Cherkassy gibi büyük yorumculara dinletiyor, onlardan yararlanıyordu.
Sonunda 1986 yılında Darmstadt'ta düzenlenen 2. Batı Almanya Chopin Piyano Yarışmasında, en iyi Chopin Sonat yorumcusu ödülünü kazandı.
Konser piyanistliği kariyerine böylece adım atmıştı Vedat Kosal. Kısa zamanda Almanya'da, özellikle de Münih'te çok tanınan ve aranan bir piyanist oldu. Almanya'nın aristokrat ve entelektüel çevrelerinde pek çok dost edinmişti. Nitelikli piyanistliği ve müzisyenliği yanında son derece ince, nazik ve kibar kişiliği ile de kendine çok farklı bir yer yaratmıştı Almanya'da Vedat Kosal.
Romantik repertuvarı, Schumann, Chopin, Lizst, Rahmaninof'un eserlerini yorumlamayı seviyor ama Türk bestecilerini de ihmal etmiyordu. Başta hocası ve örnek aldığı insan Cemal beyin eserleri olmak üzere resitallerinde Hasan Ferit Alnar'ın, Bülent Tarcan'ın, Aydın Karlıbel'in, Nazife Güran'ın piyano parçalarını, hatta Sultan Abdülaziz'in Invitation a la Valse (Valse Davet) adlı eserini sık sık çalıyor, plak ve CD kayıtları, televizyon programları yapıyordu.
Bu denli başarılı bir yaşamın erkenden sona ermesi çok acı. 1957 yılında doğdu, 2001 yılında ebediyete intikal etti Vedat Kosal. Daha kırk üç yaşındaydı. Onunla birlikte Cemal Reşit Rey'in sanatsal mirasını taşıyan son halka da tarihe karışmış oldu.


    ETİKETLER:

    Almanya

    ,

    Aydın

    ,

    İstanbul