Bir rolü kabul etmem için ondan korkmam gerek

Bir rolü kabul etmem için ondan korkmam gerek
Bir rolü kabul etmem için ondan korkmam gerek
Bugün gösterime giren 'Siyah Giyen Adamlar 3'te 'Ajan K'nın gençliğini canlandıran Oscar adayı Josh Brolin ve filmin yönetmeni Barry Sonnenfeld, Radikal'in sorularını yanıtladı
Haber: CANSU URAS - cansu.uras@gmail.com / Arşivi

Röportajlarınızdan birinde ‘Siyah Giyen Adamlar’ serisinin ilk filmini defalarca izlediğinizi belirtmişsiniz ve şimdi, bu dünyanın içindesiniz.
Gerçekten çok garip ve gerçek dışı. İnsanların yıllardır izlediği ve sevdiği bir seriye dahil olmak çok güzeldi. Benim için büyük ve harika bir zorluktu. Filmin ön gösteriminde gördüğüm tepkilere göre, izleyicilerin seriye katılmamı benimsediklerini söyleyebilirim. 

Sert mizaçlı karakterlerle tanınıyorsunuz. Aynı zamanda Oscar’a aday oldunuz. Karşımızda böyle özelliklere sahip biri varken, ‘gişe canavarı’ olarak nitelendireceğimiz bir filmde rol almanızı beklemezdik. Bu rolü kabul etmeden önce herhangi bir tereddüdünüz oldu mu?
Rol aldığım bütün filmlerden önce hep endişelenmişimdir. ‘W’, ‘Süt’ ve ‘İhtiyarlara Yer Yok’ gibi ağır filmler öncesinde de kaygılarım olmuştu. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’ü kabul etmeden önce de endişelerim oldu; ama “Oscar adayı bir aktör, gişe canavarı bir filmde rol alıyor” kaygısı hiç taşımadım. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’ teklif edilince sadece “evet” dedim ve tüm endişelerimden arınmış bir şekilde genç Ajan K’ye hayal gücümü kattım. 

Bu projeye neler kattınız?
Tazelik. İlk filmden bu yana on beş yıl geçti. Hikâyeyi yeniden yaratmak bizim için bulunmaz bir lükstü. Açıkçası ilk başta “Tommy Lee Jones nasıl hisseder” diye düşündüm. Çünkü ilk iki filmde izleyici ona alıştı ve bu filmin de tamamında yer almıyor. Fakat sonrasında ikimiz de bu role iyi büründüğümü ve yenilik getirdiğimi düşündük. 

Will Smith’le çalışmak nasıldı? ‘Siyah Giyen Adamlar 3’te, Ajan J’nin yeni ortağı sizsiniz.
Harikaydı. Onunla bu filmden önce tanışmamıştım. Tommy Lee Jones ve Will Smith, harika bir kimyaya sahipti. Bunu oluşturmak çok önemli. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’te oldukça şanslıydım. Will, birlikte çalışması çok eğlenceli ve uyumlu biri. Bu sayede karaktere ve hikâyeye daha fazla odaklanabildim. 

Ajan K, sinema tarihinin kült karakterlerinden biri haline geldi ve bu filmde, seriye yenilik getiriyorsunuz. Bu açıdan nasıl bir Ajan K ile karşılaşacağız?
Ajan K, bence de sinema tarihinin önemli karakterlerinden biri. İlk iki filmden farklı olarak ‘Siyah Giyen Adamlar 3’, serinin ilk üç boyutlu filmi. Bu da seriye daha değişik bir vizyon ve Ajan K’yı da daha ikonik bir hale getirdi. Yeni filmde, daha pozitif ve enerjik bir Ajan K’le karşılaşacaksınız. Hatta onun sürekli söylenmesini özleyebilirsiniz (gülüyor). 

‘İhtiyar Delikanlı’ gibi büyük beğeni toplamış bir filmin yeni uyarlamasında rol alacaksınız. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yeni uyarlamaları seviyorum, var olan hikâyelere bambaşka açılar kazandırıyorlar. ‘İhtiyar Delikanlı’nın yeniden beyazperdeye uyarlanacağını duyduğumda ve teklif bana geldiğinde heyecandan titredim. Gerçekten harika ve bir yandan da korkutucu bir durum. Filmin orijinalinin yönetmeni Chan-wook Park’a teklif götürüldüğünde, hemen “evet” dedi. Daha önce bir başka yeni uyarlama olan ‘İz Peşinde’de rol aldım. Hikâye, orijinaline göre biraz daha farklıydı. Ama ‘İhtiyar Delikanlı’ gerçekten çılgınlık, Sharlto Copley gibi bir isimle de çalışacağım için çok mutluyum. 

Oscar sezonunda adını sıkça duyacağımızı düşündüğümüz, son filminiz ‘Gangster Squad’dan biraz bahsedebilir misiniz?
Filmin, ABD’de sınırlı sayıda bir kesime özel gösterimi yapıldı ve sonrasında harika yorumlar aldık. Gerek prodüksiyon gerekse post-prodüksiyon kısmı çok iyiydi. Ryan Gosling, harikaydı. Aynı şekillde Emma Stone ve Sean Penn’le de çalışmak oldukça keyifliydi. 

Filmografinizde sizi en çok zorlayan ve en derinlikli karakter hangisiydi?
Harika ve de bir yandan da zor bir soru (gülüyor). Belki biraz komik olacak ama ‘Siyah Giyen Adamlar 3’ diyebilirim (gülüyor). Tommy Lee Jones’un hayat verdiği karakterin gençliğine gitmek ve bir seriye üçüncü filmde dahil olmak beni ilk başta zorladı. Aynı şekilde ‘W’ de benim için değişik bir deneyimdi. ‘İhtiyarlara Yer Yok’ da epey zorlayıcıydı; çünkü hiç diyalog yoktu ve bu sohbetimizden anlamışsınızdır ki çok konuşan ve de konuşmayı seven biriyim (gülüyor). 

Senaryoyu aldıktan ve karakteri öğrendikten sonra ilk olarak hangi özelliği ararsınız? Bir rolü kabul etmeniz için en önemli faktör nedir?
Eğer çok korkuyorsam kabul ederim. Bir rolü kabul etmem için korkmam ve korkudan titremem gerekiyor. Benim için kırmızı tehlike bayrakları dalgalanmalı. Canlandırdığım her karakterin beni zorlamasını isterim. Başarısız olsam da en azından zorlandığımı bilmek kendimi iyi hissettiriyor. ‘The Dice Man’ adlı bir kitap var. Hayati kararları, attığı zarda gelen rakamlara göre veren bir psikiyatristi anlatıyor. Ben de kariyerimde bu şekilde ilerliyorum. Zarları atıp risk alıyorum ve o rolü kabul ediyorum (gülüyor).



İzleyiciler kendilerini filmin içinde gibi hissedecekler
On yıl gibi uzun bir süreden sonra yeniden ‘Siyah Giyen Adamlar’ için kamera arkasına geçmek nasıldı?
Bu süre zarfında ‘Siyah Giyen Adamlar’ serisi, ilk iki filmi izleyen ve izlemeyenler için tanıdık bir film ve hikâye haline geldi. Herkes, Ajan K ve Ajan J arasındaki ilişkiye bayıldı. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’te, bu hikâyeyi ve ilişkiyi yeniden yaratıyoruz. Diğer iki filme göre izleyicileri, yepyeni ve sıra dışı bir film bekliyor. Uzaydan yine başka yaratıklar geliyor; fakat bu defa ortada bir sorun var. Çünkü Tommy Lee Jones’un canlandırdığı karakter kayıp. Will Smith’in canlandırdığı Ajan J’nin zamanda yolculuk yapması gerekiyor. 1969 yılına gidiyor ve orada, genç Ajan K ile karşılaşıyor. Ajan J, dünyayı ve Ajan K’yı kurtarmak için onun genç haliyle işbirliği yapıyor ve hikâye, yeni bir yön kazanarak devam ediyor. 

Peki, bu kadar beklemenizin nedeni neydi?
Açıkçası bu soruya cevap veremem. Çünkü on yılın ardından seriye devam etmek, stüdyonun kararıydı. Bütçeyi ayarlamak ve doğru hikâyeye ulaşmak için beklemiş olabilirler. Bütün bu faktörlerden emin olmak
istediler ve sonucunda da harika bir yapım çıktı. 

‘Siyah Giyen Adamlar 3’ü, üç boyutlu izleyeceğiz. 3D, sinema için kaçınılmaz bir teknoloji haline geldi. Martin Scorsese de son filmi ‘Hugo’da üç boyutu kullandı. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’, nasıl bir 3D film olarak karşımıza çıkıyor?
Üç boyut teknolojisiyle çektiğimiz için gerçekten çok mutluyum. Uzun zamandır bu teknolojiyle film çekmeyi istiyordum. Çok farklı ve geniş lensler kullandık. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’ için şu ana kadar gösterime giren üç boyutlu filmlerin en iyisi diyebilirim. ‘Avatar’ ve ‘Hugo’ da bu teknolojinin kullanıldığı harika filmlerdi. Fakat 3D filmlerin çoğunda, bu teknolojiyle filmin altyapısındaki hatalar kapatılmaya çalışılıyor. ‘Siyah Giyen Adamlar 3’te ise üç boyutlu teknolojiyle izleyiciler kendilerini filmin içinde hissedecekler. 

Serinin önceki filmlerinde kısa rollerle de olsa sizi gördük. Son filmde de karşımıza çıkacak mısınız?
Evet. İki farklı kısa rolde oynamak gibi bir hata yaptım (gülüyor). İki farklı zaman diliminde, her an ekranda gözükebilirim. Dikkat etseniz iyi olur. 

‘Siyah Giyen Adamlar 3’ün, diğer filmlere göre en önemli farkı nedir?
Zamanda yolculuk, Josh Brolin ve serinin diğer filmlerine göre kesinlikle beklenmedik bir son. 

Seriye yeni bir aktör dahil oldu. Josh Brolin’le çalışmak nasıldı?
Josh, kesinlikle farklı ve etkili bir bakış açısı getirdi. Tommy Lee Jones’un karakterinin genç halini canlandırdı ve bu karakteri olağanüstü bir şekilde yorumladı. Josh, Tommy Lee Jones’a fiziksel açıdan çok benziyor ve sesi de aynı onun gibi. Fakat karşımızda daha pozitif bir Ajan K var. Tommy Lee Jones ve Will Smith, Ajan K’nın bu halini gördükten sonra “Sana ne oldu?” demişlerdi (gülüyor). 

Filmde Lady Gaga’yı da görüyoruz. Kendisini nasıl ikna ettiniz?
Lady Gaga neredeyse iki üç saniyeliğine karşımıza çıkıyor. Onun dışında Justin Bieber ve Tim Burton’ı da ağırlıyoruz. İlk iki filmde de Danny DeVito ve Michael Jackson gibi isimler vardı. Aslında filmde bir rolleri yok, onları sadece ekranlar aracılığıyla görüyoruz.
 
İki bölümünü yönettiğiniz ‘Pushing Daisies’in, sinema filminin olacağı söylentileri vardı.
Evet, bu tür dedikoduları duydum. Önümüzdeki yıllarda böyle bir proje yok ama açıkçası gerçekleşmesini isterim. ‘Pushing Daisies’de çok yetenekli ve harika insanlarla çalıştım.