Bir sanat gazetecisinin piyasa ile imtihanı

Bir sanat gazetecisinin piyasa ile imtihanı
Bir sanat gazetecisinin piyasa ile imtihanı
Yılların sanat gazetecisi olarak bu kez Contemporary İstanbul'u farklı bir gözle gezmeye, koleksiyoncularla empati kurmaya karar verdim. Cebimde hayali bir koleksiyon listesiyle fiyatları sordum. Tam da tahmin ettiğim gibi, fuarda fiyatlardan konuşmak ayıp değil, hatta pazarlık bile mümkünmüş.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Sanat fuarlarına yıllardır bienal muamelesi yapan gazetecilerden biri olarak bu kez Contemporary İstanbul ’u başka bir gözle gezmeye karar verdim. Neticede fuarın piyasa ve satış odaklı bir etkinlik olduğunu, burada sanat kadar ve hatta işin aslı daha çok ‘paranın konuştuğunu’ kabul etmek gerek. Katılan galeriler, temsil ettikleri sanatçıların en yeni ve en cazip ve en satılabilir işleriyle katılıyorlar. Tabii ki her şeyin üzerinde kocaman fiyat etiketleri sallanmıyor ve işin ticari yanı büyük bir kibarlıkla çözülüyor. İçinde binlerce sanat eserinin asılı olduğu fuar, bir nevi gez gez bitmeyen yorgunluktan artık hiçbir şeyi göremez olduğunuz bir müze gibi. Bu yıl fuara 108 galeri katılıyor. Sanatçı sayısı 520, sergilenen eser sayısı ise 2200. Galeriler üç günlük fuar boyunca satış ve izleyici durumuna göre rotasyon yapıp asılı eserleri değiştiriyor. Sonuçta fuar boyunca 3 bin civarında eser sergilenmiş oluyor. Bu nedenle en iyisi fuara girmeden önce hangi galeri ve sanatçılara bakacağınıza karar vermek. Ben de bu yıl fuarın itici gücü koleksiyoncularla empati kurmaya karar verdim. Önce kendime bir koleksiyon danışmanı bulmam gerekiyordu. Neyse ki fuarın yönetiminde de olduğu için içeriği iyi bilen Hasan Bülent Kahraman yardımıma koştu ve bana bir liste hazırladı. Bazıları fuarda segilenmese de Türkiye çağdaş sanatını temsil eden bir liste yapmıştı bana. İtiraf etmeliyim ki önce bu listenin 500 bin TL’lik olmasına karar vermiştik, ama ben içerideki fiyatları görünce bütçeyi iki kat arttırmak zorunda kaldım.

CEBİMDE BİR MİLYONLUK LİSTE
Çarşamba günü sadece sanat profesyonelleri ve potansiyel alıcıların davetli olduğu açılış için Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne gittim. Cebimde 1 milyon olmasa da 1 milyonluk bir liste vardı. Fuarın kapısından adımımı attığımda mutat şık çağdaş sanat kalabalığı beni karşıladı. Basın masasındakilerin beni uzaktan tanıyıp giriş kartımı hazır etmeleri, koleksiyoncu taklidi yapmamın pek de mümkün olmadığını bana daha ilk adımda hatırlatmış oldu. Dokuz yıldır bu fuara gelip giden herkes gibi ben de alışkın adımlarla girişteki bara yanaştım ve elime bir bardak şarap alıp etrafımı süzmeye koyuldum. Tabii ki tanıdık gazeteci, galerici ve sanatçılardan bir kaçı hemen görüş alanıma girdi ve onlarla her zamanki dedikoduları, selamlaşmaları, medyanın hali hakkındaki hayıflanmaları gerçekleştirip hemen tura başladım.
Sergi gezmek için mekanlarına gittiğimde bana hep çok yakınlık gösteren galerici dostlarıma fuarlarda uzaktan bir selam verip turuma devam etmeyi tercih ederim. Çünkü her zaman bir bey ya da hanımefendiye tatlı tatlı sanatçılarını anlatıyor olurlar. Hepimizin iyi bir satışa vesile olmasını dilediğimiz bu tatlı sohbetleri bölmemek gerekir. Ve ben de öyle yaparım. Ama bu kez cebimdeki listenin de zorlamasıyla doğrudan lafa girdim. ‘Nasıl gidiyor?’ ya da ‘Standın ne güzel olmuş’ gibi gönül okşayıcı sözleri hızlıca geçip listeyi çıkarttım ve duvardaki esere bakıp sordum: “Gülay Semercioğlu’nun fiyatı ne?” Pi Artworks’ün sahibi Yeşim Turan, Semercioğlu’nun bu yeni çalışmasıyla üçüncü boyuta doğru ilerlediğine işaret etti. Baktım haklı. Hoşuma gitti, tellerle bir dünya yaratan Semercioğlu yine güzel bir iş yapmış. Ama kaç lira? Lira değil Dolar! Önce bunu öğrenmem gerekiyormuş. Fuarda fiyatlar çoğunlukla Euro cinsinden, bazıları dolar, çok azı ise TL. Niye böyle? diye sorduğum bir başka galerici sanatçının Avrupa’da da galerisi olduğunu söyledi. Bir başkası ise ‘Ne bileyim, böyle üfürdük gidiyor işte!’ dedi; güldük… Neyse, Pi Artworks Standına dönersek, Yeşim Turan bana Gülay Semercioğlu’nun 40 bin Dolar olduğunu söylüyor. Sanatçının güleç yüzü canlanıyor gözümde, “vay be Gülay” diyorum içimden. Sonra iç cebimden çıkarttığım listeyi, diğer isimleri saklayacak şekilde büküp, sahte bir gizem içinde fiyatı not alıyorum. Sonra hemen karşıdaki Galeri Zilberman’a ulaşıyorum. Galeri sahibi Moiz Bey her zamanki gibi pek meşgul. Bana ‘Çok şükür fuar çok iyi gidiyor” diyor daha sormadan. Etrafındaki kalabalık nedeniyle görevli kızlardan birine yanaşıyor ve fiyatları ondan öğreniyorum.
Tabii ki fuarda büyük bir ekonomi dönüyor. İçerideki işlerin toplam değeri geçen yıl 91 milyon dolardı, bu yıl 100 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Geçen yıl fuara katılan eserlerin %67’sinin satıldığını düşünürsek bu yıl da nereden baksanız 150 milyon liraya yakın bir satış gerçekleşeceğini söyleyebiliriz.

 
Bedri Baykam ve Şahan Gökbakar

ÜÇ SAATTE SATILMIŞ BİLE
Fuar standlarında sadece dükkan sahipleri yani galericiler değil, yeni işlerini heyecanla koleksiyonculara ve eşe dosta göstermek üzere orada bulunan sanatçılar da vardır. Aslında sanatçıların da koleksiyoncuyla iyi bir diyalog kurması bildiğim kadarıyla istenen bir durum. Ama her sanatçı, mesela Seçkin Pirim kadar girişken ve sempatik bir kişilik olamıyor. Benim gibi sanat sanat içindir ekolünden gelen biri için ise galerici hadi neyse de sanatçının yanında para konuşmak hiç olmuyor. Bu nedenle Galeri Merkür’ün standına birkaç kere uğrayıp sonunda sanatçıya fark ettirmeden görevliyi bir kenara çektim ve fiyatları sordum. Büyük heykelin 60 bin, duvardaki rölyeflerin ise 24-25 bin Euro olduğun söyledikten sonra uyarıyor; ‘Tabii uygunlukları değişiyor.” “Yani?” diye soruyorum. Meğer bazıları çoktan satılmış bile. Fuar açılalı sadece 3 saat olmasına rağmen Seçkin Pirim’in 60 bin Avroluk heykeli çoktan alıcısını bulmuş.
Bir başka standta elindeki listeden fiyatları kontrol eden görevli “Almayı düşünürseniz bir şeyler yaparız” diyor. Anlıyorum ki gerçek bir alıcıysan benim kadar mahcup davranmaman gerek. Pazarlık her zaman mümkün.
Tabii daha ‘alınabilir’ fiyatlar pek çok başka şekilde karşınıza çıkabilir. Mesela bazı sanatçıların ünlü videolarından alınan görüntüler bazen fotoğraf olarak uygun fiyatlara satılabiliyor. Ya da büyük boy resimler, fotoğraflar yapan sanatçıların mutlaka küçük boy işleri de mutlaka yapılıyor. Mesela Murat Germen’in yeni, küçük boy çalışmaları hem bambaşka bir atmosfer oluşturan güzel işler hem de büyük boy fotolarının dörtte biri fiyatında… 

1 milyon liraya bir koleksiyon

PARTİSİ BİLE SANAT ESERİ GİBİ

Fuarın üst katında çoğunlukla köklü galeriler yer alıyor. Türkiyeli ve yabancı galeriler bir arada. Bir alt katta daha yeni, genç sanatçıların ağırlıkta olduğu küçük galeriler var. Fuarın birkaç yıl önce açılan Mezzanine salonu ise farklı atmosferiyle bazı galerilerin tercihi. Buraya giden koridorda sponsor kuruluş Akbank Private Banking’in VİP Lounge’u var. Daha çok büyük koleksiyoncu ve hatırlı kişilerin bir şeyler atıştırıp şarap dışında da bir şeyler içebilecekleri, birbirleri görecekleri bir özel mekan. Oraya girebilmek pek prestijli bir durum. Açıkçası ben fazla kalabalık olduğunu bildiğim için yürüyüşüme ara vermiyor ve Mezzanine’e varıyorum. Burada fuarın alternatif projeleri de var. Mesela yarı karanlık bir ortamda sakin sakin video ve dijital sanat işlerini izleyebildiğiniz Plugin Yeni Medya Bölümü. Ya da bu yıl sanatı herkese yayabilmek iddiasıyla açılan CI Editions. Edisyonlarda ana mantık bir fotoğraf ya da dijital resmi belli sayıda çoğaltıp fiyatını ucuzlatmak. Ama ucuz deyince yanlış anlamayın. Burada yer alan Orhan Cem Çetin ya da Ahmet Polat’ın bir fotoğrafına sahip 25 kişiden biri olmak için yine 2.500 TL’yi gözden çıkartmanız gerek…
Aslında alternatif bölümler o kadar da kalabalık değil. Ama herkes ondan bahsetmeyi seviyor. Neticede galeri standlarında tanıdık sanatçıların tanıdık işleri var çoğunlukla. Bu nedenle fuar hakkında fazla coşkulu davranmamak, adetten. Ama ille bir şeyi beğenecekseniz Plugin’den söz edebilirsiniz, kimsenin bir itirazı olmaz. Ben cepte liste, fuar turumu bu katta tamamlıyorum. Adet olduğu üzere ilk gün fuar kapanınca galeri yemekleri başlayacak. Nitekim saat dokuza yaklaştığında fuar alanı da boşalıyor. Herkes gece Karaköy’deki fuar partisinde buluşmak üzere sözleşerek dağılıyor. Tabii o sırada hiçbiri, o partinin içeri girilemeyecek kadar kalabalık olacağını ve çoğunun kapıdan döneceğini bilmiyor. Tıpkı çok popüler bir sanat eseri gibi…

Contemporary İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı 2014
13-16 Kasım 2014 Ziyaret Saatleri 11:00 - 20:00
Giriş: Tam 20,00 TL, öğrenci 12,00 TL